Category: Makaleler

Bonzai

Bonzai önceki zamanlarda bir çeşit ot olarak yetiştirilen esrar bitkisinin yapraklarında bulunan uyuşturucu ve bağımlılık yapıcı özelliği olan ‘Tetra Hidro Cannabiol ‘etken maddesinin laboratuvar şartlarında sentezlenmesi sonucunda üretilmiş olan sentetik bir uyuşturucudur.

Laboratuvarda üretilen sentetik uyuşturucu bonzai kullanıcılarına daha masum, esrara benzer doğal bir maddeymiş gibi gösterilmek amacıyla bazı bitkilerin kurutulmuş yapraklarına emdirilerek gençlere ve kullanıcılara servis edilmektedir. Bonzai isminin nedeni budur.

Bonzainin Etkileri Sentetik bir uyuşturucu olan bonzainin tek bir çeşiti olmadığı için farklı laboratuvarlarda, farklı kimyasal türevleri ve her geçen gün yenileri üretildiği için insan bedeni üzerinde de çok farklı etkileri olabilmektedir. Şu ana kadar üretilmiş olan sentetik esrar (Bonzai) türevlerinin başlıca etkileri şunlardır : Çarpıntı Nefes darlığı Bilinç bulanıklığı İşitsel, görsel ve taktil halüsinasyonlar(hayal görme) Yoğun anksiyete (kaygı,huzursuzluk atakları) Gerçeği değerlendirme yeteneğinin kaybı (psikotik tablolar) Uzun süren düşünme ve konuşma yeteneği zaafiyetleri Kardiyak sisteme aşırı yüklenmesi sonucu ölüm riski olarak oluşan etkileri bulunmaktadır.

Bonzai Bağımlılığının Tedavisi Bonzai bağımlılığı diğer bağımlılıklar gibi tedavi edilebilen bir problemdir. Bağımlılıktan kurtulmak isteyen ve bu amaçla yardım başvurusunda bulunan bireyin öncelikle yoksunluk döneminin daha rahat geçirebilmesi amacıyla ilaç desteğinin yoğun olduğu 10-15 günlük detoxifikasyon (arındırılma) döneminin ardından madde kullanımına bağlı oluşmuş olan ruhsal ve nörolojik hasarın tamiri amacıyla idame(devam tedavileri)ortalama 6 ay -1 yıl süre ile devam eder.

İlaç tedavisinin dışında kişinin uyuşturucu madde ve bağımlılık konularında bilinçlendirilmesi madde isteği ile başa çıkabilme yollarının öğretildiği psikoterapi görüşmelerinin yapılması, aile ile yakın çevrenin kişi ile iletişimini düzenleyen aile bilinçlendirme toplantılarının yapılması bağımlılık tedavisinin yapılması için gerekli psikiyatrik ve psikolojik müdahalelerdir.

Yeni Zehir Bonzai ve Gençlik Tıbbi ve psikiyatrik açıdan bağımlılık yapıcı maddelerin daha az yada daha çok zararlı bir sıralama ve sınıflandırılması olmamasına karşın, halk arasında ve gençler içinde esrar doğal ortamda yetişiyor olması ve yoksunluk döneminde fiziksel olarak az belirti vermesi nedeniyle daha masum ve hatta bağımlılık yapmayan zararsız olarak tanımlanmaktadır. Bu tanım esrar üreticilerin ve satıcıların ekmeğine yağ sürmektedir. “Ot’dur zararı yoktur” gibi tekerlemelerle gençler kandırılmakta ve uyuşturucu batağına sürüklenmektedir. Yapılan araştırmalar bonzai kullanıcılarının çok büyük bir oranda esrardan geçiş yaptığı görülmektedir.

Uyuşturucu tacirleri esrardan sonra sanki bitkisel uyuşturucuymuş gibi gençlere servis ettikleri bonzai ile kendi pazarlarını büyütmektedirler. Her geçen gün artan bonzai bağımlılığının bir diğer nedeni ise yeni bir uyuşturucu madde olması ve gerek yasal gerek hukuksal gerekse tıbbi alanda bonzai bağımlılığına karşı halen tam olarak kapatılmamış boşlukların varlığı söz konusudur.

