Kategori: <span>Ergen</span>

Sınav Kaygısı ile Baş Etme

Sınav Kaygısı ile Baş Etme

Sınav kaygısı ile baş etme-Sınav kaygısının oluşmasında en temel faktörlerden biri kişinin kendi içinde sürdürdüğü olumsuz iç diyaloglarıdır.

O yüzden bununla baş etmede yapılacak en temel şey, negatif iç diyalogların farkına varmak ve bunları bir an önce terk etmek olacaktır. Pozitif ve gerçekçi düşünmek, mükemmeliyetçi olmaya çalışmak yerine ilerleme kaydetmeye çalışmak yararlıdır.

Sınav Kaygısı ile baş etme

Sınav kaygısının bedensel olarak yoğun uyarılma şeklinde yaşadığı durumda baş etmede ise; solunum ve gevşeme egzersizleri yaparak rahatlama işe yarar.

Sınav süreci hakkında konuşacak olursak, başarı nitekim bir tesadüf değildir. Baştan sona etkili, düzenli bir çalışmayı gerektirir. İyi bir zaman yönetimi yapmak, iyi bir eğitim desteği almak gerekir.

Sınavın başladığı esnada dikkatin dış ve iç uyaranlara bölünmesi yerine, sınav sorularına odaklanması, kişinin yapılabilir ve kolay bir soru ile başlaması iyi bir stratejik yaklaşım olacaktır.

Sınav bittiği halde telafisi gereken bir takım eksikler saptanmalı ve yeni bir çalışma programı düzenlenmelidir. Ama sonuç ne olursa olsun, kişi bir emek göstermiştir bu yüzden dinlenmeyi, keyif veren aktivitelerle ödüllendirmeyi hak eder.

Aile ise bu sürecin başından sonuna vazgeçilmez bir parçasıdır. Destek verici olmalıdır. Empatik olmalıdır, beklentilerini gerçekçi düzeyde tutmalıdır. Sorumluluk verdiği kadar da cesaret vermelidir. Ayrıca aile kendi amaçlarına yaklaşım biçimleri ve kendi kaygı yönetimleri ile de çocuğuna iyi bir model oluşturmalıdır.

Tüm bu süreç içerisinde ailelerimize ve çocuklarımıza başarılar diliyorum.

Daha fazla

Etkili ve Verimli Öğrenme İçin Hafıza Teknikleri

  • Dikkat, belleğin en önemli bileşenlerinden biridir. Dikkatin öğrenilenlere odaklanması bilginin kısa süreli bellekten uzun süreli belleğe taşıma süreci için gereklidir. Bu sebeple müzik, tv ve diğer dikkat bozucu dış uyaranların olmadığı ortamlarda çalışma gerçekleştirilmelidir.
  • Düzenli ders çalışmak, sınav öncesinde saatler boyu ders çalışmaktan daha etkilidir ve bu şekilde öğrenilen bilgi çok daha uzun süre boyunca hatırlanabilmektedir. Araştırmalar; çalışmaların zamana yayılarak, oturumlar şeklinde gerçekleştirilmesinin, bilgilerin beyine düzgün ve yeterli bir şekilde işlenmesini sağladığını göstermektedir.
  • Araştırmalar, bilgilerin bellekte üzüm salkımlar gibi bir ilişki ağı halinde bulunduğunu göstermektedir. Bu durumdan faydalanmak için üzerinde çalışılan bilgiler düzenlenmeli ve sınıflandırılmalıdır. Benzer terim ve kavramların bir arada öğrenilmesi, okuması gereken metinlerin ve alınan notların birbiriyle ilişkili gruplar haline getirilmesi öğrenmeye ve hatırlamayı artırır. .
  • Belleticiler (mnemonik), bilgilerin hatırlanmasında yardımcı olan basit nesnelerdir. Bir terimi hatırlamak için bu terimle ilişkisi olan ve sıklıkla kullanılan bir cisim belletici olarak kullanılabilir. Hayal gücünü çalıştıran, ilginç veya komik nesneler iyi bir belletici olarak kullanılabilir. Benzer şekilde kafiye, şarkı veya tekerleme gibi hafıza tetikleyicileri de belletici olarak kullanılabilir.
  • Bilgilerin hatırlaması ancak uzun süreli belleğe kaydetmekle mümkündür. Bunun gerçekleşmesini sağlayacak en etkili yöntemlerden biri de, detaylandırılmış tekrar (elaborative rehearsal) yöntemidir. Bu yöntemde, önemli bir terim okunduktan sonra bu terimin açıklaması ve detaylı tanımı da çalışılır. Bu işlem birkaç kez tekrar edildiğinde çalışılan terimin hatırlaması çok daha kolay hale gelmektedir.
  • Henüz aşina olunmayan bir konu üzerinde çalışırken bu yeni bilgilerle daha önce bildikleriniz arasında nasıl bir bağlantı kurabileceğinizi düşünülmelidir. Böylece henüz kişiye yabancı bu yeni bilgilerle, önceden var olan bilgi ve hatıralar arasında ilişkiler kurulabilir. Bu yöntem yeni öğrenilen bilginin hatırlanmasını önemli ölçüde kolaylaştıracak özel bir ilişkilendirme yöntemidir.
  • Çalışması yapılan metinler üzerindeki resim, grafik ve tablolara odaklanmak önemlidir. Eğer böylesi görsel ipuçları yoksa bunlar kişinin kendisi tarafından oluşturmalıdır. Ayrıca alına özel notlara bağlı tablolar ve grafikler çizilmesi, birbiriyle ilişkili bilgilerin gruplandırılması için farklı renkte keçeli kalemler kullanılması gibi görseller bilginin hafızaya kaydı için basit ve yararlı yöntemlerdendir. .
  • Yapılan araştırmalara göre, sesli okumanın hafızaya katkısı çok büyüktür. Öğrenilen bilgiyi anlatarak aktarma anlama ve çağrışım yeteneklerini büyük ölçüde arttırmaktadır. . Dolayısı ile öğrendiklerinizi bir başkasına anlatma yaklaşımını benimsemek hafızaya katkıda bulunacaktır.
  • Öğrenilen yeni bir bilginin orta kısmının akılda kalması oldukça zordur. Hâlbuki araştırmalar öğrenilen bilginin sırasının akılda kalmada önemli bir yeri olduğuna işaret etmektedir. Bu duruma seri konum etkisi adı verilir. Bu durumun üstesinden gelmek için hatırlanamayan kısımların normalden daha çok tekrar edilmesi gerekir. Bu sorunu çözmede kullanılabilecek bir diğer yöntem de öğrenilen bilgiyi yeniden yapılandırmaktır. Bu yeni bilgiyi ezberlemek için gerektiğinden daha fazla süre harcamak faydalı olacaktır.
  • Akılda kalmayı oldukça kolaylaştıran bir başka yöntem de çalışma düzen ve rutininin zaman zaman değiştirilmesi stratejisizdir. Örneğin devamlı olarak aynı noktada çalışmak yerine bir sonraki çalışma başka bir yerde ve rutinin dışında bir zamanda gerçekleş Ayrıca, çalışmalar oyunlaştırılabilir ve böylece enteresan ve eğlenceli bir yöntem kullanarak da yapılabilir. Bu uyarıcı etki ile çalışma daha etkili ve verimi hale getirilebilmektedir.

