MÜKEMMELLİYETÇİLİK

Kişinin diğerleri ve kendisi için çok yüksek standartlar belirlemesi ve bunlara ulaşma beklentisi olarak tanımlayabileceğimiz mükemmeliyetçiliği iki biçimde görebiliriz.

“Uyumlu” ya da “normal” mükemmeliyetçiler, yaptıkları işte en iyi olmak isteyen sorumluluk sahibi kişiler olurlar ve gerek kendileri gerekse diğerleri için daha gerçekçi standartlar belirlemişlerdir.

“Uyumlu olmayan” ya da “nevrotik” mükemmeliyetçi kişiler ise, tatminsiz, ulaşılmaz hedefleri olan ve diğerlerinden de ulaşılmaz beklentileri olan kişiler olurlar. Hem başarısızlığa tahammülleri yoktur hem de başarısızlıkları ile ilgili problem çözme becerileri geliştiremeyen kişilerdir.

Bu kişiler sürekli gerçek veya hayali hataları üzerine düşünen, çoğunlukla endişeli, kendi yaptıklarından tam olarak emin olamayan ve kendilerini eleştiren sürekli bir baskı altında kişilerdir. Düşük benlik saygısı, haz alamama, işleri erteleme ve zamanında bitirememe sık görülen özelliklerdendir. Çünkü bu kişiler hata yapmamak için kalkıştıkları işi sürekli tekrar eder ve düzeltirler, düzen ve plana düşkündürler. Karar verme durumlarındaki güçlükleri bir türlü seçim yapamamakla sonuçlanır. Eylemlerden hiçbir zaman emin olamazlar. Yaptıkları işin sonucu mükemmel değilse kendilerini başarısız olarak görürler. Belirledikleri yüksek standartlara ulaşamayacaklarını düşündüklerinde ise, o işi yapmaktan kaçınırlar veya en iyisi olana kadar sürekli ertelerler. “Ya hep ya hiç” tarzında düşünürler. Bu yüzden de yetersizlik, başarısızlık gibi inançlar geliştirir ve benlik saygıları düşük olur. Bu örüntü başkalarından beklentileri söz konusu olduğunda da vardır. Diğerlerini performansları üzerinden değerlendirirler, onların hataları ile de aşırı derecede ilgilidirler.

Mükemmeliyetçiliğin gelişmesinde erken çocukluk gelişim dönemindeki bağlanma biçimi, anne baba modelleri, ebeveyn tutumları, çevre, kültür, akranlar, öğretmenler hepsi birlikte oldukça önemlidir.

Bu kişilerin ebeveynlerinin genelde başarı üzerine odaklı olduğu, çocuğun ebeveynlerini “katı” olarak değerlendirdiği sıklıkla görülür. Genellikle ailede çocuktan yüksek beklentiler vardır ve aynı biçimde çocuğun performansı “katı bir şekilde eleştirilir”. Bu beklentiler sadece ebeveynlerinden değil içinde bulduğu sosyal ortamdan, arkadaşlarından, öğretmenlerinden de gelebilmektedir. Bu ortamda yetişen çocuk ebeveynlerinin ve diğerlerinin isteklerini karşılayamadıkça kendini gittikçe çaresiz ve yetersiz hissetmeye başlar ve ancak mükemmel olduğunda anne ve babası veya diğerlerinden tarafından kabul göreceğine dair bir inanç geliştirir. Bunların yanı sıra, çocuklar, sosyal öğrenme ile, örneğin kendi anne babaları mükemmeliyetçi ise onları örnek alarak, tıpkı anne babaları gibi mükemmel olmaları gerektiğine inanarak da mükemmeliyetçilik geliştirmektedir.

Mükemmeliyetçilik pek çok fiziksel ve psikolojik soruna neden olan, kişiye mutsuzluk getiren bir özelliktir.

Bu özellikteki kişilerin düşük öz güven birlikte sosyal ilişkilerinden aldıkları düşük tatmin ve yaptıkları işlerden haz edememe bu kişileri depresyona yatkın hale getirir. Bununla birlikte anksiyete bozuklukları, obsesif kompulsif bozukluk, somatizasyon, yeme bozuklukları, uyku bozuklukları bu kişilerde sık görülür. Bu özellikteki yetişkinlerin eşleri, iş arkadaşları veya çocukları ile iletişim çatışmaları da normale oranla çok fazladır.

Bu kişiler sürekli tetikte gibi olduklarından sürekli bir biçimde de stres altında hissederler. Bunun fizyolojik sonuçları da bedensel hastalıklar şeklinde kendini gösteriri.

Tüm bu olumsuz sonuçları yüzünden mükemmeliyetçiliğin üstesinden gelmek oldukça önemlidir. Nitekim mükemmeliyetçilik mutsuzluk getirir.

Yasemin KULAÇ

Klinik Psikolog

Close cart
Ara Toplam:  0,00