Kategori: <span>Yetişkin</span>

Bulimia Nedir

Bulimia nervoza bir yeme bozukluğu türüdür. Tıkınırcasına yeme,  ardından da  telafi yöntemi olarak kusma, musil kullanımı, aşırı egzersiz veya oruç tutma gibi kilo alımı önleyici davranışlarla karakterizedir.

Diğer yemek bozukluklarında olduğu gibi, bulimik kişiler de utanç, suçluluk duyguları nedeniyle durumlarını gizleme eğilimi gösterirler. Semptomlarını gizlemek için öyle çok çaba sarf edebilirler ki, bu da arkadaşlarının hatta ailelerinin bile bir problem olduğunu fark etmelerini güçleştirir.

Bulimia’nın fiziksel, davranışsal ve duygusal semptomları;

Fiziksel:

Kusmak en çok başvurulan kilo alımını önleme davranışıdır.

Kendini kusturan bu kişiler arasında en çok göze çarpan fiziksel belirtilerden biri yanaklarda görülen kabarmadır. Genelde kusma, elin ağza sokulması ile tetiklenir. Hastalığın ilerleyen döneminde ise kişi, mekanik bir uyarı olmaksızın da kusabilmeye başlar.

*Ağız ülserleri, karın ağrıları görülür.

*Göğüs ağrısı, boğaz ağrısı, baş ağrısı sık görülen belirtiler arasındadır. *Elektrolit dengesizlikleri ve dehidrasyon,

*El ve ayakların şişmesi,

*Çene bölgesinde şişkin bezeler,

*Diş hassasiyeti,

*Diş çürükleri,

*Kalp çarpıntısı,

*Baş dönmesi ve denge kaybı,

*Gözlerde kanlanma,

*Kan kusma diğer fiziksel belirtilerdendir.

Davranışsal Belirtiler

Aile üyeleri ve arkadaşları tarafından dışarıdan en çok fark edilebilen belirtiler, davranışsal belirtilerdir. Bunlar:

*Yemek saklamak

*Yemek çalmak

*Bir oturuşta çok miktarda ve aşırı yemek yemek

*Yemeklerden hemen sonra, her zaman tuvalete gitmek

*Alınan kalorileri yakmak için egzersiz yapmak

*Diğer faaliyetlerin önüne geçse bile egzersiz yapmak da ısrar etmek

*Aşırı yeme veya çok sıkı diyet dönemleri döngüsü

*Çöp tenekelerinde çok miktarda gıda ambalajı veya atığı

*Çöpte, çanta da ve arabada bulunabilecek musil veya diüretik paketleri

*Tuvalete ve banyoya çok sık gitme

*Diyet, yiyecekler, kilo ve kalori hakkında normal bir sohbetin önüne geçecek kadar çok konuşmak

*İştahı bastırmanın bir yolu olarak detox çayları, sigara ve hatta uyuşturucu kullanımı.

 

Duygusal Belirtiler

Bu belirtiler davranışsal belirtiler kadar göze çarpmasa da, kişinin arkadaşları ve aile üyeleri tarafından sıklıkla fark edilebilir. Bu belirtilerin pek çoğu sadece Bulimia Nervoza’ya özgü değildir. Başka psikolojik bozukluklarda da görülebilen belirtilerdir.

*Depresyon

*Aşırı sinirlilik

*Kendini yargılayıcı biçimde özeleştiri yapmak

*Öz saygı, değer ve çekiciliğinin, fiziki görünüşü ve beden ağırlığına göre  belirlenmesi

*Güçlü onay ihtiyacı

*Kontrolden çıkmış gibi hissetmek

Tanı ve Tedavi

Bulimia Nervoza hastalarının çoğu ortalama ağırlıkta olduğu için, Bulimia’nın fiziksel semptomları, hastalık aşırı derecede şiddetli hale gelene kadar başkaları tarafından fark edilemeyebilir. Ayrıca yeme bozukluğu olan çoğu kişinin davranışlarını gizlemesi de teşhisi geciktirmektedir. Buna rağmen aşağıda ki temel semptomlar tanı koymada kritiktir.

*Kısa sürede çok miktarda yemek yemek ve bunu yaparken kontrolden çıkmış bir şekilde aşırı yemek yeme atakları

*Yemek yemeyi dengelemek için kusma, oruç tutma, müshil veya idrar söktürücü kullanma, aşırı miktarda egzersiz yapma gibi telafi edici davranışların kullanılması.

*Öz değerlendirme, vücut şekli ve ağırlığından haksız yere etkilenir.

Bunlara ek olarak  fizik muayene ve diğer hastalıkları ayırt etmeye yardımcı olmak için laboratuvar testleri gereklidir. Tanı bir psikiyatri uzmanı veya tıbbi uygulamaların klinik alanında uzman bir terapist tarafından konulabilir.

”Bulimia Nervoza  ile ilişkili semptom ve bulguların çoğu tedavi ile normale döndürülebilir. Lütfen bu problemi yaşayan siz iseniz bir an önce destek alın. Yakınlarınızda biri ise profesyonel destek almaya teşvik edin.”

 

 

 

 

Anksiyete Atakları

 

 

Anksiyete atağı  psikoloji literatüründe panik atak olarak da geçmektedir. Anksiyete atağı gerçek bir tehlike veya tehdit olmaksızın ortaya çıkan aşırı endişe, korku dönemidir. Bunu deneyimleyen kişi panik duygusu ile kalp çarpıntısı, nefes darlığı, kontrol edilemeyen düşünce bombardımanı gibi pek çok belirtiyi yaşar. Anksiyete atağının yarattığı yoğun korku ve endişe ve panik hali birkaç saniyeden 15 dakikaya kadar ve bazen daha da uzun sürebilir.

