Yazar: <span>Atillakulac</span>

Bulimia Nedir

Bulimia nervoza bir yeme bozukluğu türüdür. Tıkınırcasına yeme,  ardından da  telafi yöntemi olarak kusma, musil kullanımı, aşırı egzersiz veya oruç tutma gibi kilo alımı önleyici davranışlarla karakterizedir.

Diğer yemek bozukluklarında olduğu gibi, bulimik kişiler de utanç, suçluluk duyguları nedeniyle durumlarını gizleme eğilimi gösterirler. Semptomlarını gizlemek için öyle çok çaba sarf edebilirler ki, bu da arkadaşlarının hatta ailelerinin bile bir problem olduğunu fark etmelerini güçleştirir.

Bulimia’nın fiziksel, davranışsal ve duygusal semptomları;

Fiziksel:

Kusmak en çok başvurulan kilo alımını önleme davranışıdır.

Kendini kusturan bu kişiler arasında en çok göze çarpan fiziksel belirtilerden biri yanaklarda görülen kabarmadır. Genelde kusma, elin ağza sokulması ile tetiklenir. Hastalığın ilerleyen döneminde ise kişi, mekanik bir uyarı olmaksızın da kusabilmeye başlar.

*Ağız ülserleri, karın ağrıları görülür.

*Göğüs ağrısı, boğaz ağrısı, baş ağrısı sık görülen belirtiler arasındadır. *Elektrolit dengesizlikleri ve dehidrasyon,

*El ve ayakların şişmesi,

*Çene bölgesinde şişkin bezeler,

*Diş hassasiyeti,

*Diş çürükleri,

*Kalp çarpıntısı,

*Baş dönmesi ve denge kaybı,

*Gözlerde kanlanma,

*Kan kusma diğer fiziksel belirtilerdendir.

Davranışsal Belirtiler

Aile üyeleri ve arkadaşları tarafından dışarıdan en çok fark edilebilen belirtiler, davranışsal belirtilerdir. Bunlar:

*Yemek saklamak

*Yemek çalmak

*Bir oturuşta çok miktarda ve aşırı yemek yemek

*Yemeklerden hemen sonra, her zaman tuvalete gitmek

*Alınan kalorileri yakmak için egzersiz yapmak

*Diğer faaliyetlerin önüne geçse bile egzersiz yapmak da ısrar etmek

*Aşırı yeme veya çok sıkı diyet dönemleri döngüsü

*Çöp tenekelerinde çok miktarda gıda ambalajı veya atığı

*Çöpte, çanta da ve arabada bulunabilecek musil veya diüretik paketleri

*Tuvalete ve banyoya çok sık gitme

*Diyet, yiyecekler, kilo ve kalori hakkında normal bir sohbetin önüne geçecek kadar çok konuşmak

*İştahı bastırmanın bir yolu olarak detox çayları, sigara ve hatta uyuşturucu kullanımı.

 

Duygusal Belirtiler

Bu belirtiler davranışsal belirtiler kadar göze çarpmasa da, kişinin arkadaşları ve aile üyeleri tarafından sıklıkla fark edilebilir. Bu belirtilerin pek çoğu sadece Bulimia Nervoza’ya özgü değildir. Başka psikolojik bozukluklarda da görülebilen belirtilerdir.

*Depresyon

*Aşırı sinirlilik

*Kendini yargılayıcı biçimde özeleştiri yapmak

*Öz saygı, değer ve çekiciliğinin, fiziki görünüşü ve beden ağırlığına göre  belirlenmesi

*Güçlü onay ihtiyacı

*Kontrolden çıkmış gibi hissetmek

Tanı ve Tedavi

Bulimia Nervoza hastalarının çoğu ortalama ağırlıkta olduğu için, Bulimia’nın fiziksel semptomları, hastalık aşırı derecede şiddetli hale gelene kadar başkaları tarafından fark edilemeyebilir. Ayrıca yeme bozukluğu olan çoğu kişinin davranışlarını gizlemesi de teşhisi geciktirmektedir. Buna rağmen aşağıda ki temel semptomlar tanı koymada kritiktir.

*Kısa sürede çok miktarda yemek yemek ve bunu yaparken kontrolden çıkmış bir şekilde aşırı yemek yeme atakları

*Yemek yemeyi dengelemek için kusma, oruç tutma, müshil veya idrar söktürücü kullanma, aşırı miktarda egzersiz yapma gibi telafi edici davranışların kullanılması.

*Öz değerlendirme, vücut şekli ve ağırlığından haksız yere etkilenir.

Bunlara ek olarak  fizik muayene ve diğer hastalıkları ayırt etmeye yardımcı olmak için laboratuvar testleri gereklidir. Tanı bir psikiyatri uzmanı veya tıbbi uygulamaların klinik alanında uzman bir terapist tarafından konulabilir.

”Bulimia Nervoza  ile ilişkili semptom ve bulguların çoğu tedavi ile normale döndürülebilir. Lütfen bu problemi yaşayan siz iseniz bir an önce destek alın. Yakınlarınızda biri ise profesyonel destek almaya teşvik edin.”

 

 

 

 

Bipolar Bozukluk/Manik Depresif Bozukluk Nedir?

 

BipolarBipolar bozukluk, mani veya hipomani epizodları olarak bilinen anormal  yüksek seviyelerden, depresif epizotlar olarak bilinen duygusal çöküşlere kadar giden, aşırı ruh hali dalgalanmalarıdır.

Bu duygudurum dalgalanmalarının dışında; kişinin işlevsellik, sağlıklı ilişkileri sürdürme, ve sağlıklı muhakemelerde bulunma yetenekleri de bozulur. Dalgalı duygudurum epizotlarının dışında ara dönemlerde normal ruh halleri yaşanır.

Bu bozukluğun teşhisi, ruh sağlığı uzmanları tarafından konulur. Bipolar bozukluğun tipik tedavisi, psikoterapi, farmakoterapi (ilaç) ve elektrokonvülsif terapi (ECT) gibi prosedürlerin bir kombinasyonunu içerir.

Yaygınlık

Bu tür bozukluğun kesin nedeni bilinmemekle birlikte genetik faktörler bilinen en büyük risk faktörüdür. Bununla birlikte bu, bipolar bozukluğa sahip birinci derece bir akrabası olan herkesin hastalık geliştireceği anlamına da gelmemektedir. Güncel verilere göre dünya çapında  görülme sıklığı toplumun %2,5’u kadardır

Semptomlar:

*Yüksek enerji düzeyi

*Uyku ihtiyacının azalması

*Normalden daha fazla konuşmak

*Yüksek sesle veya hızlı konuşmak

*Bir çok etkinliği aynı anda yapmak

*Bir günde yapılabilecek miktardan daha fazla etkinlik planlamak

*Abartılı benlik saygısı veya büyüklenmecilik(kendini abartılı biçimde güçlü, önemli veya yetenekli hissetmek gibi)

*Hızla değişen konu fikir veya karar değiştirme

*Riskli davranışlarda artış(Örneğin aşırı yemek, aşırı içki tüketimi, çok alışveriş yapmak veya çok para harcamak gibi)

Çocuklar da ve gençler de Bipolar bozukluk semptomları farklı şekilde ortaya çıkar.

Depresif bir dönem sırasında çocuk ve gençler, mide ağrıları, başağrıları, sebepsiz üzüntü yaşayabilirler. Uyku saatler artar, iştah değişiklikleri olur. Azalan enerji ile aktivitelere duyulan ilgi azalır.

Çocuk ve ergenlerin mani yaşadıkları dönemde ise uyumakta güçlük, uzun süre yoğun mutluluk veya aptallık hali gözükür.

Psikoz da, bipolar bozukluğu olan kişilerin yarısından fazlasında, hastalık süresince en az 1 dönem ortaya çıkan bir diğer özelliktir. Psikoz, halüsinasyon veya sanrıların ortaya çıkma durumudur. Bu bipolar bozukluğun potansiyel semptomlarından biridir. Benzer şekilde katatoni de bipolar bozukluğun potansiyel semptomudur. Katatoni ise donakalımdır.  Yani hareket edememe türünden psikomotor belirtilerle karakterize klinik bir tablodur. Hem davranışı hem de motor tepkileri etkiler. Şizofreninin bir parçası olarak bilinse de majör depresyon ve bipolar bozuklukta da görünebilmektedir.

