Kategori: <span>Ergen</span>

Bulimia Nedir

Bulimia nervoza bir yeme bozukluğu türüdür. Tıkınırcasına yeme,  ardından da  telafi yöntemi olarak kusma, musil kullanımı, aşırı egzersiz veya oruç tutma gibi kilo alımı önleyici davranışlarla karakterizedir.

Diğer yemek bozukluklarında olduğu gibi, bulimik kişiler de utanç, suçluluk duyguları nedeniyle durumlarını gizleme eğilimi gösterirler. Semptomlarını gizlemek için öyle çok çaba sarf edebilirler ki, bu da arkadaşlarının hatta ailelerinin bile bir problem olduğunu fark etmelerini güçleştirir.

Bulimia’nın fiziksel, davranışsal ve duygusal semptomları;

Fiziksel:

Kusmak en çok başvurulan kilo alımını önleme davranışıdır.

Kendini kusturan bu kişiler arasında en çok göze çarpan fiziksel belirtilerden biri yanaklarda görülen kabarmadır. Genelde kusma, elin ağza sokulması ile tetiklenir. Hastalığın ilerleyen döneminde ise kişi, mekanik bir uyarı olmaksızın da kusabilmeye başlar.

*Ağız ülserleri, karın ağrıları görülür.

*Göğüs ağrısı, boğaz ağrısı, baş ağrısı sık görülen belirtiler arasındadır. *Elektrolit dengesizlikleri ve dehidrasyon,

*El ve ayakların şişmesi,

*Çene bölgesinde şişkin bezeler,

*Diş hassasiyeti,

*Diş çürükleri,

*Kalp çarpıntısı,

*Baş dönmesi ve denge kaybı,

*Gözlerde kanlanma,

*Kan kusma diğer fiziksel belirtilerdendir.

Davranışsal Belirtiler

Aile üyeleri ve arkadaşları tarafından dışarıdan en çok fark edilebilen belirtiler, davranışsal belirtilerdir. Bunlar:

*Yemek saklamak

*Yemek çalmak

*Bir oturuşta çok miktarda ve aşırı yemek yemek

*Yemeklerden hemen sonra, her zaman tuvalete gitmek

*Alınan kalorileri yakmak için egzersiz yapmak

*Diğer faaliyetlerin önüne geçse bile egzersiz yapmak da ısrar etmek

*Aşırı yeme veya çok sıkı diyet dönemleri döngüsü

*Çöp tenekelerinde çok miktarda gıda ambalajı veya atığı

*Çöpte, çanta da ve arabada bulunabilecek musil veya diüretik paketleri

*Tuvalete ve banyoya çok sık gitme

*Diyet, yiyecekler, kilo ve kalori hakkında normal bir sohbetin önüne geçecek kadar çok konuşmak

*İştahı bastırmanın bir yolu olarak detox çayları, sigara ve hatta uyuşturucu kullanımı.

 

Duygusal Belirtiler

Bu belirtiler davranışsal belirtiler kadar göze çarpmasa da, kişinin arkadaşları ve aile üyeleri tarafından sıklıkla fark edilebilir. Bu belirtilerin pek çoğu sadece Bulimia Nervoza’ya özgü değildir. Başka psikolojik bozukluklarda da görülebilen belirtilerdir.

*Depresyon

*Aşırı sinirlilik

*Kendini yargılayıcı biçimde özeleştiri yapmak

*Öz saygı, değer ve çekiciliğinin, fiziki görünüşü ve beden ağırlığına göre  belirlenmesi

*Güçlü onay ihtiyacı

*Kontrolden çıkmış gibi hissetmek

Tanı ve Tedavi

Bulimia Nervoza hastalarının çoğu ortalama ağırlıkta olduğu için, Bulimia’nın fiziksel semptomları, hastalık aşırı derecede şiddetli hale gelene kadar başkaları tarafından fark edilemeyebilir. Ayrıca yeme bozukluğu olan çoğu kişinin davranışlarını gizlemesi de teşhisi geciktirmektedir. Buna rağmen aşağıda ki temel semptomlar tanı koymada kritiktir.

