Kategori: <span>Uncategorized</span>

Bipolar Bozukluk/Manik Depresif Bozukluk Nedir?

 

BipolarBipolar bozukluk, mani veya hipomani epizodları olarak bilinen anormal  yüksek seviyelerden, depresif epizotlar olarak bilinen duygusal çöküşlere kadar giden, aşırı ruh hali dalgalanmalarıdır.

Bu duygudurum dalgalanmalarının dışında; kişinin işlevsellik, sağlıklı ilişkileri sürdürme, ve sağlıklı muhakemelerde bulunma yetenekleri de bozulur. Dalgalı duygudurum epizotlarının dışında ara dönemlerde normal ruh halleri yaşanır.

Bu bozukluğun teşhisi, ruh sağlığı uzmanları tarafından konulur. Bipolar bozukluğun tipik tedavisi, psikoterapi, farmakoterapi (ilaç) ve elektrokonvülsif terapi (ECT) gibi prosedürlerin bir kombinasyonunu içerir.

Yaygınlık

Bu tür bozukluğun kesin nedeni bilinmemekle birlikte genetik faktörler bilinen en büyük risk faktörüdür. Bununla birlikte bu, bipolar bozukluğa sahip birinci derece bir akrabası olan herkesin hastalık geliştireceği anlamına da gelmemektedir. Güncel verilere göre dünya çapında  görülme sıklığı toplumun %2,5’u kadardır

Semptomlar:

*Yüksek enerji düzeyi

*Uyku ihtiyacının azalması

*Normalden daha fazla konuşmak

*Yüksek sesle veya hızlı konuşmak

*Bir çok etkinliği aynı anda yapmak

*Bir günde yapılabilecek miktardan daha fazla etkinlik planlamak

*Abartılı benlik saygısı veya büyüklenmecilik(kendini abartılı biçimde güçlü, önemli veya yetenekli hissetmek gibi)

*Hızla değişen konu fikir veya karar değiştirme

*Riskli davranışlarda artış(Örneğin aşırı yemek, aşırı içki tüketimi, çok alışveriş yapmak veya çok para harcamak gibi)

Çocuklar da ve gençler de Bipolar bozukluk semptomları farklı şekilde ortaya çıkar.

Depresif bir dönem sırasında çocuk ve gençler, mide ağrıları, başağrıları, sebepsiz üzüntü yaşayabilirler. Uyku saatler artar, iştah değişiklikleri olur. Azalan enerji ile aktivitelere duyulan ilgi azalır.

Çocuk ve ergenlerin mani yaşadıkları dönemde ise uyumakta güçlük, uzun süre yoğun mutluluk veya aptallık hali gözükür.

Psikoz da, bipolar bozukluğu olan kişilerin yarısından fazlasında, hastalık süresince en az 1 dönem ortaya çıkan bir diğer özelliktir. Psikoz, halüsinasyon veya sanrıların ortaya çıkma durumudur. Bu bipolar bozukluğun potansiyel semptomlarından biridir. Benzer şekilde katatoni de bipolar bozukluğun potansiyel semptomudur. Katatoni ise donakalımdır.  Yani hareket edememe türünden psikomotor belirtilerle karakterize klinik bir tablodur. Hem davranışı hem de motor tepkileri etkiler. Şizofreninin bir parçası olarak bilinse de majör depresyon ve bipolar bozuklukta da görünebilmektedir.

Bipolar Bozukluk Dönemleri

Bipolar bozukluk, epizodik doğasıyla tanınır. Arada semptomların olmadığı aralıklı mani veya hipomani ve depresyon dönemleri yaşanır. Bu farklı dönemlere duygudurum dönemleri denir.