Maalesef günümüzde artık gençlerin internet başında, evden dışarı bile çıkmadan yurt dışından sipariş ederek temin edebilecekleri olanaklar sağlanmaktadır. Bütün bunların sonucunda gençlerin sanal ortamlardan uzak, gerçek yaşam içinde yaşamlarını kurgulamaları bağımlılık açısından önemlidir.

Tırnak Yeme

TIRNAK YEME

Çocuğun tırnağına acı biber, oje, uhu vb. maddeler sürme, bu davranışından dolayı azarlamak, eleştirmek, korkutmak, cezalandırmak doğru değildir. Bunlar çocukta bu davranışının pekişmesine yol açabilir. 3-4 yaşına kadar görülen tırnak yeme davranışını anne babalar görmezden gelebilirler. 4 yaşından sonra da devam etmesi durumunda önlem alınmalıdır. Çocuğa bu davranışın doğru bir davranış olmadığı, kendisine zarar verdiği uygun bir diller anlatılabilir. Kız çocuklarına düzgün ve bakımlı tırnakların onu nasıl güzel, erkek çocuklara ise yakışıklı gösterdiği söylenebilir.Çocuk bu davranışı ilgi çekmek için yapıyorsa tırnak yediği zamanlarda çocukla ilgilenilmemelidir.Çocuk tırnak yediği zaman ilgisi başka tarafa çekilebilir. Oynamak istediği bir oyun,izlemek istediği bir çizgi film, yapmak istediği bir etkinlik işe yarayabilir.Çocuk kendi tırnak bakımıyla ilgilenir hale getirilebilir.Tırnak bakımının sorumluluğunu alır, tırnaklarını kendisi keser, törpüler ise bu davranışı yapması önlenebilir.

Yetişkin Terapisi

Yaşamımız içerisinde karşılaştığımız problemler kimi zaman  baş etmekte zorlandığımız krizlere dönüşebilir. Bazı zamanlar kişiler bu tarz durumlarla  mücadele edebilse de  zaman zaman zorlanabilmektedir. İşlevsel olmayan sorun çözme becerileri ya da stratejileri kişilerin öfke, kaygı, umutsuzluk yaşamasına neden olmakta sorunları daha da çözümsüz kılmaktadır. Bu doğrultuda sorun yaşayan bireyler, bu dönemlerini aşmak, düşünce-duygu-davranışları arasındaki ilişkiyi kavrayabilmek, farklı davranma cesareti kazanmak ve bireysel kaynaklarına yeni baş etme stratejileri eklemek için psikolojik danışmanlık hizmetine başvurmaktadır.

Psikolojik danışmanlık, kişiye neyin doğru neyin yanlış olduğunun söylendiği veya kişiye direkt olarak neyi yapıp neyi yapmaması gerektiğinin ifade edildiği bir ilişki biçimi değildir. Psikolojik danışmanlık, danışan ve danışmanın, belirli bir ilişki çerçevesi içinde, kişinin problemlerine aynı pencereden bakarak çözüm yollarını işbirliği içinde aradıkları bir süreçtir.

Günlük işlevselliğimizi bozan ve hayat kalitemizi etkileyen tüm konular bireysel terapinin alanına girer.

Yalnızlık

Yalnızlık sadece kişilerarası etkileşimin kesildiği ve kişinin izole kaldığı bir durum değil, anlamlı sosyal ilişkilerin yokluğundan kaynaklanan bir tür üzüntü duygusudur.

Yalnızlık öznel bir duygudur ve diğer insanların fiziksel veya miktarsal varlığı ile ilişkisiz bir biçimde deney imlenebilir.

Ne ölçüde yalnızız?

Yapılan araştırmalar ve istatistiksel veriler “yalnızlığımızın” son birkaç on yılda giderek artmakta olduğunu göstermektedir. Amerika Birleşik Devletlerinde yalnızlık oranının geçtiğimiz yirmi yılda iki katına çıktığı iddia ediliyor. Amerikalıların % 40’ının kendilerini “yalnız” ve %20 sinin kaynağı yalnızlık ve acı olan “kronik mutsuz” olarak –yaklaşık 60 milyon kişi- ifade ettikleri anket çalışmaları son derece dikkat çekici ve diğer ülkeler gibi ülkemizde de benzer sonuçların çıkabilmesi endişe vericidir.