*Kısa sürede çok miktarda yemek yemek ve bunu yaparken kontrolden çıkmış bir şekilde aşırı yemek yeme atakları

*Yemek yemeyi dengelemek için kusma, oruç tutma, müshil veya idrar söktürücü kullanma, aşırı miktarda egzersiz yapma gibi telafi edici davranışların kullanılması.

*Öz değerlendirme, vücut şekli ve ağırlığından haksız yere etkilenir.

Bunlara ek olarak  fizik muayene ve diğer hastalıkları ayırt etmeye yardımcı olmak için laboratuvar testleri gereklidir. Tanı bir psikiyatri uzmanı veya tıbbi uygulamaların klinik alanında uzman bir terapist tarafından konulabilir.

”Bulimia Nervoza  ile ilişkili semptom ve bulguların çoğu tedavi ile normale döndürülebilir. Lütfen bu problemi yaşayan siz iseniz bir an önce destek alın. Yakınlarınızda biri ise profesyonel destek almaya teşvik edin.”

 

 

 

 

Sınav Kaygısı ile Baş Etme

Sınav Kaygısı ile Baş Etme

Sınav Kaygısı ile baş etme

Sınav Kaygısı-Birçok insan sınavdan önce stres veya kaygı yaşar. Aslında, biraz gerginlik, elinizden gelenin en iyisini yapmanıza yardımcı olabilir. Ancak, bu sıkıntı  aşırı hale gelirse, bir sınavdaki performansı gerçekten etkiler, buna sınav kaygısı denir.

Sınav kaygısı yaşamak nasıl bir duygu?

Derse dikkat ettiniz, ayrıntılı notlar aldınız, her bölümü okudunuz ve hatta dersten sonra ekstra çalışma etütlerine katıldınız, bu yüzden o büyük sınavda çok başarılı olmalısınız, değil mi?

Ancak sınav sırasında kendinizi o kadar gergin buluyorsunuz ki en kolay soruların cevaplarını bile boş bırakıyorsunuz. Bu deneyim size tanıdık geliyorsa, sınav kaygısı yaşıyor olabilirsiniz.

Sınav Kaygısı Nedir?

Sınav kaygısı, insanların sınav durumlarında aşırı sıkıntı ve kaygı yaşadıkları psikolojik bir durumdur. Birçok insan sınavlardan önce ve sınavlar sırasında bir dereceye kadar stres ve kaygı yaşar. Sınav kaygısı, bir tür performans kaygısıdır. Baskının olduğu ve iyi bir performansın önemli olduğu durumlarda, insanlar o kadar endişeli hale gelebilirler ki, ellerinden gelenin en iyisini yapmak ta zorlanırlar.

İnsanlar bu durumlarda normal şartlarda  çok iyi yapacak bilgi ve becerilere sahipken, aşırı kaygıları performanslarını olumsuz etkiler. Sınav kaygısının şiddeti bir kişiden diğerine önemli ölçüde değişebilir. Bazı insanlar midelerinde “kelebekler” varmış gibi hissedebilir, bazıları ise sınava konsantre olmayı zor bulabilir.

 

Biraz gerginlik aslında bu duruma yardımcı olabilir, zihinsel olarak uyanık hissetmenizi ve bir sınavda sunulan zorluklarla başa çıkmaya hazır olmanızı sağlar. Yerkes-Dodson yasası, uyarılma düzeyleri ile performans arasında bir bağlantı olduğunu öne sürer. Esasen, artan uyarılma seviyeleri, sınavlarda daha başarılı olmanıza yardımcı olabilir, ancak bu yalnızca belirli bir noktaya kadar.

Stres seviyeleri bu çizgiyi geçtiğinde, yaşayabileceğiniz aşırı kaygı, aslında sınav performansını etkileyebilir. Aşırı korku, konsantre olmanızı zorlaştırabilir ve üzerinde çalıştığınız şeyleri hatırlamakta zorlanabilirsiniz. Gözden geçirmek için çok zaman harcadığınız tüm bilgilerin aniden zihninizde erişilemez olduğunu hissedebilirsiniz.

Cevaplarını  bildiğiniz soruları boş bırakıyorsunuz. Bu konsantre olamama ve bilgiyi hatırlayamama, daha fazla endişe ve strese katkıda bulunur, bu da dikkatinizi sınava odaklamayı çok daha zorlaştırır.