Bipolar Bozukluk Dönemleri

Bipolar bozukluk, epizodik doğasıyla tanınır. Arada semptomların olmadığı aralıklı mani veya hipomani ve depresyon dönemleri yaşanır. Bu farklı dönemlere duygudurum dönemleri denir.

Belirli bir bölüm düzeni yoktur. Her bölümün süresi ve ciddiyeti de kişiden kişiye değişir. Bu tip kişilerin yaşadığı farklı duygudurum dönemleri şunları içerir:

*Manik dönemler,

Anormal ve kalıcı olarak yükselmiş ve huzursuzluk içeren ruh hali dönemleridir. Manik dönemler şiddetli olduklarında belirgin sosyal veya mesleki bozulmaya neden olur. İlk manik dönem, erken çocukluktan, geç yetişkinliğe kadar herhangi bir zamanda meydana gelebilir. Bununla birlikte ortalama görülme yaşı 18 dir.

*Hipomanik dönemler,

“Hipo”,”alt/daha düşük” anlamına gelir. Ve hipomani, maniden daha az manik bir ruh halini belirtir. Mani’nin aksine, bu ataklar hastaneye kaldırmaya veya sosyal ve mesleki işlevselliği bozmaya yetecek kadar şiddetli değildir.

Hipmanik dönemler en az dört ardışık gün sürer ve neredeyse günün bütününü kapsar. Mani de ise dönem, en az 1 hafta veya daha uzun süre anormal ve kalıcı olarak devam eder.

*Depresif dönemler,

iki hafta boyunca devam eden duygusal ve enerjinin düşük olduğu dönemlerdir. Tipik semptomlar arasında yoğun ve şiddetli umutsuzluk, üzüntü ve değersizlik veya suçluluk duyguları vardır. Ayrıca   iştah değişiklikleri, uyku bozuklukları, heyecanlı davranışlar görülür. Kişide  ölüm veya intihar düşünceleri gelişebilir. Dikkat, odaklanma güçlüğü ve karar vermede zorlanma gibi mental güçlükler yaşanır.

*Karışık dönemler, mani ve depresyonun aynı anda meydana geldiği dönemlerdir.

Bipolar bozukluk, bir tür duygudurum bozukluğudur. Duygudurum bozukluğu olan kişiler, aşırı mutluluk, aşırı üzüntü veya her ikisini birden yaşayabilirler. Duygudurum bozuklukları davranışta da değişikliklere neden olur. Ayrıca kişinin iş veya okul gibi rutin faaliyetlerle başa çıkma yeteneğini etkileyebilir.

Depresyon, yaygın bir duygudurum bozukluğu türüdür. Ayrıca epizodların sıklığı ve süresine göre bipolar I  bozukluk, bipolar II bozukluk ve siklotimi olmak üzere türleri vardır.

Bipolar I Bozukluk

Bipolar I bozukluğun karakteristik özelliği, en az yedi gün süren bir manik atak geçirilmesi veya hastaneye yatış gerektirecek kadar şiddetli olmasıdır. Bipolar bir bozukluk da depresif epizodlarda ortaya çıkabilir ancak,  teşhis için gerekli değildir. Manik ve depresif dönemler arasında genellikle normal bir ruh hali dönemi yer alır.

Bipolar II Bozukluk

Bipolar II bozukluğunun tipik özelliği tam bir manik dönem asla meydana gelmemesidir. Maniden daha az ciddi olan hipomani görülür. Depresif dönemler hipomanik ataklarla ileri geri kayar. Bu süreçte kişinin günlük yaşamı ve işlevselliği etkilenir.

Siklotimi

Kişinin, hipomani ve hafif depresyon yaşadığı kronik, dengesiz bir ruh hali durumunu ifade eder. Semptomların şiddeti Bipolar I bozukluktan daha az olmakla birlikte, majör depresyon ve hipomaninin döngüsel nöbetlerini içerir.

Borderline kişilik bozukluğu da dahil olmak üzere başka ruh sağlığı bozuklukları ile de örtüşen semptomlar nedeniyle genellikle eksik ya da yanlış teşhis edilebilmektedir.

TEDAVİLER

İlaç tedavisi

İlaç tedavileri, bipolar bozukluğu tedavi etmenin anahtarı olarak kabul edilir. Bipolar bozukluk için tipik ilaçlar arasında antidepresanlar, duygudurum dengeleyiciler (antikonvülsanlar, lityum ve Vraylar gibi atipik antipsikotikler), dopamin agonistleri ve NMDA-reseptör agonistleri kullanılır. Seçici serotonin geri alım inhibitörü (SSRI) antidepresanlar, depresyon tedavisinde kullanılır, ancak semptomların hızlı döngüsüne neden olma olasılığı nedeniyle trisiklik antidepresanlardan kaçınılmalıdır. Duygudurum dengeleyiciler maniyi yönetmek için kullanılır ve intihar riskini azaltabilir . Anksiyete semptomları ve uyku bozuklukları için hedefe yönelik ilaçlar da reçete edilebilir.

Psikoterapi

Bipolar bozukluğu olan bireyin rahatsız edici düşünce, duygu ve davranışlarını fark ettirmek ve değiştirmek için psikoterapiye başvurulur. Kişinin bozuklukla baş etme becerileri kazanımında pek çok terapötik teknik kullanılır. Yaygın terapi türleri arasında başta Bilişsel Davranışçı Terapi olmak üzere farklı tedavi seçenekleri vardır.

Pisiko terapik ilaçlar yeterli tedaviyi sağlamazsa, tedaviye dirençli hastalar veya hızlı yanıtın gerekli olduğu durumlarda EKT(Elektro Konvülsif Terapi) uygulanır. Bu nörolojik bir prosedürdür.

Bellek ve biliş üzerinde olası yan etkileri nedeniyle EKT’nin uygun olmadığı durumlarda TMS(Trans Kraniyal) manyetik stimülasyon uygulanır. Bu yöntem depresyonla ilişkili sinir hücrelerini uyarmak için manyetik enerjinin gücünü kullanan, daha yeni invazif(cerrahi olmayan) olmayan bir tedavidir.

 

Beyin Sağlığı

Beyin Sağlığını Korumak ve Beynin Yaşlanmasına Karşı 10 Strateji

 

Beyin sağlığı

Beyin sağlığı 1-Bitkisel Beslenin

Diyetinizin %90’ı bitkisel besinleri, yani sebzeler, meyveler, baklagiller, kabuklu yemişler ve tohumları içermelidir. Diyetinizin, beslenmenizin doğal ve sağlıklı, bitkisel açıdan zengin olması Alzheimer başta olmak üzere pek çok beyin hastalığından sizi koruyacaktır.

2-Sık Sık Meyve Tüketin

Sebze ve meyveler de bulunan fitokimyasallar  beyindeki oksidatif stresi ve iltihabı hafifletmeye yardımcı olurlar. Beslenmenize ekleyebileceğiniz pek çok meyve ve sebze arasına yaban mersini ve narı mutlaka bulundurun. Yapılan çalışmalar fitokimyasal yönden zengin yiyeceklerin, hafızayı geliştirmeye yardımcı olduğunu göstermektedir.

3-Hayvansal Ürünlerin Tüketimini Sınırlandırın

Demir ve bakır bakımından zengin kırmızı et başta olmak üzere hayvansal ürünler beyindeki oksidatif stresi arttırmakta ve beyinde amiloid-beta plak oluşumunda rol oynamaktadır. Bu minerallerin zamanla vücuttaki birikimi fazla miktara ulaştığında  beyne zarar vermektedirler. Bu sebeple demir, bakır gibi mineralleri, kabak çekirdeği ve fasulye gibi daha sağlıklı seçeneklerden elde edebilirsiniz.