Birlikteyken ayrı yaşayanlar

Bu nasıl bir paradokstur ki, birliktelik, aidatlık, sevgi ve güvenlik adına başlayan duygusal ilişkiler ve ilişkilerin resmileştirildiği romantik seçimler-evlilikler- içinde bile çoğu kişi hala kendini yalnız hissetmektedir.

Yalnızlıktan korkuyorsanız evlenmeyin”

-Anton Chekhov-

Yalnızlığın neden olduğu hasarlar

Sağlığımız üzerinde de çok büyük etkileri olan ve bir yoksunluk durumu olarak da ifade edilebileceğimiz yalnızlık, sigara kullanımı ve kullanılan miktarın artışından, alkolizme, obeziteden, uyku bozukluklarına, oradan depresyon ve kaygı bozukluklarına uzanan, hatta kişiyi intihara kadar sürükleyebilecek bir yaşam dramıdır.

Kalabalıklar içinde yalnız kalmamak ve anlamlı ilişkilere yatırım yapıp, tatmin edici karşılıklar almak dileğiyle…

Sağlıklı ve mutlu kalın.

Stres ve Stres Yönetimi

Çağdaş yaşamda birçok etkenin neden olduğu yoğun stres, bireylerin işlevselliğini bozmakta ve yaşam kalitesini olumsuz etkilemektedir.

Stres yönetiminde; kişinin kendisine, olaylara ve geleceğe bakış açısı önemli olmaktadır.

Olumsuz düşünceler, değerlendirmeler ve atıflar aynı zamanda olumsuz duygulara ve uyum bozucu davranışlara yol açar.

Stresle baş etmede kullanılan yöntemlerin sayısı her geçen gün artmaktadır.

Stres yönetiminde bireysel stratejiler

  • Bu yöntemlerden bazıları stresli bir yaşamdan korunmada kişiye yardımcı olurken bazıları da
  • Stresin ruhsal ve fiziksel belirtilerinin giderilmesinde etkili olmaktadır.
  • Olumsuz düşüncelerin yeniden yapılandırılması,
  • Davranışsal düzenlemeler,
  • Gevşeme egzersizleri,
  • Zaman yönetimi,
  • Problem çözme becerileri,
  • İletişim becerileri,
  • Beslenme ve sağlıklı yaşam olarak sayılabilir.

FARKINDALIK GELİŞTİRİN

Stresli hissetmenize neden olan durumların ve stres altında iken hissettiklerinizin farkına varın.

Kendinize şu tip sorular sorun:

  • Stres yaratan durum karşısında aklımdan neler geçiyor? Ne düşünüyorum? (DÜŞÜNCE)
  • Baskı altındayken neler hissediyorum? (DUYGU)
  • Baskı altındayken bedenimde ne gibi rahatsızlık verici durumlar oluşuyor?(DUYUM)
  • Sonuç olarak ne yapıyor, nasıl davranıyorum? Ve davranışlarım yaşamımı nasıl etkiliyor? (DAVRANIŞ)
  • Farklı başa çıkma davranışları denemem yararlı olabilir mi? Bunlar neler?(ALTERNATİF DÜŞÜNCELER)

OLUMSUZ DÜŞÜNCELERİN YENİDEN YAPILANDIRILMASI

  • Olumsuz düşünceleri yeniden yapılandırırken ise öncelikle olumsuz düşüncelerin tespit edilmesi,
  • Daha sonra da bu düşüncelerle mücadele edip, akılcı düşüncelerle değiştirilmesi hedeflenir.
  • Dolayısı ile olumlu düşünmedeki ilk adım, olumsuz düşünceyi tanımaktır.

Olumlu düşünmek demek;

  • Körlemesine bir iyimserlikle olanı yok saymak veya “değillemek” değildir.
  • Aksine gerçekçi bir biçimde olanı ele almak, sorunu çözmek veya kabullenebilmek yolunda olayları yeniden değerlendirmek demektir.

Olumlu düşünmek olumluyu vurgulayabilme yolu ve becerisidir.

DAVRANIŞSAL STRATEJİLER

  • Kaçınma
  • Yavaşlama
  • Mola verme
  • Ortamı yeniden düzenleme
  • Keyifli boş zaman faaliyetleri
  • Sosyal destek
  • Maruz bırakma,
  • Duyarsızlaştırma,
  • Stres aşılama ve
  • Gevşeme egzersizleridir.

