DUYGULAR (HAREKETE YÖNELTEN DÜRTÜLERİMİZ)

DUYGULAR

(HAREKETE Yönelten Dürtülerimiz)

Duygular.

Mutluluk, kaygı, korku, neşe, öfke…

Bunların hepsi, ne iyilerdir ne de kötü. Hepsi bizim içindir ve gerçekte harekete geçmemizi sağlayan dürtülerdir.

Hatta duygu ( emotion ), kelimenin kökü olan “motere” Latince “hareket etmek” anlamına gelen fiile bir ön ek “e-” getirilerek, “uzaklaşmak” anlamına gelen bir sözcüktür. Ve böyle olduğu halde, bu, sadece bir sözcük olmaktan çok daha fazla ve farklı bir anlam içerir hale gelmiştir.

Duygularımız.

Hepsinin bir işlevi vardır ve hatta yararı.

Örneğin MUTLULUK: mutluluğun oluşturduğu başlıca biyolojik değişiklikler arasında, beyin merkezinde olumsuz duyguları engelleyip bir enerji artışına yol açarak kaygı verici düşünceleri durduran bir etkinlik yer alır. Bedeni rahatsız edici duyguların yarattığı biyolojik uyarılmadan kurtaran sükunet hali dışında belirli bir fizyolojik değişim görülmez. Bu konfigürasyon bedene genel bir dinlenme sağlar, ayrıca kişiyi elindeki işi yapmaya, çeşitli hedeflere doğru ilerlemeye hazır ve istekli hale getirir.

KORKU: korku hissedildiğinde ise, kan kaçmayı kolaylaştırmak için bacaklardaki gibi büyük iskelet kaslarına yönelir ve sanki yüzdeki kan çekilir. Bu da “kanın donduğu” hissini verir. Bu arada saklanmanın daha iyi bir alternatif olup olmadığının anlaşılması için beden bir anlık donar. Beynin duygusal merkezlerindeki devreler onu “alarm mood” una geçirip harekete hazırlamak üzere hormon salgılamasını başlatır. Dikkat, nasıl tepki verilmesi gerektiğini değerlendirmek için yaklaşan tehlikeye odaklanır.

ŞAŞKINLIK: kakan kaşlar, görüş alanının büyüyüp retiniya daha fazla ışık girmesini sağlar. Bu, beklenmedik durum hakkında daha fazla bilgi edinip çevrede neler olup bittiğini anlayarak en uygun hareketin yapılmasına olanak verir.

TİKSİNME: tüm dünyada aynı şekilde ifade edilmektedir ve aynı mesajı gönderir. Bir şeyin kendisi ya da fikri tat ve koku olarak iğrenç gelmektedir. Tiksintinin yüz ifadesi olarak üst dudağı yana doğru kıvırıp burnu hafifçe kırıştırmak kötü kokuya burun deliklerini kapamak veya zehirli yiyeceği tükürmeye yönelik ilk çabadır.

ÖFKE: öfke hissedildiğinde, kan akışı bir silah tutmayı ya da düşmana vurmayı kolaylaştıracak biçimde ellere yönelir. Kalp atışı hızlanır. Adrenalin gibi hormonların hızla salgılanması ile birlikte çevikçe hareket etmeye yetecek güçte bir enerji meydana gelir.

ÜZÜNTÜ: üzüntünün esas işlevi ise, yakın birinin ölümü veya büyük bir hayal kırıklığı gibi önemli kayıplara uyum sağlamaya yardımcı olmaktır. Üzüntü enerjiyi azaltır, derinleşip depresyona yaklaştıkça da metabolizma yavaşlayıp hayatta zevk alınan şeylerden uzaklaşmaya yol açar. Bu içe dönüklük, kaybın veya kırgınlığın yasını tutup sonuçlarını değerlendirmeyi, sonra da artan enerjiyle birlikte yeni başlangıçlar planlamayı sağlar. Bu enerji kaybı, üzüntüye kapılan ve hassaslaşan insanı, daha güvende olduğu yuvasına yakın tutmuş dahi olabilir.

Ve SEVGİ: sevecen duygular ve cinsel tatmin, parasempatik uyarılmayı sağlar. Bu ise korku ve öfkede görülen “savaş ya da kaç” durumunun fizyolojik karşıtıdır. “gevşeme tepkisi” denen parasempatik model, işbirliğini kolaylaştıran, genel bir huzur ve tatmin hali yaratan bedenin her yeterine yayılmış tepkileri kapsar.

Yasemin KULAÇ

Klinik Psikolog

Close cart
Ara Toplam:  0,00