ÇOCUK VE GENÇLERDE DEPRESYON

ÇOCUK ve GENÇLERDE DEPRESYON

Uluslararası araştırma verileri modern hayat tarzının dünyanın her yerinde benimsenmesi ile birlikte yayılan bir modern depresyon salgınına işaret ediyor. 21. yy’ ın kaygı çağı olmasının yanı sıra depresyon da buna eşlik ediyor.

Depresyon geçirme olasılığı yaşla birlikte bir artış gösterse de, en fazla artış gençler arasında görülmekte. Bulgular birbirini takip eden her kuşak için çocukların ebeveynlerine kıyasla daha yüksek ve ağır bir depresyon riski taşımakta olduğu yönünde. İlk depresyon nöbetinin yaşandığı yaşın çocukluk dönemine kadar inmesi de dünya çapında bir trend gibi gözükmekte.

Erken yaşlardan itibaren başlayabilen bu depresif hal, yalnızca üzüntü değil, aynı zamanda kişiyi felç eden bir halsizlik, keder, kendine acıma duygusu ve baskın bir umutsuzluk içermekte.

Uzmanlardan bunun nedeni hakkında görüş bildirmeleri istendiğindeyse, ortaya pek çok kuram atılmakta.

Bu görüşlerden başlıcası; çekirdek aile yapısının korkunç bir aşınmaya uğraması yönünde. Boşanmalar ikiye üçe katlanmış durumda ve ebeveynlerin çocuklarına ayırabildikleri zaman çok az. Çocukların çoğu geniş ailelerini tanımadan büyüyorlar ve coğrafi hareketlilik de son hızla artmış durumda.

Geniş aileden, toplum ve kültür tarafından gelen destek sistemleri, yenilgi ve başarısızlık gibi inançlara tampon vazifesi yapmaktadır. Bu sistemlerin kaybı ve yıkımı ise inançların silikleşmesine katkıda bulunur. Bu da kişiyi anlık bir yenilgiyi bile sürekli bir umutsuzluk kaynağına dönüştürmeye daha eğilimli yapar. Oysa yaşama dair inançlara sahipseniz, işinizi kaybetmiş olmak gibi gerçek bir zorluk bile sadece geçici bir yenilgi olarak kalacaktır.

Nitekim kaynağı ne olursa olsun depresyon, özellikle çocuk ve gençler için acil bir sorundur. Üstelik depresyonun teşhisi ve tedavisi ile yetinmeyip önlenmesinin de gerekliliği açıktır.

Çocukluk ve gençlik dönemimde görülen hafif depresyon belirtileri bile kişinin hayatının ileriki evrelerinde ve yetişkinliğinde daha şiddetli depresyon dönemlerinin erken uyarı işareti olabilir.

Elbette ki her çocuğun zaman zaman üzülmesi doğaldır; çocukluk ve gençlik, tıpkı yetişkinlik gibi, dönem dönem büyüklü küçüklü hayal kırıklıkları ve kayıplarla birlikte kederlerin yaşandığı zamanlardır.

Ve ancak üzüntü bir karamsarlığa dönüşerek umutsuzluğa, asabiyete ve içe dönüklüğe, yani çok daha şiddetli bir hale dönüyor ve uzun zamandır da sürüyor ise, vakit geçirmeden bir önlem ve destek almakta yarar olacaktır.

Önlem alınmadığı ve destek sağlanmadığı halde çocuk ve gençlerin ödediği bedel, depresyonun kendisinin verdiği sıkıntıyı aşmaktadır.

Örneğin, çocuklar sosyal becerileri arkadaşlık ilişkileri içinde öğrenirler. Ne var ki, depresifler okul ortamında diğer çocukların pek oynamadıkları, ihmal edilen çocuklar arasında kalabilir. Bu çocukların hissettikleri keyifsizlik ya da üzüntü, sosyal temasları başlatmaktan kaçınmalarına ya da bir çocuk onlarla birlikte olmak istediğinde yüz çevirmelerine yol açar. Bu sosyal işareti diğer çocuk ancak bir tersleme olarak algılayacağı içinde, sonuçta depresif çocuklar oyun alanlarında bir kenara itilir ya da görmezden gelinirler.

Nitekim depresif olanlar olmayanlarla kıyaslandığında, sosyal açıdan daha beceriksiz, daha az arkadaşa sahip, oyun arkadaşı olarak diğerlerinden daha az tercih edilen, daha az sevilen ve diğer çocuklarla ilişkileri sorunlu olan çocuklara dönüşürler.

Bu çocukların ödediği bir değer bedel de okuldaki başarısızlıktır. Çünkü depresyon bilişsel bozulmaya yol açar ve dikkat, konsantrasyon ve bellek gücü zayıflar. Çocuk için öğrenme, akılda tutma ve öğrendiğini dışa aktarma güçleşir.

Sonuç olarak tüm bu olumsuz deneyimler depresyonu ve etkisini kat be kat artırır. Hâlbuki depresyon tedavi edilebilir bir rahatsızlıktır.

Önlem alın. Gerekiyorsa destek alın!

Yasemin KULAÇ

Klinik Psikolog

Close cart
Ara Toplam:  0,00