Gevşeme egzersizleri

Gevşeme egzersizleri, stresin neden olduğu aşırı fizyolojik uyarılmayı ve psikolojik etkileri azaltarak rahatlama sağlar.

Sık kullanılan gevşeme egzersizleri;

  • Kas gevşeme egzersizi,
  • Nefes egzersizi ve
  • İmaj iner gevşeme yöntemleridir.
Tik Bozuklukları

Genellikle kişinin iç geriliminin yüksek olduğu zamanlarda ansızın ortaya çıkan, belirli kas gruplarında meydana gelen, basmakalıp, tekrarlayıcı motor hareket veya ses çıkarma şeklinde görülen isem dışı hareketlere tik denilmektedir.

Sıklıkla yüz ve boyun kaslarında göz kırpma, kaş kaldırma, baş oynatma, boyun bükme, parmak çıtlatma gibi biçimlerde görülür. Burun çekme, boğaz temizleme gibi farklı şekillerde de ortaya çıkabilir.

3-4 yaşından önce tiklere genellikle rastlanmaz. 6-7 yaşlar ve 11-13 yaşlar en sık görüldüğü dönemlerdir. Sıklığı ve şiddeti değişkenlik gösterir. Yorgunluk ve stresin yoğun olduğu zamanlarda artış gösterir.

Geçici bir süre için engellenebilir davranışlardır. Örneğin okul çağı çocuklarda tiklerin, okulda bulunduğu saatler içerisinde bastırılması, okuldan eve geldiğinde ise bastırılmaya çalışılmış tiklerin arttığı görülebilir. Bununla birlikte çocuğun bir işe ya da etkinliğe kendini verdiği sırada azalabilir ya da yok olabilirler.

Her sosyoekonomik düzeyde ve her toplumda görülebilir. Aile bireylerinden birinde varsa, diğer bireylerde görülme sıklığı artar. Tikler taklit yoluyla da ortaya çıkabilir.

Tikler,

Gelip Geçici Tikler,

Kronik Motor ya da Vokal Tik Bozukluğu,

Tourette Bozukluğu biçimlerinde sınıflandırılabilirler.

Tiklerin oluşmasında genetik, nörobiyolojik, organik, çevresel, psikolojik faktörler rol oynamaktadır.

Organik nedenlerden kaynaklanan tiklere daha az rastlanmaktadır.

Uzun süren görme bozukluları (örneğin; gözleri acıyan ve yorulan bir çocuk gözlerini kırpıştırmayı alışkanlık haline getirebilir). Uzun süren burun akıntısı veya omuz ağrıları gibi organik sorunlar vokal ve motor tik oluşumuna neden olabilir.

Tiklerin büyük çoğunluğu psikolojik nedenlerle ortaya çıkar.

Sürüp giden korkular, gerginlik, kaygılar ve bastırılmışlık,

Aile içinde veya çevrede stres yaratan durumlar,

Çocuğun davranışlarının özellikle de ebeveynler tarafından sık sık eleştirilmesi,

Çocuğun yeteneklerinin üzerinde performans göstermeye zorlanması,

Çocuğun akranları ve kardeşleriyle sık sık kıyaslanması,

Kardeş kıskançlığı,

Okul ortamındaki yoğun baskı,

Çocuğun mizaç olarak kolay kaygılanan ve kolay üzülen bir yapıya sahip olması, Yakınlarından birinin vefatı,

Her türlü travmatik yaşantı,

Katı ve sert aile tutumları ile çocuğun davranışlarının sürekli kontrol altında tutulmaya çalışılması, gibi birçok neden tik oluşumuna neden olan en önemli etkenler arasında sayılabilir.

Tik Bozukluğu sosyal ve akademik anlamda çocuğu zorlayan bir bozukluktur. Okulda arkadaşları yanında tiklerini bastırmaya odaklanmış bir çocuk, öğretmeninin anlattığını dinleyemeyebilir. Dolayısı ile çocukta okul ve öğrenme sorunları ile karşılaşabiliriz.

Arkadaşları arasında alay konusu olmamak için tiklerini bastırmak adına çok fazla enerji harcayan çocukta huzursuzluk, benlik saygısında azalma, içine kapanma hali olabilir.

Tik bozukluğunu tedavisinde hem çocuk hem de ebeveynler destek almalıdır. Erken müdahale ve anne babanın konuyla ilgili bilgi sahibi olması gerekmektedir Aileden kaynaklı nedenler tespit edilirse, terapist yalnızca anne-baba ile de çalışabilir.