Belirli bir bölüm düzeni yoktur. Her bölümün süresi ve ciddiyeti de kişiden kişiye değişir. Bu tip kişilerin yaşadığı farklı duygudurum dönemleri şunları içerir:

*Manik dönemler,

Anormal ve kalıcı olarak yükselmiş ve huzursuzluk içeren ruh hali dönemleridir. Manik dönemler şiddetli olduklarında belirgin sosyal veya mesleki bozulmaya neden olur. İlk manik dönem, erken çocukluktan, geç yetişkinliğe kadar herhangi bir zamanda meydana gelebilir. Bununla birlikte ortalama görülme yaşı 18 dir.

*Hipomanik dönemler,

“Hipo”,”alt/daha düşük” anlamına gelir. Ve hipomani, maniden daha az manik bir ruh halini belirtir. Mani’nin aksine, bu ataklar hastaneye kaldırmaya veya sosyal ve mesleki işlevselliği bozmaya yetecek kadar şiddetli değildir.

Hipmanik dönemler en az dört ardışık gün sürer ve neredeyse günün bütününü kapsar. Mani de ise dönem, en az 1 hafta veya daha uzun süre anormal ve kalıcı olarak devam eder.

*Depresif dönemler,

iki hafta boyunca devam eden duygusal ve enerjinin düşük olduğu dönemlerdir. Tipik semptomlar arasında yoğun ve şiddetli umutsuzluk, üzüntü ve değersizlik veya suçluluk duyguları vardır. Ayrıca   iştah değişiklikleri, uyku bozuklukları, heyecanlı davranışlar görülür. Kişide  ölüm veya intihar düşünceleri gelişebilir. Dikkat, odaklanma güçlüğü ve karar vermede zorlanma gibi mental güçlükler yaşanır.

*Karışık dönemler, mani ve depresyonun aynı anda meydana geldiği dönemlerdir.

Bipolar bozukluk, bir tür duygudurum bozukluğudur. Duygudurum bozukluğu olan kişiler, aşırı mutluluk, aşırı üzüntü veya her ikisini birden yaşayabilirler. Duygudurum bozuklukları davranışta da değişikliklere neden olur. Ayrıca kişinin iş veya okul gibi rutin faaliyetlerle başa çıkma yeteneğini etkileyebilir.

Depresyon, yaygın bir duygudurum bozukluğu türüdür. Ayrıca epizodların sıklığı ve süresine göre bipolar I  bozukluk, bipolar II bozukluk ve siklotimi olmak üzere türleri vardır.

Bipolar I Bozukluk

Bipolar I bozukluğun karakteristik özelliği, en az yedi gün süren bir manik atak geçirilmesi veya hastaneye yatış gerektirecek kadar şiddetli olmasıdır. Bipolar bir bozukluk da depresif epizodlarda ortaya çıkabilir ancak,  teşhis için gerekli değildir. Manik ve depresif dönemler arasında genellikle normal bir ruh hali dönemi yer alır.

Bipolar II Bozukluk

Bipolar II bozukluğunun tipik özelliği tam bir manik dönem asla meydana gelmemesidir. Maniden daha az ciddi olan hipomani görülür. Depresif dönemler hipomanik ataklarla ileri geri kayar. Bu süreçte kişinin günlük yaşamı ve işlevselliği etkilenir.

Siklotimi

Kişinin, hipomani ve hafif depresyon yaşadığı kronik, dengesiz bir ruh hali durumunu ifade eder. Semptomların şiddeti Bipolar I bozukluktan daha az olmakla birlikte, majör depresyon ve hipomaninin döngüsel nöbetlerini içerir.

Borderline kişilik bozukluğu da dahil olmak üzere başka ruh sağlığı bozuklukları ile de örtüşen semptomlar nedeniyle genellikle eksik ya da yanlış teşhis edilebilmektedir.