4-Yağ İhtiyacının Fındık ve Tohumlardan Karşılayın

Araştırmalar ceviz, fındık gibi gıdaların beyin fonksiyonlarına fayda sağladığını göstermektedir. Bunlar temel omega-3 yağ asidi ALA, DHA ve EPA bakımından zengin besinlerdir.

5-Omega-3, Dha ve B12 Vitamini Kullanın

Bunların kullanımı nörodejeneratif hastalıkları önlemede yüksek koruyuculuk içerir.

B12 eksikliği hafıza sorunları, kafa karışıklığı ve hatta depresyona neden olabilmektedir. Vücudun B12 vitaminini emme yeteneği yaşla birlikte azaldığından ve bu vitamin bitkisel besinlerde bulunmadığından takviye olarak almak tavsiye edilir.

6-D Vitamini Takviyesi Alın

Düşük D vitamini seviyesi bilişsel bozukluklara sebep olabilmektedir. D vitamini hafıza oluşumunda rol oynayan önemli bir vitamindir ve yaşlılarda bilişsel bozukluk ve demans riski ile ilişkisi bilinmektedir. Ayrıca D vitamini beyne glikoz ve kalsiyum taşınmasını düzenlemede rol oynar. Ek olarak iltihabı azaltır ve belirli nörotransmitterlerin kullanılabilirliğini arttırarak bilişsel süreçleri korur.

7-Tuzdan Kaçının

Yüksek tuz kullanımı kan basıncını yükseltir, atardamarları sertleştirir ve hassas kan damarlarına zarar verir. Beyin dokusundaki kan akışının bozulması bilişsel süreçlerde de bozulmaya sebep olur. Beslenmenizde tuz yerine baharatlar, otlar veya narenciye, sirke gibi karışımlarla yeni lezzetler yaratabilirsiniz.

8-Şekerden Uzak Durun

Yüksek şeker miktarı, kan şekerinde tehlikeli seviyelere ulaşılmasına neden olur. Bu durum kan damarı hasarına yol açarken beyin fonksiyonlarında aşamalı bir düşüşe sebep olmaktadır. Ayrıca yüksek tansiyona da katkıda bulunan şeker, bilişsel becerileri de bozmaktadır. Ek olarak yüksek şeker seviyeleri ile beyin küçülmesi arasında bir ilişki bulunduğuna dair bilimsel kanıtlar vardır. Yüksek glikoz seviyeleri zihinsel kapasiteyi azaltmaktadır.

9-Kolesterol ve Kan Basıncı Seviyenizi Koruyun

Alzheimer gibi hastalıklarla, kalp hastalığı arasında ortak risk faktörleri vardır. Kan akışının bozulması beyin dokusu hasarlarına da yol açabilmektedir. Beynin küçük arterleri kan basıncında ki yükselmelere duyarlıdır. Ve uzun süreli hipertansiyon bu arterlere zarar verir. Beyin dokusunda oluşan hasar ile zayıf bilişsel performans arasında bir ilişki vardır. Yüksek tansiyonun Alzheimer hastalığı ve diğer demans türleri riskini 2 katına çıkardığına dair bilimsel kanıtlar bulunmaktadır.

10- Hareketli Olun ve Aktif Kalın

Yaşamın her aşamasında düzenli egzersizin beyin sağlığı üzerinde olumlu etkileri olmaktadır. Fiziksel aktivite sırasında beyne giden kan akışının artması, kan damarlarını sağlıklı tutmaya yardımcı olmaktadır. Ayrıca, ancak hareketli ve sportif etkinlikler halinde salgılanan endorfin gibi bazı hormonların da ruh sağlığı üzerinde etkisi nettir.

 

Egzersiz yapmak beyin dokusunun hücresel enerji üretiminden sorumlu olan mitokondrinin daha fazla üretilmesine yardımcı olur. Tüm bunların daha iyi hafıza, tepki süresi  gibi  bilişsel işlevlerle doğrudan ilgisi bulunmaktadır.

 

Bağımlılık Nedir

BAĞIMLILIK

Bağımlılık deyince hemen ve ilk akla gelen uyuşturucular ve alkol bağımlılığı olsa da, pek çok diğer maddeden kumara hatta yemek yemeden egzersiz bağımlılığına kadar uzanan geniş bir yelpazede bağımlılık tan söz etmek  mümkündür.

En genel tanım ile bağımlılık zararlı sonuçlar yaratmasına rağmen devam eden madde kullanımı veya zorlayıcı eylemlerle karakterize, genlerden ve çevreden  etkilenen  karmaşık, kronik bir bozukluk halidir.

 

BağımlılıkBAĞIMLILIK TÜRLERİ

 

Madde bağımlılığı: İlaçlar da dahil çoğu psikoaktif maddenin bağımlılık yapma potansiyeli vardır. Bu bağlamda bağımlılık bireyde önemli ölçüde bozulmaya ve sıkıntıya yol açan sarhoş edici maddelerin kullanımı olarak tanımlanabilir. Bu durumda ki kişide kontrol bozukluğu, sosyal bozulma, bazı alet ve araçların risk içeren kullanımı sıklıkla görülür.

 

Madde Kullanım Bozuklukları:

*Alkole bağlı bozukluklar

*Kafeinle ilgili bozuklukları

*Kenevir ile ilgili bozukluklar

*Tütün ile ilgili bozukluklar

*Opioid ile ilgili bozukluklar

*Uyarıcı ile ilgili bozukluklar

*Halüsinojen ile ilgili bozukluklar

*Sedatif, hipnotik veya anksiyolotik lerle ilişkili bozukluklar

 

DAVRANIŞSAL BAĞIMLILIKLAR

 

Bir çok davranışın gerçekte bir bağımlılık olup olmadığı konusu hala çok tartışmalı bir konudur. Örneğin alışveriş bağımlılığı, egzersiz bağımlılığı ve seks bağımlılığı davranışsal bağımlılıklar olarak belirtilebilir. Bununla birlikte tıbbi bir tanı olarak değerlendirilen iki tür davranış şunlardır:

*Kumar bağımlılığı

*İnternet de oyun oynama bozukluğu

 

SEMPTOMLAR

 

Belirti ve semptomlar bir bağımlılık türünden diğerine değişse de bazı yaygın bağımlılık belirtileri şunları içerir:

*Ruh halinde, iştah ve uykuda değişiklikler

*Riskli davranışlar da bulunmak

*Eskiden zevk alınan diğer şeylere karşı ilgi kaybı

*İnkar

*Gizleme

*Yasal ve maddi sorunlar

*Maddeyi veya davranışı ailenin, iş ve diğer sorumluluklar dahil hayatın diğer bölümlerinin önüne koyma

*Olumsuz sonuçlarına rağmen madde kullanmaya veya bağımlı olunan davranışa devam etmek

*Giderek daha fazla miktarda madde kullanmak veya bağımlı olunan davranışı yapmak

*Yoksunluk belirtileri

Tüm bağımlılıklarda ortak olan 2 özellik ise şunlardır: Bağımlılık yapan maddenin kullanımı veya bağımlı olunan davranış, hem bireyin kendisi hem de çevresindekiler için sorunlara neden olur. Kişinin sorunlarının üstesinden gelebilme ve zorlu durumlarla başa çıkabilme yeteneklerini zayıflatır.

Bu uyumsuz davranışlar kalıcıdır. Kişi bağımlı olduğunda oluşan sorun ve yıkıma rağmen bağımlılık davranışına devam eder.

Birey bir maddeye veya davranışa bağımlı hale geldiğinde madde kullanmayı ya da davranışı durduramaz çünkü tolerans geliştirmiştir.

Tolerans, vücudun ilaç veya maddenin varlığına uyum yapmış olduğu anlamına gelir. Tolerans geliştiğinde aynı etkiyi yaratmak için daha fazla madde veya ilaç kullanmak gerekir.

Madde veya ilacın kullanımı aniden kesilir veya miktarı azaltılırsa, kişi de “Geri Çekilme” denilen fiziksel ve psikolojik semptomlar meydan gelir.