Tikler çocukluk çağında müdahale edilmediğinde kronik hale gelebilir ve tedavisi çok zorlaşabilir. Çocuklukta ortaya çıkan bir tikin nedeni vakit kaybetmeden bulunur ve o nedene müdahale edilirse, tikler de yok olacak veya azalacaktır. Ancak bu nedenleri bulup müdahale etmekte mutlaka uzmanlardan yardım almak gerekmektedir. Bu tamamen ruh sağlığı uzmanlarının işidir. Bazı durumlarda ilaç tedavisi ile psikoterapi birlikte sürdürülür.

Yasemin KULAÇ

Klinik Psikolog

Şiddet ve Saldırganlık

Akran Zorbalığı

Günümüzde ve ne yazık ki ülkemizde giderek yaygınlaşan ve gündemin en vahim konusu haline gelen şiddet ve saldırganlık, tarih dönemleri boyunca en ilkel topluluklardan, en çağdaş toplumlara varıncaya kadar dünyanın her yerinde kendini göstermektedir.

Saldırganlık türlerinden biri olan zorbalık ise, eğitim sistemi içinde ve okullarda akran zorbalığı biçiminde karşımıza çıkmaktadır.

Akran zorbalığı, birtakım öğrencilerin, kendilerinden daha güçsüz gördükleri öğrencileri, sürekli ve kasıtlı şekilde taciz etmesiyle sürüp giden ve taciz edilenin/kurbanın kendisini koruyamayacak halde olduğu bir saldırganlık türü şeklinde tanımlanabilir.

Zorbalık, hem zorbaları, hem de kurbanları olumsuz etkilemektedir.

Araştırmalar akran zorbalığının, çocukların sağlıklı gelişimine yönelik önemli bir tehdit oluşturduğunu ve çocuklar üzerindeki psikolojik ve sosyolojik etkisinin yetişkinliğe de taşınabildiğini göstermektedir.

Fiziksel zorbalık, sözel zorbalık, dışlama-yalnızlaştırma, söylenti çıkarıp yayma ve bireyin mal ve eşyalarına zarar verme şekillerinde sergilenen akran zorbalığı, kronik olarak zorbalığa uğrayan bireyde fiziksel yaralanma ve incinme, okul fobisi, akademik başarıda düşüş, kızgınlık, çaresizlik, değersizlik duyguları ve mutsuzluk ile kaygı ve depresyon gibi sorunlar şeklinde sonuçlanabilir. Bu çocuklar akranlarına göre son derece olumsuz bir benlik kavramı geliştirebilirler.

Zorbalık Davranışının Nedenleri:

  • Erken çocukluk döneminde çocuğun ilk bakıcısının, çocuğa yönelik duygusal tutumunun ilgi ve sıcaklıktan yoksun olması. Bu tutum çocuğun ileride saldırgan olması ve diğer bireylere karşı nefret duyguları içerisinde olması yönündeki riskleri arttırmaktadır.
  • Çocukluktaki sevgi ve bakımın çok az ve yetersiz oluşu, buna karşılık çocuğa tanınan çok fazla özgürlük yani çocuğun akranlarına, kardeşlerine ya da yetişkinlere yönelik saldırgan tepkilerine sınır konulmaması çocukta saldırgan tepki örüntüsünün gelişimine güçlü katkılar sağlar.
  • Ebeveynlerin güce dayalı disiplin tekniklerini (fiziksel cezalandırma, şiddet uygulama, duygusal patlamalar vb.) kullanması üçüncü önemli faktördür. Bu bulgu “şiddet, şiddete yol açar” görüşünü desteklemektedir. Bu nedenle, açık ve net kurallar koymak, ancak fiziksel ceza ve benzeri disiplin yöntemlerinden kaçınmak çok önemlidir.
  • Bir diğer faktör ise, çocuğun mizacıdır. Çocuğun aktif ve çabuk öfkelenen bir mizaca sahip olması, sakin ve sıradan bir yapıya sahip olan çocuğa göre ileride daha saldırgan olma olasılığını arttırmaktadır.

