ANNE-ÇOCUK UYUMU VE UYUMSUZLUĞUN BEDELLERİ

NNE – ÇOCUK UYUMU ve UYUMSUZLUĞUN BEDELLERİ

Ahenk anne-çocuk arasındaki ilişki ve iletişim ritminin bir parçası olarak zımnen oluşur. Aralarındaki ahenk sayesinde annelerin çocuklara, onların ne hissettiklerini bildiklerini ifade ettikleri saptanmıştır.

Çocuğun sağlıklı psikolojik gelişimine dair yapılan gözlem ve araştırmalar anne-çocuk arasındaki ilişkideki ahenk ve ahenksizlik anlarının, çocuğun yetişkinliğindeki yakın ilişkilerindeki tavır tutum ve beklentileri üzerinde çok çarpıcı etkileri olduğunu göstermektedir.

Örneğin bir bebek keyifli sesler çıkardığında, anne onu onaylar veya bebek çıngırağını salladığında, karşılık olarak anne de hafifçe titrer vb. İşte böylesi bir etkileşimde annenin, bebeğinin heyecan düzeyine uyumlu onaylayıcı mesajlar vermesi ile oluşan ahenk, bebeğe güven aşılayacak olan anne-çocuk arasındaki duygusal bağlantıyı etkiler.

Ahenk basit bir taklitten çok farklıdır. Taklit etmekle yetinmek bebeğe ne yaptığını bildirirken, ahenk bebeğin ne hissettiği ve hissettiği şeyin anlaşıldığı bilgisini vermektedir. Ve bu sayede bebek anlaşıldığını bilir.

Anne ile bebek arasındaki bu yakın ahengin yetişkinlerin hayatındaki en yakın örneği olarak sevişmek örnek verilebilir. Bu, paylaşılan arzu, uyuşan niyetler, aynı anda değişen karşılıklı uyarılma halleridir. Bu, tıpkı aşıkların sözcüklerle ifade edilemeyen ve ancak onlara derin bir ahenk duygusu ve eşzamanlılık içinde birbirlerine karşılık verme hazzını içen şeydir.

Bu ahengin tutarlı ve tekrarlı halleri çocuğa insanlarla hisleri paylaşma yeteneği verir. Bu yetenek iyi bir duygusal rehberlik sayesinde yaşam boyu gelişmeye ve şekillenmeye devam edecektir.

Ancak aileler çocukları ile ahenk içinde değillerse, çocuk derinden sarsılır ve bu duruma üzüntü ve sıkıntıyla karşılık vermeye başlar. Bu ahenksizliğin uzun sürdüğü durumda ise sonucun çocuk üzerindeki maliyeti büyük olur.

Anne, çocuğunun neşe, gözyaşı, kucak ihtiyacı vb gibi çeşitli duygularına empati göstermekten sürekli uzak kalıyorsa, ne yazık ki çocuk, bu duyguları ifade etmekten ve hatta hissetmekten vazgeçmeye başlayacaktır. Böylece ve büyük olasılıkla bütün bir duygu yelpazesi çocuğun yakın ilişkiler repertuarından silinmeye dahi başlayabilir.

Sonuç olarak bu ahenksizlik hali çocuğa pasif olmayı, depresif olmayı, agresif olmayı öğretecek ve hayat boyu ödeyeceği duygusal bedeli çok ağır olabilecek bir maliyet de çıkaracaktır.

Özetle duygusal ihmal, empatiyi köreltir.

Halbuki empati, ilgi göstermektir, diğerinin hislerini paylaşabilmektir. Diğerinin acısı benim de acımdır diyebilmektir. Empati yapabilmek, insan olabilmektir.

Yasemin KULAÇ

Klinik Psikolog

Close cart
Ara Toplam:  0,00