Daha önce de vurgulandığı gibi bağımlılık, kişi, yıkıcı ve zararlı sonuçlar yaşamasına rağmen zorunlu olarak maddeyi kullandığında veya bağımlı olduğu davranışı yapmaya devam ettiğinde ortaya çıkar.

 

TEŞHİS

 

Alkol, sigara gibi bir maddenin kullanımı her zaman için bir bağımlılık göstergesi değildir. Ancak ara sıra da olsa kullanım, bağımlılık riski yaratır. Bunun yanı sıra sağlık riski, sosyal risk ve ekonomik risk  de oluşturur.

Kişi, gerçekte bir bağımlı olsa dahi bunun bir sorun olduğunu kabul edip tedavi olmaya karar vermedikçe yardım sağlanamaz. Kişinin bağımlı olduğuna dair kabulü ve kararından sonraki adım, bir uzman/doktor  tarafından yapılacak muayenedir.

Bir kişinin alacağı kesin teşhis, bağımlılığının doğasına bağlı olur. Bağımlılığa yol açabilecek veya kötüye kullanılabilecek maddeler şunları içerir:

*Alkol

*Esrar

*Kokain

*Halüsinojenler

*Opioidler

*Steroidler

*Metanfetamin

*İnhalanlar( Solunanlar)

*Tütün/Nikotin

*MDMA

*Hatta bazı reçeteli ilaçlar

Bu maddeler tehlikeli biçimde yoksunluk semptomlarına neden olma potansiyeli taşırlar.

 

BİR BAĞIMLILIĞINIZ OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORSANIZ

 

Bağımlı olduğunu kabul etmediği halde veya bunun bir bağımlılık olduğuna inanmayan pek çok kişi vardır. Hatta bu o kadar yaygındır ki bunun bir adı da vardır” yüzleşme öncesi aşaması”. Bir bağımlılığınız olabileceğini düşünmeye başladıysanız siz, muhtemelen bu yüzleşme öncesi aşamayı geçtiniz. Şimdi dürüstçe düşünme zamanıdır. Kullandığınız madde veya meşgul olduğunuz davranış hakkında daha fazla bilgi edinin. Herhangi bir bağımlılık belirtiniz var mı gözden geçirin.

Bir çok kişi bu durumu değiştirmeye karar vermenin ardından durumu kendi kendine kontrol edebilir. Ancak bazıları için bırakmayı denemek hiçte hoş duygular yaratmayan geri çekilme semptomlarına yol açar. Böyle bir durumda derhal tıbbi bir yardım alın. Yaygın olarak buna sebep olan başlıca maddeler arasında uyarıcılar, kokain, metanfetamin, ve hatta reçeteli ilaçlar yer alır.

Bazı madde ya da ilaçları başlayıp bırakmak ve tekrar başlamak veya aşırı doz kullanmak akıl sağlığı bozukluklarına veya yaşamı tehdit eden tıbbi komplikasyonlara bile sebep olabilir. Bu sebeple ilaç veya madde bırakma süreci tıbbi gözetim altında yapılmalıdır.

 

BİR BAĞIMLILIK GELİŞTİRMEYE KATKIDA BULUNABİLECEK FAKTÖRLERDEN BAZILAR ŞUNLARDIR:

 

Beyin: Bağımlılıklar beynin ödül devrelerinde zamanla değişikliklere yol açar.

Aile Öyküsü: Ailenizde bağımlılığı olan biri varsa, sizin de bağımlı olma olasılığınız daha yüksektir.

Genetik: Bilimsel araştırmalar genetik faktörlerin bağımlılık geliştirme risk ve olasılığını arttırdığını göstermektedir.

Çevre: Bağımlılık yapan maddelerin kolaylıkla bulunduğu veya ulaşıldığı bir sosyal çevre, bağımlı olan kişilerle ilişkiye maruz kalma, bağımlılık gelişmesine katkıda bulunabilir. Ayrıca sosyal destek eksikliği, sosyal baskı ve zayıf başa çıkma becerileri de riski arttırır.

 

TEDAVİ

 

Bağımlılıkların gelişmesi zaman alır. Pek çok maddenin bir kez kullanımı ardından hemen bağımlılık yaratmaz. Ancak bazı maddelerin bir kez kullanımından sonra bile zihinsel sağlık sorunu geliştirmek olasıdır. Hatta aşırı doz sebebi ile oluşacak bir komplikasyondan dolayı ölmek bile  mümkündür.

Tüm iyileşme yolları aynı değilse de bağımlılıklar tedavi edilebilir. Yaygın tedavi yaklaşımlarından bazıları şunlardır:

*İlaçlar: Aş erme ve yoksunluk semptomlarının tedavisine yardımcı olacak ilaçlar mevcuttur. Bunların yanı sıra bağımlılığın altında yatan psikolojik bozuklukları tedavi etmek için anksiyete veya depresyon ilaçları da kullanılır

*Psikoterapi: Başta Bilişsel davranışçı terapi (BDT) olmak üzere, aile terapisi ve gurup terapileri de dahil psikoterapi yöntemleri mevcuttur.

*Destek grupları ve kendi kendine yardım: Yüz yüze veya online platformda destek gruplar içinde yer almak, psikoeğitim ve sosyal destek sayesinde kişilerin bağımlılıkları ile başa çıkmada harika bir seçenek olabilmektedir.

 

HASTANEYE YATIŞ

 

Bazı kişilerin oluşan ciddi komplikasyonlar karşısında tedavi için hastane yatışı gerekebilir.

 

İYİLEŞMEYE YARDIMCI OLACAK DİĞER ŞEYLER

 

*Erken uyarı işaretlerini fark edin. Pek çok insan bağımlılıklarını ve ne kadar bağımlı olduklarını fark etmeden yıllar geçirebilirler. Öyle ki bağımlılıkları yaşam tarzları haline gelir. Dolayısı ile yoksunluk ve geri çekilme semptomları yaşamadıklarından  bağımlı olduklarını fark etmezler. Ya da geri çekilme semptomlarını, yaşlanıyorum, çok yoruldum, sabahları zaten kötü uyanırım gibi yorumlama eğiliminde olurlar.

*Bağımlılık hakkında bilgi edinin. Kendinizi eğitmek iyi bir başlangıçtır. Bilgi ve eğitim ile bağımlılık yapan davranışları kontrol etmeyi öğrenebilirsiniz. Yardımın her zaman mevcut olduğunu unutmayın. Bu yardımın en iyi şekli terapistiniz veya doktorunuzdan destek almaktır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Anoreksiya Nervoza

Anoreksiya Nervoza’nın Belirtileri ve Uyarıcı İşaretleri

 

Anoreksiya NervozaFiziksel, Davranışsal ve Duygusal Belirtiler

Anerokisya Nervoza yeterince yememekle karakterize bir yeme bozukluğu türüdür. Çoğu zaman ergenlik dönemi başında başlayan kız çocukları olduğu kadar erkek çocukları da etkileyen hatta yetişkinlikte de teşhis edilebilen bir psikolojik bozukluktur.

Anoreksiya Nervoza psikolojik bozukluklar arasında yaşamı tehdit eden ve en yüksek ölüm oranına sahip yeme bozukluğudur.

Aneroksiya Nervoza yaşayan kişiler de şu belirtileri sergilerler;

 

Fiziksel Belirtiler

 

*Aneroksiya Nervoza’lı kişiler genellikle hasta olduklarını kabul etmezler. Çok düşük kilolu olduklarına inanmaz ve düşük kilolarını maskelemeye çalışabilirler.

 

*Aneroksiya Nervoza da kişi yeterli beslenmediği için, vücut hayatta kalmak için kaynaklarını korumak zorunda kaldığından, fiziksel belirtiler oluşur.

Bu fiziksel belirtilerden bazılar

Anemi,

Karın ağrısı,

Kabızlık,

Kolayca morarma,

Kırılgan tırnaklar,

Soğuk el ve ayaklar,

Tüylenme,

Kuru ve seyrelmiş saç,

Baş dönmesi,

Denge kaybı,

Düşük tansiyon,

Kas kaybı,

Soluk ve kuru cilt,

Soğuğa duyarlılık

Ve en tipik fiziksel belirtisi önemli ölçüde düşük vücut ağırlığıdır..