Yasemin KULAÇ

Klinik Psikolog

Bağımlılığın Şeytanla Pazarlığı

“Bağımlılığın Şeytanla Pazarlığı”

Anlık ve kısa süreli rahatlamaya karşılık verilen, takas edilen bir hayat.

Ödene bedel, bir ömür.

Alkol veya diğer maddelerin denenmesi ergenler için belki “rüştünün ispatı” gibi görünse de, bu ilk tadış bazılarında kalıcı sonuçlar bırakabiliyor. Pek çoğu yaşamlarında bir bağımlılık geliştirmeden yetişkinliğe ulaşsa da, alkol ve uyuşturucu bağımlısı olan yetişkinlerin hemen hepsinde bağımlılık ergenlik yaşlarında başlıyor.

Bağımlığının nedenleri arasında pek çok şeyden söz etmek mümkün olsa da günümüz bilimsel kuramlarının öne sürdüğü bir şey de şu ki; ilk denemelerinin ardından bu alışkanlığı sürdürüp gitgide alkol veya uyuşturucu bağımlısı olanların, bu maddeleri kaygı, öfke, ya da depresyon hislerini yatıştırmanın yolu olarak, bir tür ilaç gibi kullandıkları şeklinde.

Bazı ergenlerin alkol ve uyuşturucu denemiş olmanın ardından “ilk kez kendini normal hissetmek” şeklinde tanımladıkları, bu anlık gelip geçici kuvvet hissi ile kaygı ve melonkoloik hisleri yatıştırmada, tıpkı bir ilaç gibi gelen kimyasal bir reçete bulmuş oluyorlar.

Araştırmalar da maalesef bu ilişkiyi destekler nitelikte.

Sonraki yıllarda alkol veya madde bağımlısı olanların ergenlik dönmelerinde yüksek düzeyde duygusal sıkıntı çektikleri yönünde bulgular var.

Bağımlı olanların kendilerine sıkıntı veren duyguları anında yatıştırmaya hazır ve kolay bir yol olarak alkol veya maddeye başvurdukları görülmekte.

Ne var ki bu durum, “bağımlılığın şeytanla pazarlığıdır”.

Kısa süreli bir rahatlama, keyiflenme veya güç hissi uğruna karşılık olarak ödenen bedel, kişinin hayatını ve sağlığını takas etmesinden ibaret!

“Kendi kendine tedavi yöntemi” olarak alkol veya maddeye yönelmek yerine, bu duyguları yatıştırma yeteneği geliştirmek, kaygıyı yatıştırmayı, öfkeyi kontrol etmeyi veya depresyonla baş etmeyi öğrenmek/ öğretmek gerekiyor.

Bu yetenekleri hayatın daha en başından öğrenmekse, alışkanlığın yerleşmesini, alkol veya madde kullanma ihtiyaç ve güdüsünü ortadan kaldırıyor.

Kısacası duygularınızla baş etmeyi öğrenin ve çocuklarınıza öğretin!!!

Yasemin KULAÇ

Klinik Psikolog

 

Adrenal Yorgunluk

Adrenal Yorgunluk Adrenal Yorgunluk-Tüm dünyada ruhsal rahatsızlığı olan 500 milyon kişi bulunuyor. Bu, her yıl 7 kişiden 1 tanesinin …

Yalnızlık

Yalnızlık Yalnızlık hem sosyal etkileşimin kesildiği ve kişinin izole kaldığı bir durum hem de anlamlı ilişkilerin …

Stres Yönetimi

Stres Yönetimi Stres yönetiminde; kişinin, kendisine, olaylara ve geleceğe BAKIŞ AÇISI önemli olmaktadır. Olumsuz …