Sınav Kaygısının Belirtileri

Sınav kaygısının belirtileri hafiften şiddetliye doğru değişebilir. Bazı öğrenciler sınav kaygısının yalnızca hafif belirtilerini yaşarlar ve yine de sınavlarda oldukça başarılı olabilirler. Diğer öğrenciler, kaygılarından neredeyse aciz durumdadırlar. Sınavlarda kötü performans gösteriyorlar. Sınavlardan önce veya sınavlar sırasında panik atak yaşıyorlar.​

Sınav kaygısının belirtileri fiziksel, davranışsal, bilişsel ve duygusal olabilir.

Fiziksel belirtiler

Sınav kaygısının fiziksel belirtileri arasında terleme, titreme, hızlı kalp atışı, ağız kuruluğu, bayılma ve mide bulantısı yer alır. Bazen bu semptomlar midede bir “kelebek” vakası gibi hissedilebilir, ancak mide bulantısı, ishal veya kusma gibi daha ciddi fiziksel hastalık belirtileri de olabilir.

Bilişsel ve Davranışsal Belirtiler

Bilişsel ve davranışsal belirtiler, sınav gerektiren durumlardan kaçınmayı içerebilir. Bu, sınavdan kaçmayı, hatta okulu dahi bırakmayı içerebilir. Diğer durumlarda, insanlar anksiyete belirtileriyle başa çıkmak için uyuşturucu veya alkol kullanabilir.

Diğer bilişsel belirtiler arasında hafıza sorunları, konsantrasyon güçlüğü ve kendi kendine olumsuz konuşma yer alır.

Duygusal Belirtileri

Sınav kaygısının duygusal belirtileri arasında depresyon, düşük benlik saygısı, öfke ve umutsuzluk duygusu yer alabilir. Neyse ki, öğrencilerin bu hoş olmayan ve çoğu zaman zararlı belirtileri hafifletmek için atabilecekleri adımlar vardır. Öğrenciler, sınav kaygılarının olası nedenleri hakkında daha fazla bilgi edinerek, yardımcı çözümler aramaya başlayabilirler.

Sınav Kaygısının Nedenleri

Sınav kaygısı yaşayan öğrenciler için çok stresli olsa da, birçok insan bunun aslında oldukça yaygın olduğunun farkında değildir. Sinirlilik ve kaygı, strese karşı tamamen normal tepkilerdir. Bununla birlikte, bazı insanlar için bu korku o kadar yoğun olabilir ki, aslında iyi performans gösterme yeteneklerine müdahale eder.

Peki sınav kaygısına ne sebep olur? 

Birçok öğrenci için, bazı durumların bir kombinasyonu olabilir. Kötü çalışma alışkanlıkları, kötü geçmiş sınav performansı ve altta yatan bir kaygı sorununun tümü sınav kaygısına katkıda bulunabilir.

Sınav kaygısının birkaç olası nedeni şunlardır:

Başarısızlık korkusu:   Öz değer duygunuzu sınav puanlarınızla ilişkilendirirseniz, kendinize uyguladığınız baskı ciddi sınav kaygısına neden olabilir.

Kötü sınav geçmişi: Yeterince iyi çalışmadığınız veya çok endişeli olduğunuz için daha önce sınavlarda başarısız olduysanız, cevapları hatırlayamıyorsanız, bu her seferinde daha fazla endişeye ve olumsuz bir tutuma neden olabilir.

Hazır olmama: Çalışmadıysanız veya yeterince iyi çalışmadıysanız, bu endişe duygunuzu artırabilir.

Biyolojik Nedenler

Sınav öncesi ve sınav sırasında olduğu gibi stresli durumlarda vücut adrenalin adı verilen bir hormon salgılar. Bu, vücudu olacaklarla başa çıkmaya hazırlamaya yardımcı olur ve genellikle “savaş ya da kaç” tepkisi olarak adlandırılır. Esasen, bu tepki sizi ya kalıp stresle başa çıkmaya ya da durumdan tamamen kaçmaya hazırlar.

Çoğu durumda, bu adrenalin patlaması aslında iyi bir şeydir. Stresli durumlarla etkili bir şekilde başa çıkmanıza yardımcı olarak tetikte ve hazır olmanızı sağlar. Bununla birlikte, bazı insanlar için, hissettikleri kaygı belirtileri o kadar aşırı olabilir ki, sınava odaklanmayı zorlaştırabilir. Hatta imkansız hale getirebilir.