TEDAVİLER

İlaç tedavisi

İlaç tedavileri, bipolar bozukluğu tedavi etmenin anahtarı olarak kabul edilir. Bipolar bozukluk için tipik ilaçlar arasında antidepresanlar, duygudurum dengeleyiciler (antikonvülsanlar, lityum ve Vraylar gibi atipik antipsikotikler), dopamin agonistleri ve NMDA-reseptör agonistleri kullanılır. Seçici serotonin geri alım inhibitörü (SSRI) antidepresanlar, depresyon tedavisinde kullanılır, ancak semptomların hızlı döngüsüne neden olma olasılığı nedeniyle trisiklik antidepresanlardan kaçınılmalıdır. Duygudurum dengeleyiciler maniyi yönetmek için kullanılır ve intihar riskini azaltabilir . Anksiyete semptomları ve uyku bozuklukları için hedefe yönelik ilaçlar da reçete edilebilir.

Psikoterapi

Bipolar bozukluğu olan bireyin rahatsız edici düşünce, duygu ve davranışlarını fark ettirmek ve değiştirmek için psikoterapiye başvurulur. Kişinin bozuklukla baş etme becerileri kazanımında pek çok terapötik teknik kullanılır. Yaygın terapi türleri arasında başta Bilişsel Davranışçı Terapi olmak üzere farklı tedavi seçenekleri vardır.

Pisiko terapik ilaçlar yeterli tedaviyi sağlamazsa, tedaviye dirençli hastalar veya hızlı yanıtın gerekli olduğu durumlarda EKT(Elektro Konvülsif Terapi) uygulanır. Bu nörolojik bir prosedürdür.

Bellek ve biliş üzerinde olası yan etkileri nedeniyle EKT’nin uygun olmadığı durumlarda TMS(Trans Kraniyal) manyetik stimülasyon uygulanır. Bu yöntem depresyonla ilişkili sinir hücrelerini uyarmak için manyetik enerjinin gücünü kullanan, daha yeni invazif(cerrahi olmayan) olmayan bir tedavidir.

 

Beyin Sağlığı

Beyin Sağlığını Korumak ve Beynin Yaşlanmasına Karşı 10 Strateji

 

Beyin sağlığı

Beyin sağlığı 1-Bitkisel Beslenin

Diyetinizin %90’ı bitkisel besinleri, yani sebzeler, meyveler, baklagiller, kabuklu yemişler ve tohumları içermelidir. Diyetinizin, beslenmenizin doğal ve sağlıklı, bitkisel açıdan zengin olması Alzheimer başta olmak üzere pek çok beyin hastalığından sizi koruyacaktır.

2-Sık Sık Meyve Tüketin

Sebze ve meyveler de bulunan fitokimyasallar  beyindeki oksidatif stresi ve iltihabı hafifletmeye yardımcı olurlar. Beslenmenize ekleyebileceğiniz pek çok meyve ve sebze arasına yaban mersini ve narı mutlaka bulundurun. Yapılan çalışmalar fitokimyasal yönden zengin yiyeceklerin, hafızayı geliştirmeye yardımcı olduğunu göstermektedir.

3-Hayvansal Ürünlerin Tüketimini Sınırlandırın

Demir ve bakır bakımından zengin kırmızı et başta olmak üzere hayvansal ürünler beyindeki oksidatif stresi arttırmakta ve beyinde amiloid-beta plak oluşumunda rol oynamaktadır. Bu minerallerin zamanla vücuttaki birikimi fazla miktara ulaştığında  beyne zarar vermektedirler. Bu sebeple demir, bakır gibi mineralleri, kabak çekirdeği ve fasulye gibi daha sağlıklı seçeneklerden elde edebilirsiniz.

4-Yağ İhtiyacının Fındık ve Tohumlardan Karşılayın

Araştırmalar ceviz, fındık gibi gıdaların beyin fonksiyonlarına fayda sağladığını göstermektedir. Bunlar temel omega-3 yağ asidi ALA, DHA ve EPA bakımından zengin besinlerdir.

5-Omega-3, Dha ve B12 Vitamini Kullanın

Bunların kullanımı nörodejeneratif hastalıkları önlemede yüksek koruyuculuk içerir.