Savaş veya Kaç Tepkisi

Anksiyete yaşamı tehdit eden durumlara karşı gelişmiş evrimsel bir stres tepkisidir. Bu tepki sempatik sinir sisteminin bir dizi stres hormonu salgılamak üzerinden  fizyolojik tepkimesiyle bağlantılıdır. Yani anksiyete vücudun savaş veya kaç tepkisidir.

Bazı insanlarda bu stres aşırı tepkiseldir. Bir iş sunumu veya bir sınava girmek gibi gerçekte tehdit edici olmayan durumlar bile bu kişilerde anksiyete atağına yol açar.

Anksiyete atakları hafif, orta veya yüksek şiddette olabilir. Anksiyete atak belirtileri kişiden kişiye ve durumdan duruma değişebilir. Bazen yaygın bir anksiyete bozukluğu şeklinde bazen de panik atak şeklinde deneyimlenebilir.

SEMPTOMLAR

Bir anksiyete atağının belirtileri şunları içerir:

*Baş dönmesi

*Kalp çarpıntısı

*Titreme

*Terleme

*Nefes darlığı

*Mide bulantısı

*Göğüs ağrısı

*Uzuvlarda uyuşma ve karıncalanma

*Sinirlilik

*Bayılacak hatta ölecek gibi zannetme ve yoğun korku ve panik içerir.

NEDENLERİ

Anksiyete ataklarının tek bir nedeni yoktur. Belirli, stresli yaşam durumlarında, bireysel tetikleyicilere kadar pek çok sebep den kaynaklanabilir. Ayrıca anksiyete atakları bir çok ruh sağlığı bozukluğunun da bir belirtisi olabilmektedir. Bir çok kişi stresli bir yaşam döneminde anksiyete atağı yaşayabilir. Şu gibi durumlar anksiyete atağını tetikleyebilirler:

*Sınavlar

*Sunum veya performanslar

*Mali güçlükler

*İşsizlik

*Yoğun iş temposu

*Boşanma

*Sevilen birinin kaybı

*Hasta veya bakıma muhtaç biri ile ilgilenmek

*Afetler

*Kaza ve hastalıklar

*Küresel pandemi

Gerçekte anksiyete bir duygu olarak herkesin deneyimleyebileceği, hayatın normal bir parçasıdır. Sağlıklı düzeyde kaygı ve endişe kişiyi tetikte, dikkatli ve odaklanmış tutar. Ancak bazen büyük yaşam değişiklikleri, olağan endişeleri akut semptomlarla birlikte bir anksiyete atağına dönüştürebilir.

Öngörülemeyen şoke edici durumlar bazı insanlar da anksiyete atağı tetikleyebilir. Dilimizde “boş bulunmak” dediğimiz, hazırlıksız bir anda yaşadığımız basit bir durum bile bunu tetikleyebilir. Örneğin aniden korkutulmak, bir kedi tarafından tırmalanmak, merdivenin bir basamağını kaçırıp boşa adım atmak bile buna sebep olabilir.

Diğer Psikolojik Bozukluklarla İlişkisi

Bazen de anksiyete atakları başka bir psikolojik bozukluğun bir belirtisidir.  Başlı başına anksiyete  şu gibi bozuklukların bir özelliğidir.

*Yaygın anksiyete bozukluğu

*Sosyal ankasiyete bozukluğu

*Travma sonrası stres bozukluğu

*Obsesif Kompulsif Bozukluk

*Özgül fobiler

*Agorafobi

*Panik bozukluk

Anksiyete Atakları ile Kendi Kendine Başetme

Bir anksiyete atağı geçirirken kendinizi kontrolü kaybetmiş gibi hissedebilirsiniz. Ancak kontrolü geri almanın yolları vardır.  Bazı stratejiler ataklarınızın şiddetini azaltabileceği gibi sonraki atakların önlenmesini de sağlar. Size yardımcı olacak bazı stratejiler şunlardır:

*Sağlıklı beslenme

*Düzenli ve yeterli uyku

*Nefes egzersizleri

*Gevşeme egzersizleri

*Bedensel aktivite(spor, yürüyüş, yoga gibi)

*Olumlu iç diyaloglar

*Olumlu imgeleme

*Tedavi almak

Anksiyete Ataklarının Tedavisi

Anksiyete atakları için tedavi almak çok önemlidir. Çünkü sıklıkla devam eden anksiyete atakları, ardından depresyonu da getirebilmekte hatta intihar girişimi riskini de arttırabilmektedir.

İlaç Tedavisi

Anksiyolotik ilaçlar, ankasiyete bozuklukları için merkezi bir tedavi biçimidir ve semptomların azalmasında etkilidir. İlaç tedavisi psikiyatri hekimleri tarafından verilir. SSRI’lar ve SNRI’lar anksiyete tedavisi için en yaygın olarak reçete edilen antidepresanlardır.

Psikoterapi

Anksiyete atakları için etkili psikoterapi uygulamaları vardır. Özellikle panik veya anksiyete ataklarının semptom ve sıklığını azaltmada etkili terapi Bilişsel davranışçı terapidir.(BDT). Bu konuda eğitimli ve deneyimli bir klinik psikolog ile görüşmek ve terapi almak son derece faydalı olacaktır.