Zihinsel Nedenler

Anksiyetenin altında yatan biyolojik nedenlere ek olarak, bu durumda rol oynayabilecek birçok zihinsel faktör vardır. Öğrenci beklentileri önemli bir zihinsel faktördür. Örneğin, bir öğrenci bir sınavda kötü performans göstereceğine inanıyorsa, sınavdan önce ve sınav sırasında endişe duyması çok daha olasıdır.

Sınav kaygısı da bir kısır döngü haline gelebilir. Bir sınav sırasında kaygı yaşadıktan sonra, öğrenciler bunun tekrar olacağından o kadar korkabilirler ki, bir sonraki sınavda aslında daha da kaygılı hale gelirler. Tekrar tekrar sınav kaygısı yaşadıktan sonra, öğrenciler durumu değiştirecek güçleri olmadığını hissetmeye başlayabilirler. Bu öğrenilmiş çaresizlik olarak bilinen bir olgudur.

Sınav Kaygısının Üstesinden Gelmek

Peki sınav kaygısını önlemek veya en aza indirmek için tam olarak ne yapabilirsiniz? İşte size yardımcı olacak bazı stratejiler:

Mükemmeliyetçilik tuzağından kaçının. Mükemmel olmayı beklemeyin. Hepimiz hata yaparız ve bu bir sorun değildir. Önemli olan mükemmellik değildir. Elinden gelenin en iyisini yaptığını ve çok çalıştığını bilmek gerçekten önemli  olandır.

Negatif düşünceleri uzaklaştırın. “Yeterince iyi değilim”, “Yeterince sıkı çalışmadım” veya “Bunu yapamam” gibi endişeli veya mağlup düşüncelere sahip olmaya başlarsanız, bu düşünceleri uzaklaştırın ve onları olumlu düşüncelerle değiştirin. Örneğin “Bunu yapabilirim”, “Malzemeyi biliyorum” ve “Çok 

çalıştım” gibi düşünceler  bir sınava girerken stres seviyenizi yönetmenize yardımcı olabilir.

Yeterli kadar uyumak. İyi bir gece uykusu konsantrasyonunuza ve hafızanıza yardımcı olacaktır.

Hazır olduğunuzdan emin olun. Programlı çalışın. Önceki geceye kadar beklemeyin. Nasıl çalışacağınızdan emin değilseniz, öğretmeninizden veya ebeveyninizden yardım isteyin. Hazırlıklı olmak özgüveninizi artıracak ve bu da sınav kaygınızı azaltacaktır.

Derin nefes alın. Sınav sırasında  endişeli hissetmeye başlarsanız, endişeyi azaltmak için derin nefes almak faydalı olabilir. Burnunuzdan derin nefes alın ve ağzınızdan verin. Gerektiğinde her birinin arasında derin bir nefes alarak, her soruyu veya problemi teker teker çalışın. Akciğerlerinize bol miktarda oksijen verdiğinizden emin olmak, odaklanmanıza ve sakinleşmenize yardımcı olabilir.

Sınav kaygısı tatsız ve stresli olabilir, ancak aynı zamanda tedavi edilebilir. Sınav kaygısının iyi performans gösterme yeteneğinizi etkilediğine inanıyorsanız, kaygı seviyenizi yönetmenize ve düşürmenize yardımcı olmak için tasarlanmış bazı kendi kendine yardım stratejilerini kullanmayı deneyin.

Hala sınav kaygınızı yönetmekte zorlanıyorsanız, mevcut tedaviler hakkında daha fazla tavsiye için danışmanınızla, başka bir akıl sağlığı uzmanıyla konuşun.

https://youtu.be/pEQWBHRz4PQ

Etkili ve Verimli Öğrenme İçin Hafıza Teknikleri

           Etkili ve Verimli Öğrenme İçin Hafıza Teknikleri

           Etkili ve verimli öğrenme için hafıza tekniklerinden bir kaçını aşağıda bulabilirsiniz.