B12 eksikliği hafıza sorunları, kafa karışıklığı ve hatta depresyona neden olabilmektedir. Vücudun B12 vitaminini emme yeteneği yaşla birlikte azaldığından ve bu vitamin bitkisel besinlerde bulunmadığından takviye olarak almak tavsiye edilir.

6-D Vitamini Takviyesi Alın

Düşük D vitamini seviyesi bilişsel bozukluklara sebep olabilmektedir. D vitamini hafıza oluşumunda rol oynayan önemli bir vitamindir ve yaşlılarda bilişsel bozukluk ve demans riski ile ilişkisi bilinmektedir. Ayrıca D vitamini beyne glikoz ve kalsiyum taşınmasını düzenlemede rol oynar. Ek olarak iltihabı azaltır ve belirli nörotransmitterlerin kullanılabilirliğini arttırarak bilişsel süreçleri korur.

7-Tuzdan Kaçının

Yüksek tuz kullanımı kan basıncını yükseltir, atardamarları sertleştirir ve hassas kan damarlarına zarar verir. Beyin dokusundaki kan akışının bozulması bilişsel süreçlerde de bozulmaya sebep olur. Beslenmenizde tuz yerine baharatlar, otlar veya narenciye, sirke gibi karışımlarla yeni lezzetler yaratabilirsiniz.

8-Şekerden Uzak Durun

Yüksek şeker miktarı, kan şekerinde tehlikeli seviyelere ulaşılmasına neden olur. Bu durum kan damarı hasarına yol açarken beyin fonksiyonlarında aşamalı bir düşüşe sebep olmaktadır. Ayrıca yüksek tansiyona da katkıda bulunan şeker, bilişsel becerileri de bozmaktadır. Ek olarak yüksek şeker seviyeleri ile beyin küçülmesi arasında bir ilişki bulunduğuna dair bilimsel kanıtlar vardır. Yüksek glikoz seviyeleri zihinsel kapasiteyi azaltmaktadır.

9-Kolesterol ve Kan Basıncı Seviyenizi Koruyun

Alzheimer gibi hastalıklarla, kalp hastalığı arasında ortak risk faktörleri vardır. Kan akışının bozulması beyin dokusu hasarlarına da yol açabilmektedir. Beynin küçük arterleri kan basıncında ki yükselmelere duyarlıdır. Ve uzun süreli hipertansiyon bu arterlere zarar verir. Beyin dokusunda oluşan hasar ile zayıf bilişsel performans arasında bir ilişki vardır. Yüksek tansiyonun Alzheimer hastalığı ve diğer demans türleri riskini 2 katına çıkardığına dair bilimsel kanıtlar bulunmaktadır.

10- Hareketli Olun ve Aktif Kalın

Yaşamın her aşamasında düzenli egzersizin beyin sağlığı üzerinde olumlu etkileri olmaktadır. Fiziksel aktivite sırasında beyne giden kan akışının artması, kan damarlarını sağlıklı tutmaya yardımcı olmaktadır. Ayrıca, ancak hareketli ve sportif etkinlikler halinde salgılanan endorfin gibi bazı hormonların da ruh sağlığı üzerinde etkisi nettir.

 

Egzersiz yapmak beyin dokusunun hücresel enerji üretiminden sorumlu olan mitokondrinin daha fazla üretilmesine yardımcı olur. Tüm bunların daha iyi hafıza, tepki süresi  gibi  bilişsel işlevlerle doğrudan ilgisi bulunmaktadır.

 

Bağımlılık Nedir

BAĞIMLILIK

Bağımlılık deyince hemen ve ilk akla gelen uyuşturucular ve alkol bağımlılığı olsa da, pek çok diğer maddeden kumara hatta yemek yemeden egzersiz bağımlılığına kadar uzanan geniş bir yelpazede bağımlılık tan söz etmek  mümkündür.