 

 

 

 

 

 

 

 

Aile İçi Şiddet

Aile içi ŞiddetAİLE İÇİ ŞİDDET

Aile içi şiddet, kısaca bir kişinin eşine, anne babasına, çocuklarına, kardeşlerine ve akrabalarına yönelik ciddi, yaşamsal risk içeren bir istismar türüdür. Erkeklerin aile içi şiddete maruz kalma olasılığı daha düşük olsa da, onların da mağdur olabileceğini bilmekte fayda var;
Aile içi şiddetin en görünür şekli fiziksel şiddettir. Bununla birlikte manipülasyon, şantaj, duygusal ve psikoloji şiddet, cinsel istismar, ekonomik şiddeti de bu çemberin içerisine koyabiliriz. Burada istismarcının amacı partnerini ya da aile üyesini kontrol altına alma ve hükmetme girişimidir. Unutmayın kişinin dışa dönük şiddet göstermemesi istismarcı olmadığı anlamına gelmez.
Bir çok istismarcı çok iyi manipülatörlerdir. Bu yüzden onları gerçekten tanımak ve anlamak zor olabilir. Hiç belirti vermeyebilirler. Bu da istismara uğrayan kişi için nadir yaşanmış bir olay, bir kaza gibi algılanabilir.
Örneğin yaşanan bir şiddet olayından sonra istismarcının partnerine bolca özür ve pişmanlık sözleri söylemesi ya da pahalı veya anlamlı hediyeler alması, aşk ve sevgi patlamaları, ağlayıp sızlaması, hatta sorunun çözümü için uzmandan yardım almak istemesi gibi taktikler uygulayabilir. Böyle bir durum da dahi unutulmaması gereken kişinin yaptıklarından pişman olması onun istismarcı olmadığı anlamına gelmez.

Aile İçi Şiddet Uyarı İşaretleri

Kendinizin, bir arkadaşınızın veya sevdiğiniz birinin aile içi şiddete uğradığını düşünüyorsanız, hızlı bir şekilde yardım almanız önemlidir.

İşte dikkat etmeniz gereken bazı uyarı işaretleri:

Duygusal istismar: Partneriniz yapmış olduğunuz etkinliklerle ve becerilerinizle dalga geçebilir; sizi küçük düşürmek, ezmek, utandırmak veya hakaret etmek; ya da değersiz ve beceriksiz olduğunuzu söyleyebilir.
Kıskançlık: Sizden gizli telefonunuzu veya bilgisayarınızı karıştırabilir. Sosyal medya hesaplarınızı kontrol etmek, sahip olduğunuz mail, banka şifrelerinize erişmek isteyebilir. Ailenizle olan iletişiminize engel olmak isteyebilir. Sizi telefonunuzda sürekli arayıp nerede olduğunuzu ve ne yaptığınızı bilmek isteyebilir. Sürekli olarak kılık-kıyafetinize karışabilir.
Takip etme: Reddedildiklerinde olayı bir sonra ki aşamaya geçirip, aracınızı takip edebilir, habersiz iş yerinize gelip huzursuzluk çıkarabilir, ya da evinize gelebilirler.

Gözdağı: Sizi ürkütmek, korktuğunuzu bilmekten haz alabilirler.
Cinsel kontrol: Uygun olmadığınız ya da istemediğiniz zamanlarda sizinle cinsel ilişkiye girmek isteyebilirler; İlgilenmediğiniz zamanlarda bile ilişki talep edebilirler; mahremiyet alanı dışında sizi fantazilerine ortak etmek için baskı yapabilirler.
Fiziksel istismar: Herhangi bir sebepten ya da sebep olmaksızın sizi darp edebilir, yaralayabilir ya da tehdit edebilirler.
Bu şiddet sizi, çocuklarınızı manipüle edip hatta evde bulunan evcil hayvanlarınızı dahi rehin almaya kadar gidebilir. Bunun adı ve şekli ne olursa olsun derhal harekete geçin.
Fiziksel istismar arkadaşlarınızın, bir sevdiğinizin ya da hiç tanımadığınız birinin de başına gelebilir. Bu kişiler içinde bulundukları durumdan utanıp bunları paylaşmak istemezler. Gözlerinizi açık tutun. Şunu bilin ki işler daha kötüye gitmeden yardım edebilirsiniz.

İşte dikkat etmeniz gerekenler:

Kişi sizi alenen toplum içerisinde aşağılamasa da, daha küçük hareket, davranışlar ve eleştirilere dikkat edin. Mesela size gereksiz yere sinirleniyorlar mı?
Arkadaşınız partnerinin yanında rahat konuşabiliyor mu? Ya da sessiz mi kalıyor. Mağdurlar çoğu zaman partnerlerini öfkelendirmemek için çok konuşmazlar ya da sözlerini sürekli yumuşatırlar.

Bahaneler üretme: Mağdurlar genellikle partnerlerinin asabi ve kötü davranışlarını mazur görme eğilimindedirler. Örneğin partnerinin işsel sorunları veya aile içi maddi sorunları bahane edip, partnerini grup içerisinde haklı çıkarmaya çalışırlar. Aslında partnerinin iyi biri olduğunu ve bazen sorunların üstesinden gelemediğini söyleyip durumu kurtarmaya çalışırlar.
Sahiplik: Arkadaşınızın partnerinin aşırı sahiplenme ve kıskançlık durumlarını iyi takip edin. Arkadaşınız karşı cinsten biriyle konuşurken, partneri garip davranıyor mu ya da arkadaşınızın telefonuna gelen bir mesajla çok mu ilgililer. Bunların hepsi kontrol işaretleri olabilir.
Gözlemlediğiniz morluklar ve yaralanmalar: Evet, insanların başına gün içerisinde pek çok küçük kaza gelebilir. Bir gün onu morluklar içerisinde görebilirsiniz. Bununla ilgili size düştüğünü söyleyebilir. Ama bu kazalar ve morluklar periyodik bir şekilde oluyorsa o zaman duruma daha ciddi bakmanız gerekebilir

Ani kişilik değişikliği: Arkadaşınız birden bire içine kapanırsa sebebini anlamaya çalışın. Çünkü çoğu zaman mağdurlar yaşadığı tacizi veya şiddeti kendilerinden de saklarlar.
Siz (veya Bir Arkadaşınız) İstismara Uğruyorsanız Ne Yapmalısınız?
Partnerinizin size şiddet uyguladığını kabul etmek korkunç olabilir. Ondan ayrılmalı mısınız yoksa sevgi bunu tolere eder mi? Mağdur için bu kararı vermek çok zor olabilir. Bu biraz zaman alabilir. Cesur olun. Olabilecek bir sonraki istismar için acil durum çantası hazırlayın. Birkaç kıyafet, cüzdanınızı bir çantaya koyun. Böylece ayrılmaya karar verdiğinizde hazır olmuş olacaksınız. Kapıyı vurup gidebilirsiniz.