 

*Ergenlik sonrası genç kız ve kadınlarda menstural dönem kaybı yani adet kesilmesi

 

Davranışsal Belirtiler

 

Davranışsal belirtiler Aneroksiya Nervozalı kişinin aile üyeleri ve arkadaşları tarafından, dışarıdan kolayca fark edilecek belirtilerdir.

*Mide ağrısı şikayetleri

*Aneroksiya Nervoza’lı kişinin başkaları için yemeği kendisi yaptığı halde, pişen yemeği yememesi.

*Yemeği reddettiği gibi açlığın da inkarı.

*Sert hava koşullarında bile yürümek, koşmak veya egzersiz yapmak için dışarıda olma ısrarı

*Koşullar uygunsuz olsa bile aşırı hareketlilik (Çocuklarda hiperaktivite gibi görünebilir) veya egzersiz yapmak

*Alışılmadık veya tuhaf yiyecek kombinasyonları yemek

*Aşırı mükemmeliyetçilik

*Yorgunluk

*Yemek yemekten kaçınmak için, aile ile yemek yeme anlarında mazeret uydurup onlara katılmama

*Yemekten kaçınmak için yiyecekleri saklama

*Yemek kitabı, yemek programı gibi yiyeceklerle ilgili konulara takıntılı olma.

*Garip yeme ritüelleri veya garip yeme alışkanlıkları edinme

*Yemek yediği belirli kap veya tabakları kullanmaya ısrar veya takıntı geliştirme

*Yemek yemeye dair ani ve değişiklikler. Örneğin bir anda vejetaryen olmaya karar verme veya organik olmayan hiçbir yiyeceği yememe.

*Yiyecekler, kilo, kalori ve diyet hakkında düşünüp durma ve bu konuda çok konuşma

*Sık sık tartılma

*Çok sık aynaya bakıp vücut ve boyutunu kontrol etmediklerini

*Giderek önemli ölçüde kilo kaybı yaşadığı halde, kilo alma veya şişmanlamaktan korkma

 

DUYGUSAL BELİRTİLER

 

Duygusal belirtileri dışarıdan birinin fark etmesi güçtür. Bu belirtiler ise şunları içerir;

*Kaygı

*Depresyon

*Sosyal faaliyetlere katılmada çok az motivasyon hissetme

*Arkadaş ve aileden kendini geri çekme

*Çok fazla onaylanma ihtiyacı

* Eğer ince ve zayıfsam, değerli ve çekici biri olurum inancı

 

Ve kesinlikle şu konuda yanılgıya düşmeyin!

 

Tüm belirtileri yaşadığı halde pek çok Anoreksiya Nervoza’lı kişi dışarıdan normal kilolu gözükebilir. Halbuki henüz hayati düzeyde önemli kilo kaybetmemiş olduğu bir evrededir.

Siz veya bir yakınınız Aneroksiya Nervoza belirtileri gösteriyorsa mutlaka bir ruh sağlığı uzmanından yardım alın.

Anksiyete Atakları

 

 

Anksiyete atağı  psikoloji literatüründe panik atak olarak da geçmektedir. Anksiyete atağı gerçek bir tehlike veya tehdit olmaksızın ortaya çıkan aşırı endişe, korku dönemidir. Bunu deneyimleyen kişi panik duygusu ile kalp çarpıntısı, nefes darlığı, kontrol edilemeyen düşünce bombardımanı gibi pek çok belirtiyi yaşar. Anksiyete atağının yarattığı yoğun korku ve endişe ve panik hali birkaç saniyeden 15 dakikaya kadar ve bazen daha da uzun sürebilir.

Savaş veya Kaç Tepkisi

Anksiyete yaşamı tehdit eden durumlara karşı gelişmiş evrimsel bir stres tepkisidir. Bu tepki sempatik sinir sisteminin bir dizi stres hormonu salgılamak üzerinden  fizyolojik tepkimesiyle bağlantılıdır. Yani anksiyete vücudun savaş veya kaç tepkisidir.

Bazı insanlarda bu stres aşırı tepkiseldir. Bir iş sunumu veya bir sınava girmek gibi gerçekte tehdit edici olmayan durumlar bile bu kişilerde anksiyete atağına yol açar.

Anksiyete atakları hafif, orta veya yüksek şiddette olabilir. Anksiyete atak belirtileri kişiden kişiye ve durumdan duruma değişebilir. Bazen yaygın bir anksiyete bozukluğu şeklinde bazen de panik atak şeklinde deneyimlenebilir.

SEMPTOMLAR

Bir anksiyete atağının belirtileri şunları içerir:

*Baş dönmesi

*Kalp çarpıntısı

*Titreme

*Terleme

*Nefes darlığı

*Mide bulantısı

*Göğüs ağrısı

*Uzuvlarda uyuşma ve karıncalanma

*Sinirlilik

*Bayılacak hatta ölecek gibi zannetme ve yoğun korku ve panik içerir.

NEDENLERİ

Anksiyete ataklarının tek bir nedeni yoktur. Belirli, stresli yaşam durumlarında, bireysel tetikleyicilere kadar pek çok sebep den kaynaklanabilir. Ayrıca anksiyete atakları bir çok ruh sağlığı bozukluğunun da bir belirtisi olabilmektedir. Bir çok kişi stresli bir yaşam döneminde anksiyete atağı yaşayabilir. Şu gibi durumlar anksiyete atağını tetikleyebilirler:

*Sınavlar

*Sunum veya performanslar

*Mali güçlükler

*İşsizlik

*Yoğun iş temposu

*Boşanma

*Sevilen birinin kaybı

*Hasta veya bakıma muhtaç biri ile ilgilenmek

*Afetler

*Kaza ve hastalıklar

*Küresel pandemi

Gerçekte anksiyete bir duygu olarak herkesin deneyimleyebileceği, hayatın normal bir parçasıdır. Sağlıklı düzeyde kaygı ve endişe kişiyi tetikte, dikkatli ve odaklanmış tutar. Ancak bazen büyük yaşam değişiklikleri, olağan endişeleri akut semptomlarla birlikte bir anksiyete atağına dönüştürebilir.

Öngörülemeyen şoke edici durumlar bazı insanlar da anksiyete atağı tetikleyebilir. Dilimizde “boş bulunmak” dediğimiz, hazırlıksız bir anda yaşadığımız basit bir durum bile bunu tetikleyebilir. Örneğin aniden korkutulmak, bir kedi tarafından tırmalanmak, merdivenin bir basamağını kaçırıp boşa adım atmak bile buna sebep olabilir.

Diğer Psikolojik Bozukluklarla İlişkisi

Bazen de anksiyete atakları başka bir psikolojik bozukluğun bir belirtisidir.  Başlı başına anksiyete  şu gibi bozuklukların bir özelliğidir.

*Yaygın anksiyete bozukluğu

*Sosyal ankasiyete bozukluğu

*Travma sonrası stres bozukluğu

*Obsesif Kompulsif Bozukluk

*Özgül fobiler

*Agorafobi

*Panik bozukluk

Anksiyete Atakları ile Kendi Kendine Başetme

Bir anksiyete atağı geçirirken kendinizi kontrolü kaybetmiş gibi hissedebilirsiniz. Ancak kontrolü geri almanın yolları vardır.  Bazı stratejiler ataklarınızın şiddetini azaltabileceği gibi sonraki atakların önlenmesini de sağlar. Size yardımcı olacak bazı stratejiler şunlardır:

*Sağlıklı beslenme

*Düzenli ve yeterli uyku

*Nefes egzersizleri

*Gevşeme egzersizleri

*Bedensel aktivite(spor, yürüyüş, yoga gibi)

*Olumlu iç diyaloglar

*Olumlu imgeleme

*Tedavi almak

Anksiyete Ataklarının Tedavisi

Anksiyete atakları için tedavi almak çok önemlidir. Çünkü sıklıkla devam eden anksiyete atakları, ardından depresyonu da getirebilmekte hatta intihar girişimi riskini de arttırabilmektedir.

