Boşanma ve Çocuk

Boşanma, çocuklarda karmaşık ve yoğun birçok duygunun aynı anda iç içe yaşanmasına neden olur. Üzüntü, kızgınlık, öfke, gücenme, kaygı, korku ve suçluluk bunlar arasında sayılabilir. Ayrılık, çocuğun gelişmekte olan güvenlik hissini zedeleyebilir; yetişkinlik hayatında karşı cinsle ilişkilerinde sorun yaşama ve boşanma riskini arttırabilir.

Ancak şu da çok önemlidir ki; sağlıksız, sevgisiz, gergin ve mutsuz bir aile ortamında yaşamanın yaratabileceği olumsuz etkiler, çoğu zaman boşanmanın getirebileceği etkilerden çok daha yıkıcı olabilir. Önemli olan çocuğa boşanmanın ne anlama geldiğini doğru anlatabilmek, boşanma sonrası hayatında olacak değişikliklere onu iyi hazırlamak ve anne-baba olarak daima yanında olacağınızı hissettirmektir.

Çocukların boşanmaya tepkileri karmaşıktır. Boşanmayla beraber belirsizlik çocuğun kafasında birçok soru işareti yaratır; “Ben ne olacağım ?” , “Okulum değişecek mi ?”, “Arkadaşlarımı görebilecek miyim ?”

Boşanma sonrası çocukların verdiği tepkiler çocukların yaşına, mizaç ve kişilik yapısına ve baş etme donanımlarına göre farklılık gösterirken; durumun yarattığı koşullar ve boşanma sonrası anne-baba tutumları da son derece etkilidir.

Tepki aşamaları :

  1. Şok ve Kaos : Bu haber çocuğun hayatına bir bomba gibi düşer. Birçok yoğun duyguyu iç içe yaşatır. Kafasını karıştırır. “Eyvah, annemle babam boşanıyor !”, “Bu ne demek ?”, “Şimdi ne olacak ?”
  2. İsyan ve Sorgulama : Çocuk, hissettiği üzüntü ve kızgınlıkla hayata isyan eder. “Neden ?” diye sorar. Bu soru aslında “Neden boşanıyorsunuz ?” demek değildir; “Bu neden benim başıma geliyor ?” anlamında bir isyan sorusudur.
  3. Kaygı ve Korku : Belirsizlik çocuğun kafasında birçok soru işareti yaratır; Buna paralel olarak da çocuğun kaybetme ve ayrılık korkuları tetiklenir; “Annem evden ayrılıyormuş, ya onu bir daha göremezsem ?”, “Babam evden gidecekmiş, ya bir gün annem de giderse ?”, “Ya yalnız kalırsam ?”…
  4. Baş etme ve Uyum : Belirsizlikler ortadan kalktıkça, düzenli ve rutin bir yapı oluştukça çocuğun kaygı ve korkuları dinmeye başlar. Sorularını cevaplamak, ihtiyacı olan duygusal ve sosyal desteği sağlamak uyumunu kolaylaştırır. Ve bir süre sonra çocuk durumu anlamlandırır ve kabullenir; yeni koşullara uyum sağlar.

Boşanma bir son değil, bir başlangıçtır.

Boşanma çocuklar için olduğu kadar ayrılan eşler için de zor ve karmaşık bir süreçtir.

Sürekli ağlayan bir anne ya da sürekli öfke ve nefret kusan bir baba; çocuğa boşanmanın ve devam eden hayatın “kötü”, “zor” ya da “tehlikeli” olduğu izlenimini verirken; kararlı, kontrollü, neşeli ve çabalayan bir anne ya da baba ise her şeyin yoluna gireceği hissini verir ki bu da çocuğun esas ihtiyaç duyduğu şeydir. Zira eski eşler kendilerini ve hayatlarını ne kadar çabuk ve ne kadar sağlıklı düzenlerlerse çocukları için de o kadar yararlı ve destekleyici olabilirler. Kızgınlık, öfke, kırgınlık, üzüntü, acı, yalnızlık, terk edilmişlik, değersizlik, suçluluk ve umutsuzluk gibi depresif duygular yoğun yaşanabilir; geleceğe yönelik kaygı ve korkular doğaldır. Bu tür yoğun ve karmaşık duyguların iç içe yaşanması bir süreliğine normal ve anlaşılabilir olmakla birlikte; gerektiğinde profesyonel yardım ve destek almak da son derece faydalıdır bakarlar.

Çocuk, kendisine ait olmayan ve taşıyamayacağı yüklerle karşı karşıya bırakılmamalıdır

Çocuklar, sıklıkla boşanmadan kendilerini suçlu ve sorumlu hissetme eğilimindedirler. Bu nedenle, boşanmanın eşler arasındaki anlaşmazlıktan kaynaklandığı açıkça anlatılmalı; çocukla hiçbir ilgisinin olmadığı vurgulanmalıdır.

Boşanma sürecinde çocuklar; mahkeme, velayet, para ve eşya bölüşümü, nafaka gibi konuların tamamen dışında tutulmalı, bu konulardan haberdar edilmemelidirler.

Çocuğun hangi ebeveynle kalacağı, diğer ebeveynle olan görüşme sıklığı, süresi ve düzeni, çocuğun yaşam koşulları, okul seçimi vb tüm kararlar anne ve baba tarafından verilmeli, sınır ve çerçeve onlar tarafından çizilmelidir ve bu kararların ve durumun sorumluluğunu anne ve baba üstlenmelidir. Çocuklar hiçbir şekilde arada bırakılmamalıdır.

Rutin, net ve değişmeyen bir düzen çok önemlidir. Çocuklar, hayat onlar için “öngörülebilir” ve “kontrol edilebilir” olduğunda, hayatlarında bir yapı ve düzen olduğunda, belirli ve tutarlı sınırların varlığında güvenli ve huzurlu hissedebilirler. Bu nedenle, çocuğun anne / babasıyla hangi günler, kaç saat görüşeceği net olmalı ve bu rutin olarak aynı şekilde devam etmelidir. Ebeveyn ne zaman isterse veya özlerse, çocuk ne zaman isterse ya da ne zaman müsait olunursa değil, önceden belirlenen gün ve saatte görüşmeler gerçekleşmelidir. Görüşme günlerinde anne, baba ve çocuk aynı tablo içinde yer almamalıdır. Bu, çocuk için son derece kafa karıştırıcı ve zarar verici olabilir. Çocuğun zaten var olan ve belki de hep var olacak olan “bir gün annem ve babam bir araya gelecekler ve hep beraber olacağız” fantezisi, böyle bir durum da iyice pekişir; ve çocuk için karmaşa yaratır, adapte olmasını zorlaştırır.

Manipülasyona izin verilmemelidir.

Çocuğa, boşanmış bir anne-babanın çocuğu olmayı çevresini etkilemek ve istediğini elde etmek için bir silah olarak kullanmasına imkan vermeyin. Çocuğu “şımartmak” ya da gereksiz tavizler vermek çocuğun boşanmadan alacağı olası hasarı azaltmaz, bilakis arttırır ve sağlıklı gelişimini sabote eder.

Close cart
Ara Toplam:  0,00