Kurban Öğrencilerin Özellikleri:

Bu çocuklar içedönük kişilik özellikleri sergilerler, yalnız kalmayı, insanlardan uzakta olmayı tercih ederler. Ayrıca kaygılıdır ve özsaygı düzeyleri de normalden düşüktür.  Sıklıkla akranlarına göre fiziksel anlamda daha zayıf, çelimsiz çocuklardır. Çoğunlukla hiç yakın arkadaşları yoktur ve sosyal anlamda soyutlanmış çocuklardır. Genellikle aşırı koruyucu ebeveynlere sahiptirler ve ebeveynlerine yakın olma, sığınma eğilimindedir. Bu özellikleri onların kurban olmalarına zemin hazırlamaktadır ve zorbalığa maruz kaldıklarında genellikle karşılık vermez, kendilerini de savunamazlar.

Bu nedenle kurban öğrencilerin, kendilerini zorbalar için hedef haline getiren bu özelliklerinin farkına vararak, zorbalıkla baş etme stratejilerine sahip olmaları sağlanmalıdır. Zorbalığa maruz kaldıklarında doğru davranışlar sergileme ve kurbanlıktan kurtulabilmesi için uygun stratejiler öğrenmeleri için eğitilmeleri gerekmektedir.

Akran Zorbalığı ve Baş Etme Stratejileri:

Zorbalığın önlenmesine yönelik yaklaşımlar değerlendirme, önleme ve müdahaleyi içerecek şekilde çok geniş kapsamlı olmalıdır.

Bu amaçla geliştirilen bazı programlar sadece zorba ya da sadece kurban üzerinde odaklanırken; diğer bazı programlar ise, sistematik bir yaklaşımla zorbalık davranışını çok boyutlu olarak ele almaktadır.

Okullarda yaşanan akran zorbalığı davranışlarının önlenebilmesi için okul rehberlik servisi tarafından, okuldaki tüm personel, veliler ve öğrencilerin de içinde bulunduğu bir ekip çalışmasıyla, tüm ilgililere zorbalık konusunda bilinçlenme eğitimleri verilerek ve etkili bir önleme programı geliştirilerek uygulanması gereklidir.

Zorbalığın önlenmesine yönelik en temel ilkelerden biri; bir yandan sıcak, samimi, pozitif yetişkinlerin katılımının olduğu, diğer taraftan kabul görmeyen davranışların uygun yöntemlerle sınırlandırıldığı bir aile, ev ve okul ortamı yaratmaktır.

Konulan kurallar ve sınırlamalar, düşmanca olmayan bir tarzda olmalı, fiziksel yaptırımlar ya da cezalar uygulanmamalı ve mümkün olduğunca tutarlı olunmalıdır.

Öğrencilerin gerek okul içinde, gerekse okul dışındaki faaliyetleri izlenmeli ve kontrol edilmelidir. Hem okulda, hem de evde yetişkinler en azından bazı yönlerden bir otorite gibi davranmayı başarmalıdır.

Zorbalığın ortadan kaldırılması süreci, çocuğun, ailenin, okulun ve hatta çevrenin içinde olduğu geniş bir işbirliğini gerektirir.

Zorbalık, hem zorbaları, hem de kurbanları olumsuz etkilemektedir.

Ve her iki durumda da yani, zorbalık davranışı yapan ya da kurban olan çocuk için gecikmeden profesyonel destek alınmalıdır.

Korkuyla Baş Edebilme

Korkular çocuğun gelişiminin bir parçasıdır. Onlara karşı ters tepki verilmemeli, destekleyici bir yaklaşım içinde olunmalıdır.

Örneğin her zaman odasında yalnız yatan çocuk bir gece korktuğunu söyleyerek anne-babasının yanına geldiğinde sert tepki verip yerine gönderilmemelidir. Bunun yerine beraber odasına gidip korkulacak bir şey olmadığı sakin ve destekleyici bir ifadeyle anlatılmalıdır. Çocukla, korktuğu için alay edilmemeli, çocuk utandırılmamalıdır. Korkular normal karşılanmalı ve çocuk bu konular hakkında bilgilendirilmelidir.

Çocukluk korkularının pek çoğu bilgisizlikten kaynaklanır. Korkuları hakkında çocukla konuşmak, onları anlatmasını sağlamak, yok olmaları konusunda olumlu sonuçlar verir. Bilgilendirildikten sonra sıkılıkla çocuk korkularından kurtulabilir.