İlaç Tedavisi

Anksiyolotik ilaçlar, ankasiyete bozuklukları için merkezi bir tedavi biçimidir ve semptomların azalmasında etkilidir. İlaç tedavisi psikiyatri hekimleri tarafından verilir. SSRI’lar ve SNRI’lar anksiyete tedavisi için en yaygın olarak reçete edilen antidepresanlardır.

Psikoterapi

Anksiyete atakları için etkili psikoterapi uygulamaları vardır. Özellikle panik veya anksiyete ataklarının semptom ve sıklığını azaltmada etkili terapi Bilişsel davranışçı terapidir.(BDT). Bu konuda eğitimli ve deneyimli bir klinik psikolog ile görüşmek ve terapi almak son derece faydalı olacaktır.

 

 

 

 

 

 

 

 

Aile İçi Şiddet

Aile içi ŞiddetAİLE İÇİ ŞİDDET

Aile içi şiddet, kısaca bir kişinin eşine, anne babasına, çocuklarına, kardeşlerine ve akrabalarına yönelik ciddi, yaşamsal risk içeren bir istismar türüdür. Erkeklerin aile içi şiddete maruz kalma olasılığı daha düşük olsa da, onların da mağdur olabileceğini bilmekte fayda var;
Aile içi şiddetin en görünür şekli fiziksel şiddettir. Bununla birlikte manipülasyon, şantaj, duygusal ve psikoloji şiddet, cinsel istismar, ekonomik şiddeti de bu çemberin içerisine koyabiliriz. Burada istismarcının amacı partnerini ya da aile üyesini kontrol altına alma ve hükmetme girişimidir. Unutmayın kişinin dışa dönük şiddet göstermemesi istismarcı olmadığı anlamına gelmez.
Bir çok istismarcı çok iyi manipülatörlerdir. Bu yüzden onları gerçekten tanımak ve anlamak zor olabilir. Hiç belirti vermeyebilirler. Bu da istismara uğrayan kişi için nadir yaşanmış bir olay, bir kaza gibi algılanabilir.
Örneğin yaşanan bir şiddet olayından sonra istismarcının partnerine bolca özür ve pişmanlık sözleri söylemesi ya da pahalı veya anlamlı hediyeler alması, aşk ve sevgi patlamaları, ağlayıp sızlaması, hatta sorunun çözümü için uzmandan yardım almak istemesi gibi taktikler uygulayabilir. Böyle bir durum da dahi unutulmaması gereken kişinin yaptıklarından pişman olması onun istismarcı olmadığı anlamına gelmez.

Aile İçi Şiddet Uyarı İşaretleri

Kendinizin, bir arkadaşınızın veya sevdiğiniz birinin aile içi şiddete uğradığını düşünüyorsanız, hızlı bir şekilde yardım almanız önemlidir.

İşte dikkat etmeniz gereken bazı uyarı işaretleri:

Duygusal istismar: Partneriniz yapmış olduğunuz etkinliklerle ve becerilerinizle dalga geçebilir; sizi küçük düşürmek, ezmek, utandırmak veya hakaret etmek; ya da değersiz ve beceriksiz olduğunuzu söyleyebilir.
Kıskançlık: Sizden gizli telefonunuzu veya bilgisayarınızı karıştırabilir. Sosyal medya hesaplarınızı kontrol etmek, sahip olduğunuz mail, banka şifrelerinize erişmek isteyebilir. Ailenizle olan iletişiminize engel olmak isteyebilir. Sizi telefonunuzda sürekli arayıp nerede olduğunuzu ve ne yaptığınızı bilmek isteyebilir. Sürekli olarak kılık-kıyafetinize karışabilir.
Takip etme: Reddedildiklerinde olayı bir sonra ki aşamaya geçirip, aracınızı takip edebilir, habersiz iş yerinize gelip huzursuzluk çıkarabilir, ya da evinize gelebilirler.

Gözdağı: Sizi ürkütmek, korktuğunuzu bilmekten haz alabilirler.
Cinsel kontrol: Uygun olmadığınız ya da istemediğiniz zamanlarda sizinle cinsel ilişkiye girmek isteyebilirler; İlgilenmediğiniz zamanlarda bile ilişki talep edebilirler; mahremiyet alanı dışında sizi fantazilerine ortak etmek için baskı yapabilirler.
Fiziksel istismar: Herhangi bir sebepten ya da sebep olmaksızın sizi darp edebilir, yaralayabilir ya da tehdit edebilirler.
Bu şiddet sizi, çocuklarınızı manipüle edip hatta evde bulunan evcil hayvanlarınızı dahi rehin almaya kadar gidebilir. Bunun adı ve şekli ne olursa olsun derhal harekete geçin.
Fiziksel istismar arkadaşlarınızın, bir sevdiğinizin ya da hiç tanımadığınız birinin de başına gelebilir. Bu kişiler içinde bulundukları durumdan utanıp bunları paylaşmak istemezler. Gözlerinizi açık tutun. Şunu bilin ki işler daha kötüye gitmeden yardım edebilirsiniz.

İşte dikkat etmeniz gerekenler:

Kişi sizi alenen toplum içerisinde aşağılamasa da, daha küçük hareket, davranışlar ve eleştirilere dikkat edin. Mesela size gereksiz yere sinirleniyorlar mı?
Arkadaşınız partnerinin yanında rahat konuşabiliyor mu? Ya da sessiz mi kalıyor. Mağdurlar çoğu zaman partnerlerini öfkelendirmemek için çok konuşmazlar ya da sözlerini sürekli yumuşatırlar.

Bahaneler üretme: Mağdurlar genellikle partnerlerinin asabi ve kötü davranışlarını mazur görme eğilimindedirler. Örneğin partnerinin işsel sorunları veya aile içi maddi sorunları bahane edip, partnerini grup içerisinde haklı çıkarmaya çalışırlar. Aslında partnerinin iyi biri olduğunu ve bazen sorunların üstesinden gelemediğini söyleyip durumu kurtarmaya çalışırlar.
Sahiplik: Arkadaşınızın partnerinin aşırı sahiplenme ve kıskançlık durumlarını iyi takip edin. Arkadaşınız karşı cinsten biriyle konuşurken, partneri garip davranıyor mu ya da arkadaşınızın telefonuna gelen bir mesajla çok mu ilgililer. Bunların hepsi kontrol işaretleri olabilir.
Gözlemlediğiniz morluklar ve yaralanmalar: Evet, insanların başına gün içerisinde pek çok küçük kaza gelebilir. Bir gün onu morluklar içerisinde görebilirsiniz. Bununla ilgili size düştüğünü söyleyebilir. Ama bu kazalar ve morluklar periyodik bir şekilde oluyorsa o zaman duruma daha ciddi bakmanız gerekebilir

Ani kişilik değişikliği: Arkadaşınız birden bire içine kapanırsa sebebini anlamaya çalışın. Çünkü çoğu zaman mağdurlar yaşadığı tacizi veya şiddeti kendilerinden de saklarlar.
Siz (veya Bir Arkadaşınız) İstismara Uğruyorsanız Ne Yapmalısınız?
Partnerinizin size şiddet uyguladığını kabul etmek korkunç olabilir. Ondan ayrılmalı mısınız yoksa sevgi bunu tolere eder mi? Mağdur için bu kararı vermek çok zor olabilir. Bu biraz zaman alabilir. Cesur olun. Olabilecek bir sonraki istismar için acil durum çantası hazırlayın. Birkaç kıyafet, cüzdanınızı bir çantaya koyun. Böylece ayrılmaya karar verdiğinizde hazır olmuş olacaksınız. Kapıyı vurup gidebilirsiniz.

Hızlı bir uyarı:

Kendinizi bir tehlike içinde görüyorsanız 155’i arayın. Ayrıca 183 Aile içi şiddet yardım hattını da arayabilirsiniz. Bu sayede güvende olabilirsiniz. Her gün ortalama 5 kadın öldürülüyor. – bu nedenle, ne zaman ayrılmak gerektiğini bilmek önemlidir.