Hızlı bir uyarı:

Kendinizi bir tehlike içinde görüyorsanız 155’i arayın. Ayrıca 183 Aile içi şiddet yardım hattını da arayabilirsiniz. Bu sayede güvende olabilirsiniz. Her gün ortalama 5 kadın öldürülüyor. – bu nedenle, ne zaman ayrılmak gerektiğini bilmek önemlidir.

Şiddet durumu halinde ihbar hattını aradığınızda ;
*Sakin olun ve panik yapmayın
*Neden aradığınızı en net ve kısa şekilde bildirin
*Size yardımcı olmaya çalışan yetkiliyi dinleyip, anladığınızdan emin olun ve onunda sorularına en anlaşılır şekilde cevap verin
*Bulunduğunuz yeri tarif etmeniz ya da adres vermeniz gerektiğinde yine en kolay en net en anlaşılır şekilde söyleyin. Mümkünse konumunuzu paylaşın.
*Size verilen tüm yönergelere uyun.

Ayrılma kararı vermeden önce planlarınızı yapmış olun. Kendiniz ve çocuklarınız için bir güvenlik planı oluşturun.

Arkadaşınızın tacize veya şiddete maruz kaldığını düşünüyorsanız, onu konuşmaya zorlamayın. Konuşun ve yanında olduğunuzu hissettirin.
Arkadaşınız partnerinin istismarcı olduğuna yönelik direnç gösterebilir. Bu yüzden konuşmalarınıza dikkat edin. Asıl önemli olan ayrılmaya karar verdiklerinde yanında durup destek olacak birisinin olmasıdır.

Her ne olursa olsun ister siz ister arkadaşınız istismara uğrasın, bu konuda uzman birisi mutlaka seçenekleriniz arasında olmalı. Bu sizin gergin ilişkilerle, duygusal zorluklarla baş etmenizde yardımcı olacaktır.

Adrenal Yorgunluk

Adrenal Yorgunluk

Adrenal Yorgunluk-Tüm dünyada ruhsal rahatsızlığı olan 500 milyon kişi bulunuyor. Sonuç olarak Bu, her yıl 7 kişiden 1 tanesinin tedavi gerektirecek derecede ruhsal sorunu olduğu anlamına geliyor.

adrenal yorgunluk

Böylelikle her 4 kişiden 1 kişi yaşamının bir döneminde ruhsal rahatsızlıklardan etkileniyor.

Ruh sağlığı ciddi anlamda bozuk olan her 4 kişiden 3 kişi hiçbir tedavi almıyor/alamıyor.

Dünya Sağlık Örgütü tempolu yaşamın STRES inin getirdiği sağlık sorunlarını,

“21. yüzyıl sendromu” olarak resmen tanımış durumda.

Aşırı stresin neden olduğu bazı psikiyatrik problemler

Depresyon, Anksiyete Bozukluğu, Tükenmişlik Sendromu, Cinsel İşlev Bozuklukları, Alkol ve Madde Kullanım Bozukluğu, İntihar Düşünceleri ve Girişimleri …

Günümüzdeki Başlıca Stres Kaynakları

Çevresel faktörler: Terör olayları, toplumsal şiddet, göç, işsizlik, açlık, çevre kirliliği, gürültü ve baz istasyonları gibi…

Sosyal ortam ile ilgili faktörler: Her türlü kayıp (ölümle, iflasla vb.) Eğitim ve işe girme ile ilgili sınavlar. Mobbing, evlenme, yuva kurma ve boşanma …

Fizyolojik faktörler: Ergenlik, gebelik, menopoz, hastalıklar, yaşlanma, yaralanma, yanlış beslenme…

Düşünsel faktörler: Değersizlik, yetersizlik, güçsüzlük fikirleri, dışlanma, reddedilme, kabul görmeme …

STRES

Yeni oluşan bir koşul karşısında verdiğimiz zihinsel, ruhsal ve bedensel-fizyolojik tepkilerin tümüdür.

Birey stres kaynağı ile karşılaştığında, sempatik sinir sisteminin etkin hale gelir. Beden savaş ya da kaç tepkisi gösterir. Bu durum kalp atışlarının hızlanması, tansiyonun yükselmesi, solunumun hızlanması ve adrenalin salgılanmasına neden olur. Savaş ya da kaç tepkisinin ortaya çıktığı bu aşama,“ALARM” aşaması olarak adlandırılır.

Stresin 
 Fiziksel belirtiler

Kalp çarpıntısı, nefese darlık, gerginlik , terleme, titreme, baş ağrısı, göğüs ağrısı, kas ağrıları, mide ve barsak şikayetleri, diş gıcırdatma ve çenede sıkılık, uykusuzluk, iştah değişimi, düşük enerji ve güçsüzlük, cinsel istekte ve aktivitede azalma, sürekli olarak grip, nezle ve enfeksiyon kapmak.