  • Dikkat, belleğin en önemli bileşenlerinden biridir. Dikkatin öğrenilenlere odaklanması bilginin kısa süreli bellekten uzun süreli belleğe taşıma süreci için gereklidir. Bu sebeple müzik, tv ve diğer dikkat bozucu dış uyaranların olmadığı ortamlarda çalışma gerçekleştirilmelidir.
  • Düzenli ders çalışmak, sınav öncesinde saatler boyu ders çalışmaktan daha etkilidir ve bu şekilde öğrenilen bilgi çok daha uzun süre boyunca hatırlanabilmektedir. Araştırmalar; çalışmaların zamana yayılarak, oturumlar şeklinde gerçekleştirilmesinin, bilgilerin beyine düzgün ve yeterli bir şekilde işlenmesini sağladığını göstermektedir.
  • Araştırmalar, bilgilerin bellekte üzüm salkımlar gibi bir ilişki ağı halinde bulunduğunu göstermektedir. Bu durumdan faydalanmak için üzerinde çalışılan bilgiler düzenlenmeli ve sınıflandırılmalıdır. Benzer terim ve kavramların bir arada öğrenilmesi, okuması gereken metinlerin ve alınan notların birbiriyle ilişkili gruplar haline getirilmesi öğrenmeye ve hatırlamayı artırır. .
  • Belleticiler (mnemonik), bilgilerin hatırlanmasında yardımcı olan basit nesnelerdir. Bir terimi hatırlamak için bu terimle ilişkisi olan ve sıklıkla kullanılan bir cisim belletici olarak kullanılabilir. Hayal gücünü çalıştıran, ilginç veya komik nesneler iyi bir belletici olarak kullanılabilir. Benzer şekilde kafiye, şarkı veya tekerleme gibi hafıza tetikleyicileri de belletici olarak kullanılabilir.

        Etkili ve Verimli Öğrenme Tekniklerinden bir kaç tane daha;

  • Bilgilerin hatırlaması ancak uzun süreli belleğe kaydetmekle mümkündür. Bunun gerçekleşmesini sağlayacak en etkili yöntemlerden biri de, detaylandırılmış tekrar (elaborative rehearsal) yöntemidir. Bu yöntemde, önemli bir terim okunduktan sonra bu terimin açıklaması ve detaylı tanımı da çalışılır. Bu işlem birkaç kez tekrar edildiğinde çalışılan terimin hatırlaması çok daha kolay hale gelmektedir.
  • Henüz aşina olunmayan bir konu üzerinde çalışırken bu yeni bilgilerle daha önce bildikleriniz arasında nasıl bir bağlantı kurabileceğinizi düşünülmelidir. Böylece henüz kişiye yabancı bu yeni bilgilerle, önceden var olan bilgi ve hatıralar arasında ilişkiler kurulabilir. Bu yöntem yeni öğrenilen bilginin hatırlanmasını önemli ölçüde kolaylaştıracak özel bir ilişkilendirme yöntemidir.
  • Çalışması yapılan metinler üzerindeki resim, grafik ve tablolara odaklanmak önemlidir. Eğer böylesi görsel ipuçları yoksa bunlar kişinin kendisi tarafından oluşturmalıdır. Ayrıca alına özel notlara bağlı tablolar ve grafikler çizilmesi, birbiriyle ilişkili bilgilerin gruplandırılması için farklı renkte keçeli kalemler kullanılması gibi görseller bilginin hafızaya kaydı için basit ve yararlı yöntemlerdendir. .
  • Yapılan araştırmalara göre, sesli okumanın hafızaya katkısı çok büyüktür. Öğrenilen bilgiyi anlatarak aktarma anlama ve çağrışım yeteneklerini büyük ölçüde arttırmaktadır. . Dolayısı ile öğrendiklerinizi bir başkasına anlatma yaklaşımını benimsemek hafızaya katkıda bulunacaktır.
  • Öğrenilen yeni bir bilginin orta kısmının akılda kalması oldukça zordur. Hâlbuki araştırmalar öğrenilen bilginin sırasının akılda kalmada önemli bir yeri olduğuna işaret etmektedir. Bu duruma seri konum etkisi adı verilir. Bu durumun üstesinden gelmek için hatırlanamayan kısımların normalden daha çok tekrar edilmesi gerekir. Bu sorunu çözmede kullanılabilecek bir diğer yöntem de öğrenilen bilgiyi yeniden yapılandırmaktır. Bu yeni bilgiyi ezberlemek için gerektiğinden daha fazla süre harcamak faydalı olacaktır.
  • Akılda kalmayı oldukça kolaylaştıran bir başka yöntem de çalışma düzen ve rutininin zaman zaman değiştirilmesi stratejisizdir. Örneğin devamlı olarak aynı noktada çalışmak yerine bir sonraki çalışma başka bir yerde ve rutinin dışında bir zamanda gerçekleş Ayrıca, çalışmalar oyunlaştırılabilir ve böylece enteresan ve eğlenceli bir yöntem kullanarak da yapılabilir. Bu uyarıcı etki ile çalışma daha etkili ve verimi hale getirilebilmektedir.