En genel tanım ile bağımlılık zararlı sonuçlar yaratmasına rağmen devam eden madde kullanımı veya zorlayıcı eylemlerle karakterize, genlerden ve çevreden  etkilenen  karmaşık, kronik bir bozukluk halidir.

 

BağımlılıkBAĞIMLILIK TÜRLERİ

 

Madde bağımlılığı: İlaçlar da dahil çoğu psikoaktif maddenin bağımlılık yapma potansiyeli vardır. Bu bağlamda bağımlılık bireyde önemli ölçüde bozulmaya ve sıkıntıya yol açan sarhoş edici maddelerin kullanımı olarak tanımlanabilir. Bu durumda ki kişide kontrol bozukluğu, sosyal bozulma, bazı alet ve araçların risk içeren kullanımı sıklıkla görülür.

 

Madde Kullanım Bozuklukları:

*Alkole bağlı bozukluklar

*Kafeinle ilgili bozuklukları

*Kenevir ile ilgili bozukluklar

*Tütün ile ilgili bozukluklar

*Opioid ile ilgili bozukluklar

*Uyarıcı ile ilgili bozukluklar

*Halüsinojen ile ilgili bozukluklar

*Sedatif, hipnotik veya anksiyolotik lerle ilişkili bozukluklar

 

DAVRANIŞSAL BAĞIMLILIKLAR

 

Bir çok davranışın gerçekte bir bağımlılık olup olmadığı konusu hala çok tartışmalı bir konudur. Örneğin alışveriş bağımlılığı, egzersiz bağımlılığı ve seks bağımlılığı davranışsal bağımlılıklar olarak belirtilebilir. Bununla birlikte tıbbi bir tanı olarak değerlendirilen iki tür davranış şunlardır:

*Kumar bağımlılığı

*İnternet de oyun oynama bozukluğu

 

SEMPTOMLAR

 

Belirti ve semptomlar bir bağımlılık türünden diğerine değişse de bazı yaygın bağımlılık belirtileri şunları içerir:

*Ruh halinde, iştah ve uykuda değişiklikler

*Riskli davranışlar da bulunmak

*Eskiden zevk alınan diğer şeylere karşı ilgi kaybı

*İnkar

*Gizleme

*Yasal ve maddi sorunlar

*Maddeyi veya davranışı ailenin, iş ve diğer sorumluluklar dahil hayatın diğer bölümlerinin önüne koyma

*Olumsuz sonuçlarına rağmen madde kullanmaya veya bağımlı olunan davranışa devam etmek

*Giderek daha fazla miktarda madde kullanmak veya bağımlı olunan davranışı yapmak

*Yoksunluk belirtileri

Tüm bağımlılıklarda ortak olan 2 özellik ise şunlardır: Bağımlılık yapan maddenin kullanımı veya bağımlı olunan davranış, hem bireyin kendisi hem de çevresindekiler için sorunlara neden olur. Kişinin sorunlarının üstesinden gelebilme ve zorlu durumlarla başa çıkabilme yeteneklerini zayıflatır.

Bu uyumsuz davranışlar kalıcıdır. Kişi bağımlı olduğunda oluşan sorun ve yıkıma rağmen bağımlılık davranışına devam eder.

Birey bir maddeye veya davranışa bağımlı hale geldiğinde madde kullanmayı ya da davranışı durduramaz çünkü tolerans geliştirmiştir.

Tolerans, vücudun ilaç veya maddenin varlığına uyum yapmış olduğu anlamına gelir. Tolerans geliştiğinde aynı etkiyi yaratmak için daha fazla madde veya ilaç kullanmak gerekir.

Madde veya ilacın kullanımı aniden kesilir veya miktarı azaltılırsa, kişi de “Geri Çekilme” denilen fiziksel ve psikolojik semptomlar meydan gelir.

Daha önce de vurgulandığı gibi bağımlılık, kişi, yıkıcı ve zararlı sonuçlar yaşamasına rağmen zorunlu olarak maddeyi kullandığında veya bağımlı olduğu davranışı yapmaya devam ettiğinde ortaya çıkar.