Stresin 
 Duygusal belirtileri

 Özellikle kaygı, korku, endişe, huzursuzluk, tedirginlik, güvensizlik, çaresizlik, gerginlik, sinirlilik, öfke, kızgınlık, hayal kırıklığı, mutsuzluk, ümitsizlik, değersizlik, yetersizlik, karamsarlık…

Stresin 
 Zihinsel belirtileri

Bununla birlikte unutkanlık, dağınıklık ve karışıklık, odaklanmada güçlük çekmek ve dikkat eksikliği, muhakeme gücünde düşüş, düşüncelerin hücum etmesi, kötümser olmak ve her olayın kötü tarafını görmek (olumsuz iç diyaloglar)

Stresin 
 Davranışsal belirtileri

Sinirli davranışlar sergileme, tırnak yeme, huzursuzluk, yerinde duramama ve volta atmak, iştahta değişiklik ya çok fazla yemek ya da hiçbir şey yememek, artan alkol, ilaç ve sigara tüketimi, sorumluluklardan kaçınmak ve sürekli ertelemek, iş verimliliğinde düşme…

Yasemin KULAÇ

Klinik Psikolog

Yalnızlık

Yalnızlık

Yalnızlık hem sosyal etkileşimin kesildiği ve kişinin izole kaldığı bir durum hem de anlamlı ilişkilerin yokluğundan ötürü hissedilen bir tür üzüntü duygusudur.

yalnızlık

Yalnızlıkla ilgili yapılan araştırmalar ve istatistik veriler “yalnızlığımızın” giderek artmakta olduğuna işaret etmektedir. Nedenini acı ve yalnızlığın oluşturduğu “mutsuz kronikler” sayısının artması endişe vericidir.

Acı bir paradokstur. Birliktelik, sevgi, ait olma, güvende hissetme arzusu ile başlayan duygusal ilişkiler ve evlilik bağı ile resmileşen romantik seçimler bile kişiye kendini yalnız hissettirebilmektedir.

Ruh ve beden sağlığı üzerinde de çok büyük tesirleri olan bu durumun bir tür yoksunluk durumu olarak da tanımlanabilir. Yalnızlık, sigara kullanımından, alkolizme, uyku bozukluklarından, yeme bozukluklarına, dahası depresyon ve kaygı bozukluklarına varan, hatta insanı intihara kadar sürükleyebilecek bir yaşam dramıdır.

Yalnızlık bizi farklı ve genellikle beklenmedik şekillerde etkiler. Etrafınız insanlarla çevrili olabilir ama kendinizi tamamen onlardan kopuk hissedebilirsiniz. Bilindiği gibi Pandemi fiziksel izolasyon yarattı ve bunun sonucunda her şey çevrimiçi hale geldi.

Yalnızlık çok gerçek bir olgudur ama aynı zamanda da çok yaygındır. İşte ofiste veya evde yalnızlıkla mücadele etmekte sizlere  bir kaç ipucu.

Bunun Normal Olduğunu Unutma

Yalnızlık genellikle değişim dönemleriyle ilişkilendirilir ve hepimiz pandemiden bu yana büyük bir değişimden geçtik. Bu yüzden kendinize karşı sakin olun ve başkalarının da aynı şeyi hissettiğini bilin. Değişimle birlikte yalnızlık da yaşamın doğal bir parçasıdır.

Yalnız hissediyorsan başkası için bir şey yap

Kulağa mantıksız gelebilir. Ancak araştırmalar, başkalarına yardım etmenin bizi daha az yalnız hissettirebileceğini ve refahımızı iyileştirebileceğini gösteriyor. Gönüllü kuruluşlarına katılın. Yerel bir topluluk grubuna katılın, bir arkadaş, meslektaş veya komşu için bir iyilik yapın. Ya da hal hatır sormak için akrabalarınızla görüşün.

Yalnızlığını tahmin et

Hepimizin yalnız zamanları ya da hayatımızın yalnız kısımları vardır. Bu sadece bu duruma nasıl tepki verdiğimizle ilgilidir. Ne zaman yalnız kalırsın? Akşamları mı, hafta sonları mı, doğum günleri mi yoksa resmi tatiller mi? Önceden plan yapın ve bir şeyler yaptığınızdan emin olun.

Bu, dolu bir sosyal hayata sahip olmanız gerektiği anlamına gelmez, okumak için bir kitap veya denemek istediğiniz  bir kurs olabilir. Zamanınızı ilginç, besleyici ve eğlenceli şekillerde dolduran her şey.

Yalnızlığınızın sizi genellikle zevk alacağınız şeyleri yapmaktan alıkoymasına izin vermemeye çalışın. Çevrenizdeki birçok insan muhtemelen bir dereceye kadar aynı duyguyu paylaşıyor.

İş hakkında konuşma

İş arkadaşlarınızla yaptığınız küçük önemli alışverişleri, kısa da olsa küçümsemeyin. Gün içinde beş dakikalığına telefonu kaldırıp birini arayın ve iş dışında bir şey hakkında konuşun: Nasıl olduklarını sorun, XYZ’nin son bölümünü gördüler mi? Daha da iyisi, ofiste çalışıyorsanız, bir meslektaşınızla bir çay veya kahve için.

Kendini başkalarıyla kıyaslama

Meslektaşlarınızla sosyalleşmek, özellikle kendinize olan güveniniz diğerleri kadar yüksek olmadığında ve kendinizi yalnız hissettiğinizde göz korkutucu olabilir. Bunu akılda tutarak, başarılarınızın size özel olduğunu unutmayın. İnsanlar hayatlarıyla ilgili paylaşımlarda bulunduğunda, yalnızlığı yaşayanların sadece biz olduğumuzu düşünebiliriz. Başkalarının ne hissettiği hakkında hiçbir fikrimiz olmadığını hatırlamak çok önemlidir. Bu yüzden kendinizi başkalarıyla karşılaştırmaktan kaçının.