Terk edilme gibi birtakım korkuları ise sıklıkla ilgisizlikten ileri gelmektedir. Bu tür korkular fark edildiğinde çocuğa gerekli ilgi ve sevgi gösterilmelidir. Gerekli özgüveni sağlamak çocuğun birtakım korkularından sıyrılmasını sağlayacaktır.

Çocuğa korku veren olayların ve korku kaynaklarının üzerine kademeli biçimde gidilmelidir. Çocuğu korku kaynağı ile bir anda yalnız bırakmak korkunun daha da pekişmesine ve yerleşmesine neden olabilir. Örneğin karanlıktan korkan çocuk karanlık bodruma sokulmamalıdır. Karanlık odaya yetişkinle birlikte bir göz atılmalıdır. Korkuyu yavaş yavaş ele almak gerekir. Diğer bir örnek, denizden ya da sudan korkan bir çocuğu, bağırta çağırta suya sokmak korkuyu artıracaktır. Bunun yerine çocuğu su kıyısında, kumsalda oynamaya bırakmak, küçük bir havuz yaparak suyla barışmasını sağlamak yararlı olacaktır.

Korkuların nedenleri mutlaka araştırılmalı ve çocuğa yeterince süre tanınmalıdır.

Diğer yandan önemli bir başka husus da, korkulara yol açan etkenlerin bulunup, çocuğun bunları tehdit aracı olarak kullanması ve bunlardan ikincil kazançlar elde etmesini engellemektir.

Yasemin KULAÇ

Uzm. Klinik Psikolog

Genel Olarak Davranış Bozukluklarının Nedenleri

Dikkat çekmek

Ebeveynlere karşı güç kazanma isteği

İntikam alma isteği

Yetersizlik

DAVRANIŞ BOZUKLUĞU OLAN ÇOCUKLARLA

TEMELDE OLUMLU İLİŞKİ KURMANIN GEREKLERİ

Karşılıklı saygı

Çocuğa zaman ayırmak

Cesaretlendirme

Sevgiyi anlatmak ve paylaşmak

Çocuğa duygu ve düşüncelerini rahatça ifade edebileceği bir ortam sağlanırsa bu sorunlar azalabilir. Çocuk korku, kaygı, üzüntü, sıkıntı, öfke gibi duygularını anne babasıyla paylaşabilirse bu duygularını dışa vurma yolu olarak bozuk davranışları seçmeyecektir.

Değişmesi için çocuk da istekli hale getirilmeli ve değişim için çaba harcaması sağlanmalıdır.

Bozuk davranış iyice kalıplaşmadan, erken dönemde kalıcı bir çözüm bulunmalı ve davranış ortadan kaldırılmalıdır.
En kalıcı çözüm davranışı ortaya çıkartsan sebepleri bulup onları ortadan kaldırmaktır.
Bu konularda profesyonel kişilerden, Psikologlardan yardım alınabilir.

Gelişimsel Değerlendirme

Gelişimsel Değerlendirme, çocuğun gelişimsel değerlendirme ve tanılama süreci içinde, zihinsel, sosyal ve psikolojik gelişim alanlarındaki özelliklerinin,  uygun değerlendirme araçlarını kullanarak saptanması ve bu amaçları gerçekleştirebilmek için güvenilir değerlendirmelerin yapılmasıdır.

Yapılan değerlendirmeler ile sadece sağlıklı bir çocuğun gelişimine kıyas, normalden sapmaların tanılanması ve tedavisi değil, aynı zamanda risk altındaki çocukları erken dönemde tanıyıp, müdahale etmek de mümkün olabilmektedir.

Söz konusu değerlendirmeler ile çocuğun psikoterapi ihtiyacının olup olmadığı belirlenir, gerekli yönlendirmeler yapılır ve psikoterapi ihtiyacı durumunda ise yapılacak psikoterapi yapılandırılır.

Diğer yandan bu değerlendirmeler eğitim-öğretim kurumlarında, öğrencilerin tanınması, bireysel ve yapısal özelliklerinin bilinerek özel eğitime gereksinimi olan öğrencilerin belirlenmesi, ona özgü eğitim-öğretim programların oluşturulması ve uygun, öğrenci grubu içinde yer almasının gibi işlemlerde de kullanılabilmektedir.

Close cart
Ara Toplam:  0,00