 

TEŞHİS

 

Alkol, sigara gibi bir maddenin kullanımı her zaman için bir bağımlılık göstergesi değildir. Ancak ara sıra da olsa kullanım, bağımlılık riski yaratır. Bunun yanı sıra sağlık riski, sosyal risk ve ekonomik risk  de oluşturur.

Kişi, gerçekte bir bağımlı olsa dahi bunun bir sorun olduğunu kabul edip tedavi olmaya karar vermedikçe yardım sağlanamaz. Kişinin bağımlı olduğuna dair kabulü ve kararından sonraki adım, bir uzman/doktor  tarafından yapılacak muayenedir.

Bir kişinin alacağı kesin teşhis, bağımlılığının doğasına bağlı olur. Bağımlılığa yol açabilecek veya kötüye kullanılabilecek maddeler şunları içerir:

*Alkol

*Esrar

*Kokain

*Halüsinojenler

*Opioidler

*Steroidler

*Metanfetamin

*İnhalanlar( Solunanlar)

*Tütün/Nikotin

*MDMA

*Hatta bazı reçeteli ilaçlar

Bu maddeler tehlikeli biçimde yoksunluk semptomlarına neden olma potansiyeli taşırlar.

 

BİR BAĞIMLILIĞINIZ OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORSANIZ

 

Bağımlı olduğunu kabul etmediği halde veya bunun bir bağımlılık olduğuna inanmayan pek çok kişi vardır. Hatta bu o kadar yaygındır ki bunun bir adı da vardır” yüzleşme öncesi aşaması”. Bir bağımlılığınız olabileceğini düşünmeye başladıysanız siz, muhtemelen bu yüzleşme öncesi aşamayı geçtiniz. Şimdi dürüstçe düşünme zamanıdır. Kullandığınız madde veya meşgul olduğunuz davranış hakkında daha fazla bilgi edinin. Herhangi bir bağımlılık belirtiniz var mı gözden geçirin.

Bir çok kişi bu durumu değiştirmeye karar vermenin ardından durumu kendi kendine kontrol edebilir. Ancak bazıları için bırakmayı denemek hiçte hoş duygular yaratmayan geri çekilme semptomlarına yol açar. Böyle bir durumda derhal tıbbi bir yardım alın. Yaygın olarak buna sebep olan başlıca maddeler arasında uyarıcılar, kokain, metanfetamin, ve hatta reçeteli ilaçlar yer alır.

Bazı madde ya da ilaçları başlayıp bırakmak ve tekrar başlamak veya aşırı doz kullanmak akıl sağlığı bozukluklarına veya yaşamı tehdit eden tıbbi komplikasyonlara bile sebep olabilir. Bu sebeple ilaç veya madde bırakma süreci tıbbi gözetim altında yapılmalıdır.

 

BİR BAĞIMLILIK GELİŞTİRMEYE KATKIDA BULUNABİLECEK FAKTÖRLERDEN BAZILAR ŞUNLARDIR:

 

Beyin: Bağımlılıklar beynin ödül devrelerinde zamanla değişikliklere yol açar.

Aile Öyküsü: Ailenizde bağımlılığı olan biri varsa, sizin de bağımlı olma olasılığınız daha yüksektir.

Genetik: Bilimsel araştırmalar genetik faktörlerin bağımlılık geliştirme risk ve olasılığını arttırdığını göstermektedir.

Çevre: Bağımlılık yapan maddelerin kolaylıkla bulunduğu veya ulaşıldığı bir sosyal çevre, bağımlı olan kişilerle ilişkiye maruz kalma, bağımlılık gelişmesine katkıda bulunabilir. Ayrıca sosyal destek eksikliği, sosyal baskı ve zayıf başa çıkma becerileri de riski arttırır.