 

Sermayeyi derin ve değerli ilişkilere yatırmak, doyum ve haz veren karşılıklar almak ve dost zengini olmak dileğiyle…

Sevgi, sağlık ve güvenle kalın.

Stres Yönetimi

Stres Yönetimi

Stres yönetiminde; kişinin, kendisine, olaylara ve geleceğe BAKIŞ AÇISI önemli olmaktadır. Olumsuz düşünceler, değerlendirme ve yorumlar olumsuz duygulara ve uyum bozucu davranışlara yol açar.

stres yönetimi

Olaylara, durumlara ve genel olarak hayata ne açıdan baktığımız orada ne gördüğümüzü belirleyen verilerden bir tanesidir. Gerçekçi düşünebilmek için resmin tamamını görmeye çalışın.

Bazen stresin kaynağı bizzat bireyin kendi kişiliğidir.

POZİTİF ve ÇÖZÜM ODAKLI KİŞİLERİN Stresten etkilenme biçimi anlamlı biçimde daha hafiftir.

Kimi durumlarda zaman kendi başına stres nedeni olabilmektedir. Zaman baskısı enerjiyi tüketir, üretkenliği azaltır, kişiyi kaygılı ve mutsuz yapar. Zamanın etkili biçimde kullanılması stresi daha kolay yönetmeyi sağlar.

Kişilerarası iletişim sorunları strese nedeni olabilmektedir. Sorunları doğru anlamak, doğru şekilde ifade edebilmek ve karşıdaki kişilerle yapıcı bir şekilde çözmek Stresi ortadan kaldırmada çok etkilidir.

Sevin! Olumlu ilişkiler kurun.

Sevdiğimiz biriyle kucaklaşmak vücudumuzda doğal ağrı kesiciler (oksitosin hormonu) salgılamamıza neden olur.

SANAT la uğraşı stresle baş etmede resim, ahşap boyama, örgü, dikiş, takı tasarımı gibi el sanatları yararı kanıtlanmış bir gerçektir.

Spor Yapın

Egzersiz yapmak psikolojik sorunlar geliştirmiş pek çok vakada antidepresanlar kadar etkilidir. Stresten kurtulmak için egzersiz yapın.

Aynı şey beyniniz için de geçerli. Beyniniz de tıpkı kaslarınız gibi egzersize ihtiyaç duyar.

BEYNİNİZİ KULLANIN!

Ayrıca stres yönetimi için günde birkaç dakikanızı zihinsel egzersizlere ayırmak sadece fikirlerinizi güçlendirmekle kalmayacak, aynı zamanda hafızanızı geliştirecek ve zihninizi de sakinleştirecektir.

Dans edin

Son yıllarda hastalıkların tedavisinde birçok alternatif yollara başvurulmaktadır. Bunlardan biri olarak dans edin! Sonuç olarak Yapılan araştırmalara göre dans etmek, hareket ve denge için beyne yardım ediyor, neşe ve moral veriyor ve hastalıkların seyrini de değiştirebiliyor!

Gülün!
 Hatta (mümkünse) kahkahalar atın!!!

Benzer şekilde gülmek stresi azaltmada son derece etkilidir. Gülme anında, tıpkı egzersiz sırasında salgılanan ve ağrının şiddetini azaltan endorfin hormonu gibi, vücutta kişinin kendisini iyi hissetmesine neden olan kimyasallar salgılanmaktadır.

Doğanın stres azaltıcı etkisi vardır.

Ayrıca  doğanın ve doğal olan her şeyin insan gelişimine olumlu etkisi ve insanın ruhsal boyutu ile ilişkisi açıktır. Hatta doğa ile iç içe bulunmak, strese karşı önleyici ve koruyucu olmakta ve hatta tedavilerde etkinliği artırmaktadır.

Sağlıklı BESLENİN

Her şeyden önce Antioksidanlardan zengin besinler, B grubu vitaminlerdemir yönünden zengin diyet, anti-stres minerali olarak da bilinen magnezyumun tüketimi stresin etkisini azalmaktadır. Sonuç olarak Balık tüketmek strese karşı koruyucudur. Ayrıca Sigara ve Alkolden uzak durmak, fastfood türü kızartma, hamburger, kola, pizza gibi enerji değeri yüksek besinler tüketmemek önerilir. Ve günde en az 8-10 bardak su içmelisiniz

Dinlenin ve tatile de zaman ayırın

Bununla birlikte sakin ve derin NEFES alın ve verin, alın ve verin …

Stresin engellenebilir veya geri döndürülebilir bir süreç olduğunu unutmayın. Ayrıca stres tepkilerini azaltmaya nefes alış verişinizi kontrol altına almaktan başlayın. Ondan sonra sakin ve derin nefes almayı öğrenmek, tam gevşemeyi öğrenmek yolunda atılan en önemli adımdır.

ve GEVŞEMEYİ ÖĞRENİN

Ayrıca gevşeme, stres altındaki bireyde başlayan stres tepkisinin tam karşıtı bir etki yapar. Gevşeme hareketleri ile kaslar rahatlar, tansiyon düşer, solunum yavaş ve derin olur, kan şekeri azalır. Sonuç olarak bedende başlayan psikosomatik stres tepkisi kırılır.

https://youtu.be/6bD0Qtcbqpg

Yasemin KULAÇ

Klinik Psikolog

Psikolojik Sorunlarda Beden Dili Kullanımı

Psikolojik Sorunlarda Beden Dili

Beden Dili İle Anlatmak / Anlamak

Psikolojik Sorunlarda Beden Dili Kullanımı-Bedensel ve ruhsal durumumuz birbiri ile ilişkili süreçlerdir. Sevinçli bir durumda enerjimizin yükselmesi, hasta olduğumuzda keyfimizin de kaçmasında olduğu gibi ruh halimiz bedenimizin, bedenimiz de ruh halimizin işleyişini etkiler.