Yasemin KULAÇ

Klinik Psikolog

Bağımlılığın Şeytanla Pazarlığı

“Bağımlılığın Şeytanla Pazarlığı”

Anlık ve kısa süreli rahatlamaya karşılık verilen, takas edilen bir hayat.

Ödene bedel, bir ömür.

Alkol veya diğer maddelerin denenmesi ergenler için belki “rüştünün ispatı” gibi görünse de, bu ilk tadış bazılarında kalıcı sonuçlar bırakabiliyor. Pek çoğu yaşamlarında bir bağımlılık geliştirmeden yetişkinliğe ulaşsa da, alkol ve uyuşturucu bağımlısı olan yetişkinlerin hemen hepsinde bağımlılık ergenlik yaşlarında başlıyor.

Bağımlığının nedenleri arasında pek çok şeyden söz etmek mümkün olsa da günümüz bilimsel kuramlarının öne sürdüğü bir şey de şu ki; ilk denemelerinin ardından bu alışkanlığı sürdürüp gitgide alkol veya uyuşturucu bağımlısı olanların, bu maddeleri kaygı, öfke, ya da depresyon hislerini yatıştırmanın yolu olarak, bir tür ilaç gibi kullandıkları şeklinde.

Bazı ergenlerin alkol ve uyuşturucu denemiş olmanın ardından “ilk kez kendini normal hissetmek” şeklinde tanımladıkları, bu anlık gelip geçici kuvvet hissi ile kaygı ve melonkoloik hisleri yatıştırmada, tıpkı bir ilaç gibi gelen kimyasal bir reçete bulmuş oluyorlar.

Araştırmalar da maalesef bu ilişkiyi destekler nitelikte.

Sonraki yıllarda alkol veya madde bağımlısı olanların ergenlik dönmelerinde yüksek düzeyde duygusal sıkıntı çektikleri yönünde bulgular var.

Bağımlı olanların kendilerine sıkıntı veren duyguları anında yatıştırmaya hazır ve kolay bir yol olarak alkol veya maddeye başvurdukları görülmekte.

Ne var ki bu durum, “bağımlılığın şeytanla pazarlığıdır”.

Kısa süreli bir rahatlama, keyiflenme veya güç hissi uğruna karşılık olarak ödenen bedel, kişinin hayatını ve sağlığını takas etmesinden ibaret!

“Kendi kendine tedavi yöntemi” olarak alkol veya maddeye yönelmek yerine, bu duyguları yatıştırma yeteneği geliştirmek, kaygıyı yatıştırmayı, öfkeyi kontrol etmeyi veya depresyonla baş etmeyi öğrenmek/ öğretmek gerekiyor.

Bu yetenekleri hayatın daha en başından öğrenmekse, alışkanlığın yerleşmesini, alkol veya madde kullanma ihtiyaç ve güdüsünü ortadan kaldırıyor.

Kısacası duygularınızla baş etmeyi öğrenin ve çocuklarınıza öğretin!!!

Yasemin KULAÇ

Klinik Psikolog

 

Bulimia Nedir

Bulimia nervoza bir yeme bozukluğu türüdür. Tıkınırcasına yeme,  ardından da  telafi yöntemi olarak kusma, musil …

Bipolar Bozukluk/Manik Depresif Bozukluk Nedir?

  Bipolar bozukluk, mani veya hipomani epizodları olarak bilinen anormal  yüksek seviyelerden, depresif epizotlar …

Beyin Sağlığı

Beyin Sağlığını Korumak ve Beynin Yaşlanmasına Karşı 10 Strateji   Beyin sağlığı 1-Bitkisel Beslenin Diyetinizin …