 

TEDAVİ

 

Bağımlılıkların gelişmesi zaman alır. Pek çok maddenin bir kez kullanımı ardından hemen bağımlılık yaratmaz. Ancak bazı maddelerin bir kez kullanımından sonra bile zihinsel sağlık sorunu geliştirmek olasıdır. Hatta aşırı doz sebebi ile oluşacak bir komplikasyondan dolayı ölmek bile  mümkündür.

Tüm iyileşme yolları aynı değilse de bağımlılıklar tedavi edilebilir. Yaygın tedavi yaklaşımlarından bazıları şunlardır:

*İlaçlar: Aş erme ve yoksunluk semptomlarının tedavisine yardımcı olacak ilaçlar mevcuttur. Bunların yanı sıra bağımlılığın altında yatan psikolojik bozuklukları tedavi etmek için anksiyete veya depresyon ilaçları da kullanılır

*Psikoterapi: Başta Bilişsel davranışçı terapi (BDT) olmak üzere, aile terapisi ve gurup terapileri de dahil psikoterapi yöntemleri mevcuttur.

*Destek grupları ve kendi kendine yardım: Yüz yüze veya online platformda destek gruplar içinde yer almak, psikoeğitim ve sosyal destek sayesinde kişilerin bağımlılıkları ile başa çıkmada harika bir seçenek olabilmektedir.

 

HASTANEYE YATIŞ

 

Bazı kişilerin oluşan ciddi komplikasyonlar karşısında tedavi için hastane yatışı gerekebilir.

 

İYİLEŞMEYE YARDIMCI OLACAK DİĞER ŞEYLER

 

*Erken uyarı işaretlerini fark edin. Pek çok insan bağımlılıklarını ve ne kadar bağımlı olduklarını fark etmeden yıllar geçirebilirler. Öyle ki bağımlılıkları yaşam tarzları haline gelir. Dolayısı ile yoksunluk ve geri çekilme semptomları yaşamadıklarından  bağımlı olduklarını fark etmezler. Ya da geri çekilme semptomlarını, yaşlanıyorum, çok yoruldum, sabahları zaten kötü uyanırım gibi yorumlama eğiliminde olurlar.

*Bağımlılık hakkında bilgi edinin. Kendinizi eğitmek iyi bir başlangıçtır. Bilgi ve eğitim ile bağımlılık yapan davranışları kontrol etmeyi öğrenebilirsiniz. Yardımın her zaman mevcut olduğunu unutmayın. Bu yardımın en iyi şekli terapistiniz veya doktorunuzdan destek almaktır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Anoreksiya Nervoza

Anoreksiya Nervoza’nın Belirtileri ve Uyarıcı İşaretleri

 

Anoreksiya NervozaFiziksel, Davranışsal ve Duygusal Belirtiler

Anerokisya Nervoza yeterince yememekle karakterize bir yeme bozukluğu türüdür. Çoğu zaman ergenlik dönemi başında başlayan kız çocukları olduğu kadar erkek çocukları da etkileyen hatta yetişkinlikte de teşhis edilebilen bir psikolojik bozukluktur.

Anoreksiya Nervoza psikolojik bozukluklar arasında yaşamı tehdit eden ve en yüksek ölüm oranına sahip yeme bozukluğudur.

Aneroksiya Nervoza yaşayan kişiler de şu belirtileri sergilerler;

 

Fiziksel Belirtiler

 

*Aneroksiya Nervoza’lı kişiler genellikle hasta olduklarını kabul etmezler. Çok düşük kilolu olduklarına inanmaz ve düşük kilolarını maskelemeye çalışabilirler.

 

*Aneroksiya Nervoza da kişi yeterli beslenmediği için, vücut hayatta kalmak için kaynaklarını korumak zorunda kaldığından, fiziksel belirtiler oluşur.