Şiddet durumu halinde ihbar hattını aradığınızda ;
*Sakin olun ve panik yapmayın
*Neden aradığınızı en net ve kısa şekilde bildirin
*Size yardımcı olmaya çalışan yetkiliyi dinleyip, anladığınızdan emin olun ve onunda sorularına en anlaşılır şekilde cevap verin
*Bulunduğunuz yeri tarif etmeniz ya da adres vermeniz gerektiğinde yine en kolay en net en anlaşılır şekilde söyleyin. Mümkünse konumunuzu paylaşın.
*Size verilen tüm yönergelere uyun.

Ayrılma kararı vermeden önce planlarınızı yapmış olun. Kendiniz ve çocuklarınız için bir güvenlik planı oluşturun.

Arkadaşınızın tacize veya şiddete maruz kaldığını düşünüyorsanız, onu konuşmaya zorlamayın. Konuşun ve yanında olduğunuzu hissettirin.
Arkadaşınız partnerinin istismarcı olduğuna yönelik direnç gösterebilir. Bu yüzden konuşmalarınıza dikkat edin. Asıl önemli olan ayrılmaya karar verdiklerinde yanında durup destek olacak birisinin olmasıdır.

Her ne olursa olsun ister siz ister arkadaşınız istismara uğrasın, bu konuda uzman birisi mutlaka seçenekleriniz arasında olmalı. Bu sizin gergin ilişkilerle, duygusal zorluklarla baş etmenizde yardımcı olacaktır.

Adrenal Yorgunluk

Adrenal Yorgunluk

Adrenal Yorgunluk-Tüm dünyada ruhsal rahatsızlığı olan 500 milyon kişi bulunuyor. Sonuç olarak Bu, her yıl 7 kişiden 1 tanesinin tedavi gerektirecek derecede ruhsal sorunu olduğu anlamına geliyor.

adrenal yorgunluk

Böylelikle her 4 kişiden 1 kişi yaşamının bir döneminde ruhsal rahatsızlıklardan etkileniyor.

Ruh sağlığı ciddi anlamda bozuk olan her 4 kişiden 3 kişi hiçbir tedavi almıyor/alamıyor.

Dünya Sağlık Örgütü tempolu yaşamın STRES inin getirdiği sağlık sorunlarını,

“21. yüzyıl sendromu” olarak resmen tanımış durumda.

Aşırı stresin neden olduğu bazı psikiyatrik problemler

Depresyon, Anksiyete Bozukluğu, Tükenmişlik Sendromu, Cinsel İşlev Bozuklukları, Alkol ve Madde Kullanım Bozukluğu, İntihar Düşünceleri ve Girişimleri …

Günümüzdeki Başlıca Stres Kaynakları

Çevresel faktörler: Terör olayları, toplumsal şiddet, göç, işsizlik, açlık, çevre kirliliği, gürültü ve baz istasyonları gibi…

Sosyal ortam ile ilgili faktörler: Her türlü kayıp (ölümle, iflasla vb.) Eğitim ve işe girme ile ilgili sınavlar. Mobbing, evlenme, yuva kurma ve boşanma …

Fizyolojik faktörler: Ergenlik, gebelik, menopoz, hastalıklar, yaşlanma, yaralanma, yanlış beslenme…

Düşünsel faktörler: Değersizlik, yetersizlik, güçsüzlük fikirleri, dışlanma, reddedilme, kabul görmeme …

STRES

Yeni oluşan bir koşul karşısında verdiğimiz zihinsel, ruhsal ve bedensel-fizyolojik tepkilerin tümüdür.

Birey stres kaynağı ile karşılaştığında, sempatik sinir sisteminin etkin hale gelir. Beden savaş ya da kaç tepkisi gösterir. Bu durum kalp atışlarının hızlanması, tansiyonun yükselmesi, solunumun hızlanması ve adrenalin salgılanmasına neden olur. Savaş ya da kaç tepkisinin ortaya çıktığı bu aşama,“ALARM” aşaması olarak adlandırılır.

Stresin 
 Fiziksel belirtiler

Kalp çarpıntısı, nefese darlık, gerginlik , terleme, titreme, baş ağrısı, göğüs ağrısı, kas ağrıları, mide ve barsak şikayetleri, diş gıcırdatma ve çenede sıkılık, uykusuzluk, iştah değişimi, düşük enerji ve güçsüzlük, cinsel istekte ve aktivitede azalma, sürekli olarak grip, nezle ve enfeksiyon kapmak.

Stresin 
 Duygusal belirtileri

 Özellikle kaygı, korku, endişe, huzursuzluk, tedirginlik, güvensizlik, çaresizlik, gerginlik, sinirlilik, öfke, kızgınlık, hayal kırıklığı, mutsuzluk, ümitsizlik, değersizlik, yetersizlik, karamsarlık…

Stresin 
 Zihinsel belirtileri

Bununla birlikte unutkanlık, dağınıklık ve karışıklık, odaklanmada güçlük çekmek ve dikkat eksikliği, muhakeme gücünde düşüş, düşüncelerin hücum etmesi, kötümser olmak ve her olayın kötü tarafını görmek (olumsuz iç diyaloglar)

Stresin 
 Davranışsal belirtileri

Sinirli davranışlar sergileme, tırnak yeme, huzursuzluk, yerinde duramama ve volta atmak, iştahta değişiklik ya çok fazla yemek ya da hiçbir şey yememek, artan alkol, ilaç ve sigara tüketimi, sorumluluklardan kaçınmak ve sürekli ertelemek, iş verimliliğinde düşme…

Yasemin KULAÇ

Klinik Psikolog

Yalnızlık

Yalnızlık

Yalnızlık hem sosyal etkileşimin kesildiği ve kişinin izole kaldığı bir durum hem de anlamlı ilişkilerin yokluğundan ötürü hissedilen bir tür üzüntü duygusudur.

yalnızlık

Yalnızlıkla ilgili yapılan araştırmalar ve istatistik veriler “yalnızlığımızın” giderek artmakta olduğuna işaret etmektedir. Nedenini acı ve yalnızlığın oluşturduğu “mutsuz kronikler” sayısının artması endişe vericidir.

Acı bir paradokstur. Birliktelik, sevgi, ait olma, güvende hissetme arzusu ile başlayan duygusal ilişkiler ve evlilik bağı ile resmileşen romantik seçimler bile kişiye kendini yalnız hissettirebilmektedir.

Ruh ve beden sağlığı üzerinde de çok büyük tesirleri olan bu durumun bir tür yoksunluk durumu olarak da tanımlanabilir. Yalnızlık, sigara kullanımından, alkolizme, uyku bozukluklarından, yeme bozukluklarına, dahası depresyon ve kaygı bozukluklarına varan, hatta insanı intihara kadar sürükleyebilecek bir yaşam dramıdır.

Yalnızlık bizi farklı ve genellikle beklenmedik şekillerde etkiler. Etrafınız insanlarla çevrili olabilir ama kendinizi tamamen onlardan kopuk hissedebilirsiniz. Bilindiği gibi Pandemi fiziksel izolasyon yarattı ve bunun sonucunda her şey çevrimiçi hale geldi.

Yalnızlık çok gerçek bir olgudur ama aynı zamanda da çok yaygındır. İşte ofiste veya evde yalnızlıkla mücadele etmekte sizlere  bir kaç ipucu.

Bunun Normal Olduğunu Unutma

Yalnızlık genellikle değişim dönemleriyle ilişkilendirilir ve hepimiz pandemiden bu yana büyük bir değişimden geçtik. Bu yüzden kendinize karşı sakin olun ve başkalarının da aynı şeyi hissettiğini bilin. Değişimle birlikte yalnızlık da yaşamın doğal bir parçasıdır.

Yalnız hissediyorsan başkası için bir şey yap

Kulağa mantıksız gelebilir. Ancak araştırmalar, başkalarına yardım etmenin bizi daha az yalnız hissettirebileceğini ve refahımızı iyileştirebileceğini gösteriyor. Gönüllü kuruluşlarına katılın. Yerel bir topluluk grubuna katılın, bir arkadaş, meslektaş veya komşu için bir iyilik yapın. Ya da hal hatır sormak için akrabalarınızla görüşün.