Psikolojik sorunlarda beden dili

Buna istinaden bazı fiziksel rahatsızlıkların nedenlerinin psikolojik olabileceği göz ardı edilmemelidir.

Özellikle bazı çocuk ve ergenler psikolojik sıkıntılarını beden dili ile ifade ederler.

Psikolojik sorunların dile getirilip, çözülemediği olay ve durumlarda, problemi anlatma görevini beden üstlenir.

Baş ağrısı, karın ağrısı gibi ağrı ve sızılardan, halsizlik, hissizlik, uyuşma, kasılma ve hatta bayılmalara kadar varan pek çok belirtinin altında psikolojik sorunlar yatıyor olabilir.

Bu ağrı, bayılma gibi bedensel şikâyetler çoğu zaman sorunla başa çıkma yöntemi ve yardım çağrısı gibidir. Sanki beden dile gelmiş ve kişi “bana yardım edin!!!” demektedir.

Beden dilini kullanan çocuk ve gençlerin aileleri doğal olarak ilk etapta çözüm için ruh sağlığı uzmanı dışındaki hekimlere yönelirler. Bu da gerçek nedenin psikolojik olduğu durumlarda sorunun anlaşılamamasına ve vakit kaybına yol açar.

Hâlbuki sorun psikolojik kaynaklı olduğunda asıl önemli olan şikayeti ortadan kaldırmak değil, kişinin beden dilini kullanarak ne sıkıntı yaşadığını anlamak ve anlatmasına da olanak sağlamaktır.

Sevgi, Sağlık ve Güvenle kalın …

Psikolojik Açıdan Sağlıklı Bireyin Temel Özellikleri

Psikolojik Açıdan Sağlıklı Bireyin Temel Özellikleri

Psikolojik açıdan sağlıklı bireyin temel özellikleri aşağıdaki gibidir.

Psikolojik açıdan sağlıklı bireyin temel özellikleri

  • Kendini kabul eder.
  • Davranış ve seçimlerinin sonuçlarını kabul eder.
  • Kişisel sorumluluklarını kabul eder ve yerine getirir.
  • Hedef ve amaçları vardır.
  • Kendine ilgi gösterir.
  • İlgileri olan ve duyarlılık sahibi biridir.
  • Sosyal çevresine karşı da ilgilidir.
  • Hoşgörü sahibidir.
  • Esnek ve değişime açıktır.
  • Hazlarını erteleyebilir. Sabır ve sebat edebilir.
  • Hiçbir şeyin kesinliğinin olmadığını kabul eder.
  • Yaşamın bir miktar risk almayı gerektirdiğini kabul eder.
  • Ütopyacı değildir.
  • Bilimsel, objektif ve akılcı düşünebilir.
  • Kendini yönetebilir.
  • İhtiyaç olduğunda başkalarından yardım istemekten ve diğerlerine de yardım etmekten kaçınmaz.

Daha Fazla

Patolojik Kıskançlık

Patolojik Kıskançlık

Patolojik kıskançlık-İnsanlık tarihi kadar eskiye dayanan ve insan olan herkesin deneyimlediği bir duygudur KISKANÇLIK.

Kıskançlığın en temel bileşeni biri sevilen ve değer verilen birini ya da bir şeyi kaybetme korkusudur.

patolojik Kıskançlık

Bazen bu duygu daha iyi olmaya motive edici olsa da kabul edilebilir düzeyin ötesinde her zaman zarar verir. Kaybetme korkusu kişide özgüven kaybı ve yetersizlik duygularına neden olabilir.

Kaybetmekten korkulan yeri gelir sevilen bir kişi yeri gelir sosyal veya ekonomik mevkii olur. Özellikle karşı cinsle ilişkide sevginin bir göstergesi ve ölçütü gibi düşünüldüğünde kıskançlık hoş bile görülebilir. Oysa durum abartılıp, kişi kaybetme korkusu ile mantık dışı saplantılar geliştirip, tepkiler vermeye başladığında patolojik bir duruma dönüşmüş demektir.

Patolojik kıskançlık yaşayan kişi, partnerinin sürekli olarak onu aldattığını düşünerek, takip etmeye, gözetlemeye, sorular sorup, sıkıştırmaya başlar. Ona yasaklar ve engeller koyar, sürekli biçimde kontrol altında tutmaya çalışır. Tartışma ve kavgalar yaşanır. Düşmanlık ve şiddet riski artar. Bu gibi saplantılı davranışlar çifti yorar ve ilişki katlanılmaz bir hale gelir. Pek çok ilişki ve hatta evlilik bu yüzden biter…

Hatta işin bu noktada da bitmediği olur. Kişi aldatıldığından o kadar emin bir hale gelebilir ki, gerçeği gösteren aksi kanıtlar bile bu inancı değiştiremez. Bu yüzden takip, tehdit ve şiddet gibi patolojik davranışlar da devam eder.

Bu davranışlar, bir noktada değersizlik ve yetersizlik duygularını kontrol etme ve kıskançlığın yarattığı duygu ile baş edebilme için olan savunma düzenekleridir. Hâlbuki kıskançlığının temel nedeni kişinin yine kendisinde saklıdır. Ne yazık ki, bunu fark edemez ve kıskançlığının sebebini karşısındakinde görmeye devam eder.

Sonuç olarak patolojik kıskançlık bir bozukluktur ve hem kişilerin hem de ilişkilerin sağlıklı olması adına, bu konuda mutlaka profesyonel bir destek alınması önerilir.