Bu fiziksel belirtilerden bazılar

Anemi,

Karın ağrısı,

Kabızlık,

Kolayca morarma,

Kırılgan tırnaklar,

Soğuk el ve ayaklar,

Tüylenme,

Kuru ve seyrelmiş saç,

Baş dönmesi,

Denge kaybı,

Düşük tansiyon,

Kas kaybı,

Soluk ve kuru cilt,

Soğuğa duyarlılık

Ve en tipik fiziksel belirtisi önemli ölçüde düşük vücut ağırlığıdır..

 

*Ergenlik sonrası genç kız ve kadınlarda menstural dönem kaybı yani adet kesilmesi

 

Davranışsal Belirtiler

 

Davranışsal belirtiler Aneroksiya Nervozalı kişinin aile üyeleri ve arkadaşları tarafından, dışarıdan kolayca fark edilecek belirtilerdir.

*Mide ağrısı şikayetleri

*Aneroksiya Nervoza’lı kişinin başkaları için yemeği kendisi yaptığı halde, pişen yemeği yememesi.

*Yemeği reddettiği gibi açlığın da inkarı.

*Sert hava koşullarında bile yürümek, koşmak veya egzersiz yapmak için dışarıda olma ısrarı

*Koşullar uygunsuz olsa bile aşırı hareketlilik (Çocuklarda hiperaktivite gibi görünebilir) veya egzersiz yapmak

*Alışılmadık veya tuhaf yiyecek kombinasyonları yemek

*Aşırı mükemmeliyetçilik

*Yorgunluk

*Yemek yemekten kaçınmak için, aile ile yemek yeme anlarında mazeret uydurup onlara katılmama

*Yemekten kaçınmak için yiyecekleri saklama

*Yemek kitabı, yemek programı gibi yiyeceklerle ilgili konulara takıntılı olma.

*Garip yeme ritüelleri veya garip yeme alışkanlıkları edinme

*Yemek yediği belirli kap veya tabakları kullanmaya ısrar veya takıntı geliştirme

*Yemek yemeye dair ani ve değişiklikler. Örneğin bir anda vejetaryen olmaya karar verme veya organik olmayan hiçbir yiyeceği yememe.

*Yiyecekler, kilo, kalori ve diyet hakkında düşünüp durma ve bu konuda çok konuşma

*Sık sık tartılma

*Çok sık aynaya bakıp vücut ve boyutunu kontrol etmediklerini

*Giderek önemli ölçüde kilo kaybı yaşadığı halde, kilo alma veya şişmanlamaktan korkma

 

DUYGUSAL BELİRTİLER

 

Duygusal belirtileri dışarıdan birinin fark etmesi güçtür. Bu belirtiler ise şunları içerir;

*Kaygı

*Depresyon

*Sosyal faaliyetlere katılmada çok az motivasyon hissetme

*Arkadaş ve aileden kendini geri çekme

*Çok fazla onaylanma ihtiyacı

* Eğer ince ve zayıfsam, değerli ve çekici biri olurum inancı

 

Ve kesinlikle şu konuda yanılgıya düşmeyin!

 

Tüm belirtileri yaşadığı halde pek çok Anoreksiya Nervoza’lı kişi dışarıdan normal kilolu gözükebilir. Halbuki henüz hayati düzeyde önemli kilo kaybetmemiş olduğu bir evrededir.

Siz veya bir yakınınız Aneroksiya Nervoza belirtileri gösteriyorsa mutlaka bir ruh sağlığı uzmanından yardım alın.

Bulimia Nedir

Bulimia nervoza bir yeme bozukluğu türüdür. Tıkınırcasına yeme,  ardından da  telafi yöntemi olarak kusma, musil …

Bipolar Bozukluk/Manik Depresif Bozukluk Nedir?

  Bipolar bozukluk, mani veya hipomani epizodları olarak bilinen anormal  yüksek seviyelerden, depresif epizotlar …

Beyin Sağlığı

Beyin Sağlığını Korumak ve Beynin Yaşlanmasına Karşı 10 Strateji   Beyin sağlığı 1-Bitkisel Beslenin Diyetinizin …