Yalnızlığını tahmin et

Hepimizin yalnız zamanları ya da hayatımızın yalnız kısımları vardır. Bu sadece bu duruma nasıl tepki verdiğimizle ilgilidir. Ne zaman yalnız kalırsın? Akşamları mı, hafta sonları mı, doğum günleri mi yoksa resmi tatiller mi? Önceden plan yapın ve bir şeyler yaptığınızdan emin olun.

Bu, dolu bir sosyal hayata sahip olmanız gerektiği anlamına gelmez, okumak için bir kitap veya denemek istediğiniz  bir kurs olabilir. Zamanınızı ilginç, besleyici ve eğlenceli şekillerde dolduran her şey.

Yalnızlığınızın sizi genellikle zevk alacağınız şeyleri yapmaktan alıkoymasına izin vermemeye çalışın. Çevrenizdeki birçok insan muhtemelen bir dereceye kadar aynı duyguyu paylaşıyor.

İş hakkında konuşma

İş arkadaşlarınızla yaptığınız küçük önemli alışverişleri, kısa da olsa küçümsemeyin. Gün içinde beş dakikalığına telefonu kaldırıp birini arayın ve iş dışında bir şey hakkında konuşun: Nasıl olduklarını sorun, XYZ’nin son bölümünü gördüler mi? Daha da iyisi, ofiste çalışıyorsanız, bir meslektaşınızla bir çay veya kahve için.

Kendini başkalarıyla kıyaslama

Meslektaşlarınızla sosyalleşmek, özellikle kendinize olan güveniniz diğerleri kadar yüksek olmadığında ve kendinizi yalnız hissettiğinizde göz korkutucu olabilir. Bunu akılda tutarak, başarılarınızın size özel olduğunu unutmayın. İnsanlar hayatlarıyla ilgili paylaşımlarda bulunduğunda, yalnızlığı yaşayanların sadece biz olduğumuzu düşünebiliriz. Başkalarının ne hissettiği hakkında hiçbir fikrimiz olmadığını hatırlamak çok önemlidir. Bu yüzden kendinizi başkalarıyla karşılaştırmaktan kaçının.

 

Sermayeyi derin ve değerli ilişkilere yatırmak, doyum ve haz veren karşılıklar almak ve dost zengini olmak dileğiyle…

Sevgi, sağlık ve güvenle kalın.

Stres Yönetimi

Stres Yönetimi

Stres yönetiminde; kişinin, kendisine, olaylara ve geleceğe BAKIŞ AÇISI önemli olmaktadır. Olumsuz düşünceler, değerlendirme ve yorumlar olumsuz duygulara ve uyum bozucu davranışlara yol açar.

stres yönetimi

Olaylara, durumlara ve genel olarak hayata ne açıdan baktığımız orada ne gördüğümüzü belirleyen verilerden bir tanesidir. Gerçekçi düşünebilmek için resmin tamamını görmeye çalışın.

Bazen stresin kaynağı bizzat bireyin kendi kişiliğidir.

POZİTİF ve ÇÖZÜM ODAKLI KİŞİLERİN Stresten etkilenme biçimi anlamlı biçimde daha hafiftir.

Kimi durumlarda zaman kendi başına stres nedeni olabilmektedir. Zaman baskısı enerjiyi tüketir, üretkenliği azaltır, kişiyi kaygılı ve mutsuz yapar. Zamanın etkili biçimde kullanılması stresi daha kolay yönetmeyi sağlar.

Kişilerarası iletişim sorunları strese nedeni olabilmektedir. Sorunları doğru anlamak, doğru şekilde ifade edebilmek ve karşıdaki kişilerle yapıcı bir şekilde çözmek Stresi ortadan kaldırmada çok etkilidir.

Sevin! Olumlu ilişkiler kurun.

Sevdiğimiz biriyle kucaklaşmak vücudumuzda doğal ağrı kesiciler (oksitosin hormonu) salgılamamıza neden olur.

SANAT la uğraşı stresle baş etmede resim, ahşap boyama, örgü, dikiş, takı tasarımı gibi el sanatları yararı kanıtlanmış bir gerçektir.

Spor Yapın

Egzersiz yapmak psikolojik sorunlar geliştirmiş pek çok vakada antidepresanlar kadar etkilidir. Stresten kurtulmak için egzersiz yapın.

Aynı şey beyniniz için de geçerli. Beyniniz de tıpkı kaslarınız gibi egzersize ihtiyaç duyar.

BEYNİNİZİ KULLANIN!

Ayrıca stres yönetimi için günde birkaç dakikanızı zihinsel egzersizlere ayırmak sadece fikirlerinizi güçlendirmekle kalmayacak, aynı zamanda hafızanızı geliştirecek ve zihninizi de sakinleştirecektir.

Dans edin

Son yıllarda hastalıkların tedavisinde birçok alternatif yollara başvurulmaktadır. Bunlardan biri olarak dans edin! Sonuç olarak Yapılan araştırmalara göre dans etmek, hareket ve denge için beyne yardım ediyor, neşe ve moral veriyor ve hastalıkların seyrini de değiştirebiliyor!

Gülün!
 Hatta (mümkünse) kahkahalar atın!!!

Benzer şekilde gülmek stresi azaltmada son derece etkilidir. Gülme anında, tıpkı egzersiz sırasında salgılanan ve ağrının şiddetini azaltan endorfin hormonu gibi, vücutta kişinin kendisini iyi hissetmesine neden olan kimyasallar salgılanmaktadır.

Doğanın stres azaltıcı etkisi vardır.

Ayrıca  doğanın ve doğal olan her şeyin insan gelişimine olumlu etkisi ve insanın ruhsal boyutu ile ilişkisi açıktır. Hatta doğa ile iç içe bulunmak, strese karşı önleyici ve koruyucu olmakta ve hatta tedavilerde etkinliği artırmaktadır.

Sağlıklı BESLENİN

Her şeyden önce Antioksidanlardan zengin besinler, B grubu vitaminlerdemir yönünden zengin diyet, anti-stres minerali olarak da bilinen magnezyumun tüketimi stresin etkisini azalmaktadır. Sonuç olarak Balık tüketmek strese karşı koruyucudur. Ayrıca Sigara ve Alkolden uzak durmak, fastfood türü kızartma, hamburger, kola, pizza gibi enerji değeri yüksek besinler tüketmemek önerilir. Ve günde en az 8-10 bardak su içmelisiniz

Dinlenin ve tatile de zaman ayırın

Bununla birlikte sakin ve derin NEFES alın ve verin, alın ve verin …

Stresin engellenebilir veya geri döndürülebilir bir süreç olduğunu unutmayın. Ayrıca stres tepkilerini azaltmaya nefes alış verişinizi kontrol altına almaktan başlayın. Ondan sonra sakin ve derin nefes almayı öğrenmek, tam gevşemeyi öğrenmek yolunda atılan en önemli adımdır.

ve GEVŞEMEYİ ÖĞRENİN

Ayrıca gevşeme, stres altındaki bireyde başlayan stres tepkisinin tam karşıtı bir etki yapar. Gevşeme hareketleri ile kaslar rahatlar, tansiyon düşer, solunum yavaş ve derin olur, kan şekeri azalır. Sonuç olarak bedende başlayan psikosomatik stres tepkisi kırılır.

https://youtu.be/6bD0Qtcbqpg

Yasemin KULAÇ

Klinik Psikolog

Bulimia Nedir

Bulimia nervoza bir yeme bozukluğu türüdür. Tıkınırcasına yeme,  ardından da  telafi yöntemi olarak kusma, musil …

Bipolar Bozukluk/Manik Depresif Bozukluk Nedir?

  Bipolar bozukluk, mani veya hipomani epizodları olarak bilinen anormal  yüksek seviyelerden, depresif epizotlar …

Beyin Sağlığı

Beyin Sağlığını Korumak ve Beynin Yaşlanmasına Karşı 10 Strateji   Beyin sağlığı 1-Bitkisel Beslenin Diyetinizin …