Herkes hayatının bir noktasında kıskançlık duygusu yaşar, ancak duygu sağlıksız hale gelebilir ve ilişkilerinizi olumsuz etkileyebilir.  Şiddetli olduğunda, mantıksız kıskançlık güvensizliğe, paranoyaya, istismara ve hatta fiziksel şiddete yol açabilir.

Kıskançlığı tanımlamayı öğrenmek bir beceridir. Bunu deneyimlediğinizde, size sunulan birçok başa çıkma mekanizmasından birini kullanmayı deneyin. Bununla birlikte, kıskançlığın manipülasyonu veya kötüye kullanımı mazur göstermediğini anlayın.

 

“Mükemmel Olmanızı Gerektirmeyecek” Öneriler

Mükemmel Olmanızı Gerektirmeyecek Öneriler

mükemmel
  • Mükemmeliyetçilik
  • Öncelikle değişime istekli olun.
  • İlk olarak değişiminizle ilgili motivasyon yaratın.
  • Mükemmel olmak çoğu kişinin sahip olmayı arzu ettiği bir sıfat olsa da, zaten gerçekte de sağlanamayacak bu amaçtaki ısrarın, size ve çevrenize getirdiği fayda ve zararın somut bir biçimde yazılarak listelenmesi ile, ödül-bedel analizi yaparak, değişim için ilk motivasyonu yaratılabilirsiniz.
  • “Mükemmel yapmazsam, yaptığımdan keyif almam” türünden varsayımları test etmek için, yapılan iş veya aktivitenin öncesinde ve bitişinde ayrı iki değerlendirme yapın. Aktivitenin ne kadar etkin yapıldığı ve bitişinde ne kadar keyif alındığını 10 puan üzerinden değ Tam etkin yapmasanız bile keyif almanın mümkün olduğunu görmek için bir sütuna ne kadar keyif alacağınızı sandığınız bir tahmini puanı, onun yanındaki bir başka sütuna da o aktiviteyi çok etkin yapmamış olsanız bile, aktivite yapıldıktan sonra gerçekte ne kadar keyif aldığınızı kayıt edin.
  • Benzer şekilde belirlediğiniz standartlar ile ilgili de deneyler yapın. Örneğin bir etkinlikte % 100 yerine özellikle % 40 – % 50 başarı hedefleyin, yani bilerek daha vasat performans ortaya koymaya çalışın. Etkinliğin sonunda alınan zevkin değerlendirmesini yapın. Bu konuda kayıtlar tutun ve hedeflenen başarıdan bağımsız olarak alınabilecek keyif derecesine odaklanın.
  • “ya hep ya hiç tarzındaki” yapılan yorumları not edip, karşısına da, bunu destekleyen ve desteklemeyen kanıtları içeren daha gerçekçi yorumlar yazacağınız kayıtlar tutun.
  • Hiçbir şeyin veya kimsenin kusursuz olmadığını fark etmek için çevrenize bakın, gözlemleyin. Aslında gayet tatmin edici olan pek şey şeyin veya son derece yeterli ve başarılı bulduğunuz pek çok kişinin bile daha da geliştirilebilecek pek çok yönleri olduğu göreceksiniz.
  • Durumlara sonuç odaklı değil süreç odaklı bakın. Yani kişileri, ilişkileri veya aktiviteleri sonuçta başarılı oldu ya da olmadı hedefine bağlamak yerine, niteliğe göre değişen ve o süreç içerisinde başarılan daha küçük hedeflere ulaşmak açısından değ Bu küçük hedefler ile elde edilecek başarı da nihayetinde kişinin kontrolünde olan bir başarıdır. Hâlbuki sonuç odaklı hedefleme kişinin kontrolü dışındaki pek çok şeyden etkilenebilecek bir şeydir.
  • Bir işte başarısız ya da yetersiz hissettiğinizde, bunu örtbas etmeye çalışmak yerine, bununla ilgili hissettiğiniz duyguları, korkuları, düşüncelerinizi ifade etmeye çalışın. Açık olun.
  • Hata yapmaktan korkmak yerine hata yapmanın ve bunun sorumluluğunun alabilmenin de bir beceri bir başarı ve hatta bir erdem olduğu görüşüne değer verin. Hatalardan gerçekte paha biçilemez yeni öğretiler çıkarabileceğiniz fırsatını görün ve deneyimleyin.
  • Mükemmeliyetçiliğin neden olduğu erteleme veya yavaşlık davranışının önüne geçmek için aktiviteleri planlarken önceden zaman sınırı koyun ve bilerek o zaman sınırı içinde bitirmeye çalışın. Bitiremezseniz de bilerek ve olduğu kadarıyla yetinerek o işi yapmayı kesin.
  • Son olarak eğer bir yetişkinseniz ve bir çocuğun hayatında önemli bir role sahipseniz, örneğin onun annesi, babası, öğretmeni gibi biri iseniz, mükemmeliyetçilikten vazgeçmeye çalışırken ne kadar iyi bir model oluşturacağınızı unutmayın, bunu ve değerini hep hatırlayın.

Çünkü mükemmeliyetçilik mutsuzluk getirir.

Sevgi sağlık ve güven içinde MUTLU kalın.

Yasemin KULAÇ

Uzman Klinik Psikolog

Bulimia Nedir

Bulimia nervoza bir yeme bozukluğu türüdür. Tıkınırcasına yeme,  ardından da  telafi yöntemi olarak kusma, musil …

Bipolar Bozukluk/Manik Depresif Bozukluk Nedir?

  Bipolar bozukluk, mani veya hipomani epizodları olarak bilinen anormal  yüksek seviyelerden, depresif epizotlar …

Beyin Sağlığı

Beyin Sağlığını Korumak ve Beynin Yaşlanmasına Karşı 10 Strateji   Beyin sağlığı 1-Bitkisel Beslenin Diyetinizin …